Çavit Çağlar hapiste, ya destekçileri?

00:0023/04/2001, Pazartesi
G: 11/09/2019, Çarşamba
Koray Düzgören

Çavit Çağlar''ın ABD''de yakalanmasından bu yana medyayı izliyorum.Kimse kalkıp da şöyle geniş kapsamlı bir portre çalışması yapmadı.Çavit Çağlar kim? Ve bu duruma nasıl geldi?Siyasi yasaklı Demirel''in yasağının kalkması için o tarihlerde neler yaptı?Demirel''e nasıl destek verdi? Mesela bu kampanya için kaç para harcadı?Sonra siyasi yasağı kalkıp yeniden politikaya atılan Demirel''le ilişkileri nasıl gelişti? Kamu bankalarına borçlu olduğu halde bankalardan sorumlu devlet bakanlığına nasıl getirildi?Vesaire,

Çavit Çağlar''ın ABD''de yakalanmasından bu yana medyayı izliyorum.

Kimse kalkıp da şöyle geniş kapsamlı bir portre çalışması yapmadı.

Çavit Çağlar kim? Ve bu duruma nasıl geldi?

Siyasi yasaklı Demirel''in yasağının kalkması için o tarihlerde neler yaptı?

Demirel''e nasıl destek verdi? Mesela bu kampanya için kaç para harcadı?

Sonra siyasi yasağı kalkıp yeniden politikaya atılan Demirel''le ilişkileri nasıl gelişti? Kamu bankalarına borçlu olduğu halde bankalardan sorumlu devlet bakanlığına nasıl getirildi?

Vesaire, vesaire…

Cavit Çağlar ne yaptıysa sanki tek başına yaptı ve tek başına suçlu…

Ortaya çıkarıldığı söylenen ve ilginç isimler takılan yolsuzluklarla ilgili operarasyonlarda da durum aynı.

Birkaç işadamı, birkaç bürokrat tutuklanıyor. Gerisi yok.

Genellikle devletin parası çalındığı halde, onlarla işbirliği yapan, soygunların yapılması için karar veren ve uygulayan siyasi ve bürokratik iradeden söz eden yok.

Birileri gitmişler ve devletin kasasını açıp birşeyler alıp götürmüşler.

Bunu yaparken de kasayı açık bulmuşlar sanki?

Mesele neredeyse buna indirgeniyor.

Bir de bunları bilip de görmezden gelen ve soygunların üzerine gidilmesini çeşitli gerekçelerle engelleyen politikacı-bürokrat devlet adamları var.

Bunların işbirlikçisi ve hatta ortağı…

Devlete yönelik büyük vurgunun bu şekilde sunulmasında, bürokrasinin bir kolu gibi çalışan yargının da rolü var.

Onlar da, bağlı oldukları siyasi veya bürokratik irade hangisiyse, oradan sinyal almadıkça herhangi bir meselenin üzerine gitmiyorlar.

Mesela, ''Beyaz Enerji'' denilen operasyon…

Ve kuşkusuz, bunları kamuoyunun gözünden saklayan medyanın bu soygun düzeninde önemli bir yeri var. Bu sistemden pay aldığı ve hayatiyetini bu sisteme bağladığı için…

Bazan bu durum iyice ayyuka çıktığında ve prestijleri, şimdi olduğu gibi yerlerde sürüklendiği zamanlarda serzenişte bulunmuyor değiller.

"Medyaya kızıyorsunuz ama yine de birçok şeyin ortaya çıkmasını biz sağlamadık mı?"

Evet… Allah için haklarını yememek lazım…

Neyse ki siyaset ve bürokrasi içinde siyasi çekişmeler, çıkar çatışmaları, itiş kakışlar ve pay kavgaları oluyor da bu soygun düzeninde olup bitenlerin çok küçük bir yüzdesini öğrenme fırsatı bulabiliyoruz.

Mesela, arkası gelmese de şöyle bir haber dahi çıkabiliyor:

(Haber eski, Egebank''ın içinin boşaltılması ile ilgili.)

" Bankalar Yeminli Başmurakıbı Sinan Çam başkanlığındaki üç murakıp tarafından hazırlanan rapor, 23 Haziran 1999 tarihinde Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanlığı''na ulaştı. Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanlığı, Egebank''ın içinin boşaltılmış durumda olduğunu, mali durumunun bir daha düzeltilmeyecek bir biçimde bozulduğunu söyleyen raporu, aciliyeti nedeniyle 2 gün içinde, 1 Temmuz 1999''da, bankalardan sorumlu genel müdürlük Hazine Müsteşarlığı Banka Kambiyo Genel Müdürlüğü''ne gereğinin yapılması için gönderdi.

Banka Kambiyo Genel Müdürlüğü, bankaya yasa gereği el konulması gerektiğini gösteren raporu dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay''a ulaştırdı. Uluğbay raporun gelmesinden 5 gün sonra intihar girişiminde bulundu.

Uluğbay''ın intihar girişiminin ardından 5 bankaya el koyma kararının alındığı 21 Aralık 1999 tarihine kadar hiçbir işlem yapılmayan raporun nerede takıldığı konusunda bilgi edinilemezken, bu dönemde, Uluğbay''ın yerine yaklaşık 15 gün süreyle başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan vekalet etti. Uluğbay''ın iyileşmesinden sonra göreve dönmemekte direnmesi üzerine, söz konusu bakanlığa Recep Önal getirildi."

Adeta herhangi bir polisiye romandan alınma bir pasaj gibi değil mi?

Raporu engelleyen, dolayısıyla bankayı boşaltanlarla suç ortağı olması gereken sizce kim olabilir?

A) Hikmet Uluğbay mı?

B) Hüsamettin Özkan mı?

C) Recep Önal mı?

D) Bu konuda derinlemesine bir araştırmayı engelleyen dönemin başbakanı Bülent Ecevit mi?

E) Banka Kambiyo Genel Müdürlüğü''nde görevli odacı mı?

F) Bunlardan hiçbiri mi?

Bu testi Cavit Çağlar için de yapabilirsiniz. Diğer yolsuzluklar ve kanunsuzluklar için de. İşi, Susurluk''a ve faili meçhul cinayetlere kadar vardırabilirsiniz.

Cavit Çağlar''a o devlet imkanlarını kimlerin tanıdığı, kimlerin siyasi nüfuz kullandığı ve kimlerin sahip olduğu güç sayesinde soruşturmaları ve davaları engellediği sorulmayacaksa boşuna göz boyamacılık yapmaya kalkmasınlar.

Çünkü Çağlar olayıyla ilgili, başta Demirel ve emekliliğinden sonra Çağlar''la çalışan dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman olmak üzere konuyla ilgili olanlara enazından birşeyler sormadan sadece onu hapse atmak, bence büyük haksızlık.

Bu, her yolsuzluk ve hortumlama olayı için geçerli.

Siyasi ve bürokratik bağlantıları ortaya çıkartılmayan yolsuzluk ve kanunsuzluklar bana göre göz boyamacılıktan öte bir şey değil.

Kirlilik ve çürümüşlüğün boyutları devletin itibarını iki paralık eder diye çekiniyorlarmış…

Varsın etsin… Bundan daha beteri mi olur…