İran’la ateşkes kalıcı barış sağlayacak mı?

04:0010/04/2026, Cuma
G: 10/04/2026, Cuma
Kadir Üstün

Trump’ın İran medeniyetini yok etme tehdidi savurduğu bir aşamada varılan ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesi kolay olmayacak. İran’ın Hürmüz kartını oynayarak Trump’ı adeta köşeye sıkıştırması bu aşamaya geçilmesinde etkili oldu. Pentagon’un bir Amerikan pilotunu kurtarma operasyonunun başarısızlıkla sonuçlanan zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirme operasyonu olduğu şeklindeki iddialar doğruysa, Trump’ın askeri operasyonla istediğini alamayacağını görmesi de etkili oldu. İran’ın nükleer

Trump’ın İran medeniyetini yok etme tehdidi savurduğu bir aşamada varılan ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesi kolay olmayacak. İran’ın Hürmüz kartını oynayarak Trump’ı adeta köşeye sıkıştırması bu aşamaya geçilmesinde etkili oldu. Pentagon’un bir Amerikan pilotunu kurtarma operasyonunun başarısızlıkla sonuçlanan zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirme operasyonu olduğu şeklindeki iddialar doğruysa, Trump’ın askeri operasyonla istediğini alamayacağını görmesi de etkili oldu. İran’ın nükleer programını ve füze kapasitesini büyük oranda gerileten Amerika ve İsrail, Hürmüz’ün açılması ve zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi konularında başarılı olamadı. Bu durumda Trump bu hedeflerine müzakere yoluyla ulaşabilmek için İran’ı masaya oturmaya zorlamak adına yeni bir tırmandırma çabasına girişti. Washington’ın açıkladığı 15 maddelik listeye İran’ın 10 maddelik kendi listesiyle cevap vermesi sonucunda kurulacak varılan ateşkes anlaşması, belki de taktiksel nükleer kullanımına kadar gidebilecek yeni bir tırmanma dönemini engellemiş oldu.

Ateşkesin şartlarının Lübnan’a İsrail’in saldırılarını içerip içermediği tartışmaları daha ilk günden ateşkesin kalıcı olmayabileceğine işaret ediyor. İran’ın Hürmüz’ü tekrar kapattığı gibi haberler de müzakere sürecinin ne kadar inişli çıkışlı olacağını gösteriyor. Savaşın askeri aşamasının dondurularak müzakere aşamasına geçilmesi hem bölgenin daha fazla kaosa hem de küresel ekonominin daha kötü bir krize sürüklenmemesi açısından olumlu. Ancak İsrail’in hedeflerine ulaşmak için operasyonlarına devam edeceği şeklindeki açıklamaları müzakere süreci üzerinde baskı oluşturmak istediğini gösteriyor. Trump’ın İsrail’e danışmadan ateşkes anlaşmasını kabul etmesi de savaşa girişinde en etkili olan partnerinin ‘bu iş kolay olacak’ yönündeki telkinlerinin ne kadar gerçeklerden uzak olduğunu fark ettiğine işaret ediyor. Trump her ne kadar savaşa girerken İsrail’in telkinlerini dikkate almış olsa da savaştan çıkış arayışında İsrail’i sürece zoraki dahil ederek ‘asıl patron benim’ mesajı veriyor.

GÜNAH ÇIKARMA ZAMANI MI?

Trump’ın Kasım seçimleri öncesinde İran savaşını bitirme isteği rasyonel siyasi hesabın bir gereği olmasına karşın İsrail’in savaşa devam baskısı Washington’da epeydir rahatsızlık yaratmış durumda. Normalde Trump’ı destekleyen birçok etkili ekran yüzünün İsrail’e tepkilerini sert biçimde ifade etmeleri, Trump’ın bu savaşa sürüklendiği yönündeki tezi güçlendiriyordu. Ancak Trump’ın ‘İran medeniyetini yok etme’ tehdidi onlar için bile kabul edilemez bir söylem oldu. Trump’a karşı açık tavır alan Tucker Carlson ve Megyn Kelly gibi isimler, bir yandan Trump’ın irrasyonel söyleminden bir yandan da Amerika’nın İsrail’in bölgedeki ‘kirli işlerini’ yapmasından yakınıyordu. Bu yaklaşım, ironik bir biçimde Trump’ın savaşın asıl sorumlusunun İsrail olduğunu söyleyerek müzakereye yönelmesine kapı aralayan bir argüman sağlıyordu.

