
Bu başlığı, Yalçın Küçük''ün Abdullah Öcalan''la 1992 yılının sonbaharında Bekaa Vadisi''nde yaptığı konuşmanın bir bölümünü yayınladığı ''Kürt Bahçesinde Sözleşi'' isimli kitabından esinlenerek verdim...
Küçük, Türkçe''de ''Sözleşi'' diye bir kelime olmadığını, hem ''söyleşi''yi ve hem de ''sözleşme''yi anlattığı için bu sözcüğü kendisinin uydurduğunu söylüyor... Hem konuşmayı ve hem de bağıtlamayı içerdiği için tercih ettiğini ifade ediyor.
Burada Apo''nun Türkiye ile Kürtler arasında bir ''sözleşi'' yaptığını anlatıyor...
Bazı Kürtler ise bugünlerde Apo''nun Bekaa''da değil ama İmralı''da ihanetle meşgul olduğunu ve devletle bir ''sözleşi'' yaptığını ileri sürüyorlar...
Tabii bu ''sözleşi''nin aslında sadece Türkiye Cumhuriyeti devleti ile değil başka devletlerle de yapıldığını ifade ediyorlar...
Apo olayına ve İmralı''da görülmekte olan mahkemenin safahatına serinkanlı bakabilen ve PKK''nın geçmişi ile bugün arasında bağlantı kurabilenler de böyle düşünüyor...
Apo''nun daha Türkiye''ye getirilişi sırasında uçakta, kendine gelir gelmez söylediği, "Devlete hizmet etmeye hazırım" sözleri ile mahkemedeki açıklamalarında büyük bir tutarlılık görülüyor... Hem geçmişte Apo''nun PKK''yı kurarken giriştiği ilişkiler ve karanlık bağlantıları hem daha sonraki yıllarda ortaya çıkan bazı belirtiler ve şimdi de mahkeme safhasındaki açıklamaları nedeniyle ben, birçok meslektaşımın aksine Apo''nun ifadelerinde hayrete düşülecek yeni unsurlar olmadığını düşünüyorum...
Ve mahkemede Apo''nun söylediği sözlerin rastgele olmadığını, önceden tasarlandığını düşünüyorum...
PKK olayını yakından izleyenlerin bildiği gerçeklerin mahkemede açıklanması fazla ilginç olmasa da, Apo''nun bazı ifadeleri oldukça önemli sayılabilir... Örneğin, Misaki Milli sınırları ile ilgili sözleri, Kürtler''in 1925''de nasıl kullanıldığı ile ilgili açıklamaları... Hatta, bugün de bölgede o yıllara benzer oyunların oynandığını söyleyerek Misaki Milli''nin yeniden yorumlanması gerektiğini belirtmesi...
Ama işin asıl ilginç yanı, mahkemede, PKK''nın ilişkileri ve 15 yıldır devam eden savaşla ilgili dişe dokunur herhangi bir bilginin dile getirilmeyişi olmaktadır.
Çok titizlikle ve uzmanlar tarafından hazırlandığını sandığım soruların, PKK olayıyla ilgili bilgilerin, ilişkilerin ortaya çıkmasını sağlayamadığı bir gerçek...
Apo''nun savunmasını avukatlarına bırakmadığı ve belli bir anlayış çerçevesinde sorulan soruların da yardımıyla değişik bir savunma yaptığı görülüyor...
Bu durumu sezmek için PKK uzmanı olmaya gerek yok!..
Müdahil avukatlardan bazıları bile mahkemede PKK''nın birçok ilişkisinin ve olayla ilgili gerçeklerin ortaya çıkmadığından şikayet ediyor ve soruşturmanın derinleştirilmesini isteyeceklerini söylüyorlardı...
Bunu isteyemediler!..
Kaldı ki, mahkemenin de böyle bir eğilimi bulunmuyordu...
Uzman hukukçular, kapalı kapılar ardında, usulen dosyadaki belgelerin incelenmesi gerekirken bunun yapılmadığını dile getirirken, mahkeme davanın bir an önce sonuçlanması için esas hakkındaki mütalaanın okunması kararını veriyordu...
Şimdilik kimse tartışmak istemiyor ama, sanırım bu davanın hukuki yönü de sonra çok konuşulacak...
Aslında bu dava hukuki olmaktan çok siyasi bir seyir izliyor...
Apo, bir örgüt liderinden çok bir devlet sorumlusu edasıyla açıklamalarda bulunuyor, yorumlar yapıyor... Türkiye''nin birlik ve bütünlüğüne ne kadar önem verdiğini anlatıyor. Bazı yerlerde dış güçler tarafından kullanıldıklarını söylüyor. PKK''nın bilinen dış bağlantılarını, fazla bir ayrıntıya girmese de döne döne dile getiriyor...
İç bağlantılarla ilgili bilgiler, birkaç siyasi liderin dolaylı temaslarıyla sınırlı kalıyor...
Bir askeri temsilci ile yapıldığı ileri sürülen temaslar konusunda (Bu durum, konunun uzmanı olanlar tarafından zaten birkaç yıldır biliniyor!..) mahkemede ayrıntılı bilgi vermekten kaçınıyor...
Ve diğer iç bağlantılardan, uyuşturucu trafiğinde ortak oldukları kamu görevlilerinden JİTEM''den, silah kaçakçılarından nedense hiç söz etmiyor...
Tıpkı PKK ile temasta bulunan, hatta PKK''lıların transit geçtiği birçok ülkeyi sayarken ABD ve İsrail''den hiç bahsetmediği gibi...
Bu mahkeme, sadece Apo''nun mahkum edildiği bir yargılama olarak tarihe geçecek... Yoksa Türkiye''nin son 15 yılının heder olmasına, ekonomik yıkıntılara, acılarla dolu bir iç göçe, onbinlerce insanın ölümüne, binlercesinin sakat kalmasına neden olan bu savaştan, terörden sorumlu tutulan böyle bir örgütün içyüzünün, beş altı günlük bir mahkemede günışığına çıkması elbette beklenemez...
Ben de böyle bir şeyin amaçlandığını pek sanmıyorum...
Fakat Apo bir şeyi tekrar tekrar dile getiriyor: Kullanıldıklarını...
Kendisinin, PKK''nın, Kürtler''in kullanıldığını ifade ediyor... Geçmişte olduğu gibi...
Burada doğruyu söylüyor...
Tabii, Apo''yu, PKK''yı ve PKK''ya şu ya da bu nedenle sempati duymuş ve duymakta olan Kürtler''i kullananların hangi güç ya da güçler olduğunu bu mahkemede öğrenebilecek değiliz...
Kürt bahçesindeki bu yeni ihaneti, bu kullanmayı, kullanılmayı Kürtler dahil olmak üzere hepimiz enine boyuna tartışmalıyız... Bu sayede belki de yaşadığımız sorunların nedenlerini de tesbit etmiş olacağız...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.