New York Times’da 7 Nisan’da yayınlanan İran’la savaş kararının nasıl alındığını anlatan haber analiz, İsrail’in rolüyle ilgili kritik ayrıntılar verirken Trump’ın bakanlarının da savaş kararıyla aralarına mesafe koymaya çalıştıklarını gösteriyor. İran medeniyetini yok etme tehdidi büyük tartışmalar yaratırken Trump’ın bir şekilde çıkış yolu aradığı bir aşamada yayınlanan makale, savaşın ciddi biçimde gündeme gelmesinin Netanyahu’nun çabası sonucunda olduğunu aktarıyor. Savaş kararının Netanyahu’nun en son Beyaz Saray ziyaretiyle somutlaştığını anlatan yazıya göre, Trump yönetimi yetkilileri arasında sadece Savaş Bakanı Pete Hegseth askeri müdahaleyi destekledi. Kararın nihai olarak Trump’a ait olduğunu resmeden makale, yetkililerin Hürmüz konusunda uyarı yaptıklarını ve İsrail’in iddialarının aksine rejim değişikliğinin mümkün olmadığını savunduklarını aktarıyor.

Makale stratejinin net olmaması, hedeflere tam ulaşılamaması, çıkış stratejisinin belirsizliği gibi bildik eleştirileri öne çıkarırken Trump’ın pasif kalmaktansa aksiyon almayı tercih eden nihai kararına vurgu yapıyor. Ancak makalenin öne çıkan kritik noktası, ulusal güvenlikten sorumlu yetkililer arasında İsrail’in ortaya koyduğu stratejik resme ve ulaşılabileceğini iddia ettiği hedeflere karşı duyulan derin güvensizliğin hâkim olması. İsrail’in maksimalist ve gerçekçi olmayan hedefler peşinde koşmasına karşın Trump yönetiminin daha makul hedefleri gerçekleştirmek üzere savaşa girdiği şeklinde bir tablo çiziliyor. Yönetim yetkililerinin adeta bir günah çıkarma çabasına zemin hazırlamak üzere aktardığı bilgiler, Trump’ın başından beri risklerin farkında olduğu ve İsrail’in argümanlarına kanılmadığı gibi temalar etrafında yoğunlaşıyor. Bu şekilde hem Amerikan kamuoyuna Trump yönetiminin İsrail’in değil kendi seçtiği hedefleri gerçekleştirmek için çok daha gerçekçi bir tavırla savaşa girdiği mesajı verilmeye çalışılıyor.

ÇIKIŞ STRATEJİSİ

Trump’ın daha ilk günlerden itibaren hem zafer ilan etmesi hem de savaşın uzun sürebileceğini söylemesi derin bir çelişki olarak öne çıksa da bunun elindeki opsiyonları açık tutma çabası olduğu belliydi. Bir yandan Hürmüz ve uranyum konularında istediklerini alamayan bir yandan da NATO’yu istediği şekilde savaşa sokamayan Trump, çıkış stratejisini daha fazla tırmandırma üzerine kurmaya çalıştı. Tırmandırma stratejisine aynı stratejiyle karşılık veren İran’ın kolay teslim olmayacağı mesajını alan Trump, Amerika’nın zaten hedeflerine ulaştığı ve Hürmüz’ün başkalarının problemi olduğu gibi söylemler üzerinden manevra alanını geniş tuttu. Petrol varil fiyatlarının 140 dolara kadar sıçraması ekonomik baskıyı artırdı ve Trump’ın ‘medeniyet yok etme’ tehdidini doğurdu.

Trump’ın tehditlerinden belki daha da fazla petrol arzı ve fiyatlardaki dalgalanmalardan olumsuz etkilenen ülkelerin baskısının İran üzerinde etkili olduğu açık. Trump’ın Çin ziyareti öncesinde kendisine önemli bir çıkış yolu sağlayan ateşkes, küresel piyasaları kısa dönemde rahatlatacaktır ancak kalıcı bir barış anlaşmasının önünde birçok engel var. Gazze’de olduğu gibi İsrail’i savaş konusunda dinleyen ama müzakere sürecinde dışarda bırakan Trump, benzer bir stratejiyi İran’a karşı izleyebilir. İsrail’e gerekli baskıyı yapıp kontrol edemezse veya etmek istemezse de kalıcı bir barış sağlanması mümkün olmayacaktır.

#ABD
#İran
#Kadir Üstün