Ciddi bir "Ateşli silahlar" yasası gerekiyor

00:0012/05/2007, Cumartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Kürşat Bumin

Güney Kore''li öğrenci Ço Seung Hui''nin geçen ay Virginia Teknik Üniversitesi''nde 32 kişiyi öldürmesi Amerika''da çok yaygın olan “silah kültürü” hakkındaki tartışmaların bir kere daha alevlenmesine neden oldu.Söz konusu “kültür”de Amerikalıları yakalayabilmek imkansız herhalde. Bu tartışmalar dolayısıyla televizyon ekranında karşılaştığım dosyada karşıma çıkanları hayal bile edemezdim doğrusu. Ateşli silahlara pek düşkün bu halktan kimileri özel alanlarda “top atışı” bile yapıyorlardı... İnanılması

Güney Kore''li öğrenci Ço Seung Hui''nin geçen ay Virginia Teknik Üniversitesi''nde 32 kişiyi öldürmesi Amerika''da çok yaygın olan “silah kültürü” hakkındaki tartışmaların bir kere daha alevlenmesine neden oldu.

Söz konusu “kültür”de Amerikalıları yakalayabilmek imkansız herhalde. Bu tartışmalar dolayısıyla televizyon ekranında karşılaştığım dosyada karşıma çıkanları hayal bile edemezdim doğrusu. Ateşli silahlara pek düşkün bu halktan kimileri özel alanlarda “top atışı” bile yapıyorlardı... İnanılması gerçekten çok zor görüntülerdi bunlar. Koca koca adamlar askeri komutlarla doldur-boşalt yapmakla meşguldüler. İnsana “Batsın böyle kültür!” dedirtecek gürüntülerdi bunlar...

Unutmuşum, Virginia''daki katliam dolayısıyla tekrar gündeme gelince hatırladım: Amerikan Anayasası''nın “İkinci Ek”i de zaten bu “kültür” üzerine. Bu “Ek” halkın ateşli silah sahibi olmasını garanti altına alıyor. Bu “hak”ın tanınması tarihi epeyce eski tabii ki: 1791. Dolayısıyla o günlerin şartları göz önüne alındığında makuldur denebilir. Ama aynı “hak”ın ikiyüz yıl sonra hâlâ anayasal güvence altında olması kabul edilebilecek bir düzenleme midir?

Peki o zaman bize bugün tamamen yersiz-anlamsız görünen bu “hak”ın bugünleri görebilmesinin nedeni nedir? Kolay soru; bu kalıcılık tabii ki bir yanda silah endüstrisinin çıkarlarından öte yanda ise Amarikan halkının silahı kutsayan militarist ruh halinden kaynaklanıyor. Özellikle de ülkenin “Cumhuriyetçi” halkının ruh halinden. Demek ki “Amerikan rüyası”, içinde böyle sapkınlıklar da eksik değil... Milyonlarca insanın “boş zamanları”nda silah talimi yaptığı bir ülke.

Bu “giriş”i niçin yaptığım anlaşılmıştır muhakkak.

Hepimiz biliyoruz ki “ateşli silahlar” tutkusu (malum lafın tekrarı bile yüz kızartıcı) bu memleketin de başta gelen sorunlarından birisi. Emniyet Genel Müdürlüğü''nün verilerine göre Türkiye''de şu anda ruhsatlı silah sayısı 1 500 000. Ruhsatsız silahlara ilişkin tahmin daha da korkutucu: 3 000 000. Silahlanmaya karşı mücadele eden Umut Vakfı''nın tahminine göre ise ülkedeki ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısı 7 000 000''dan az değil.

Gördüğünüz gibi Türkiye de, ABD gibi, “dişine kadar silahlanmış” bir ülke görünümünde.

O halde söyleyin: Nüfusunun 1/10''unun silahlı olduğu bir ülkeye “medeni bir ülke” denebilir mi? Eğer denemez ise (ki denemez) bu manzara karşısında kılını kıpırdatmayan “kuvvetler”in görevini yaptığı söylenebilir mi?

Tamam haklarını yemeyelim; TBMM İçişleri Komisyonu''na gelen yeni kanun teklifi silahsızlanma yolunda atılan bir adımdır. Ama bu adım yeterli midir?

Gazetelerde yer alan bir habere göre, AKP ve CHP''den çok sayıda milletvekilinin imzaladığı Ateşli Silahlar ve Bıcaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun''da değişiklik yapılmasına ilişkin bir yasa teklifi İçişleri Komisyonu''nda görüşülmüş. Yeni düzenlemeye göre siyasi partilerin miting ve kongrelerinde, izinli, izinsiz toplantı ve yürüyüşlerinde, spor salonlarında, kapalı mekânlardaki düğün, nişan ve bar, pavyon, diskotek gibi mekanlarda taşıma ruhsatlı bile olsa silah bulunduranlara altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilecekmiş. Sayılan yerlerde ruhsatsız silah bulunduranlar için ise öngörülen ceza ise dört yıldan sekiz yıla çıkarılıyormuş. Yine aynı çerçevede kolaylıkla gerçek mermi atar hale getirilebilen “kuru sıkılar” ise (hepten yasaklanmak yerine) 18 yaşından küçüklere ve ateşli silahlarla işlenen suçlardan dolayı bir yıldan fazla hapis cezası alanlara (artık) satılamayacakmış....

Görüyorsunuz; ülkedeki “silah kültürü”nün önünü ciddi olarak kesmekten çok uzak bir tasarı daha duruyor önümüzde. Yasa teklifinin altına imza koyan milletvekilleri ceza artırımlarıyla ve yeni yaş sınırlamalarıyla bu işin altından kalkılabileceğine ciddi ciddi inanıyorlar mı?

Birkaç ay içinde toplumun “silahsızlandırılması”yla ilgili yayımladığım bu üçüncü yazım. Önceki yazılarımda olduğu gibi bugün de, başta AKP''liler olmak üzere milletvekillerine bir hususu yine hatırlatmak isterim: Nüfusunun 1/10''nun -ruhsatlı-ruhsatsız farketmez- silahlandığı bir ülkede vatandaşların güvenliğinin devletin ilgili kurumları tarafından sağlandığını ileri sürebilmek imkansızdır. Dolayısıyla bu önemli sorunun çözümü için çok daha radikal önlemler getiren bir yasa çıkarmak TBMM''nin birinci görevidir.

Açıkçası, “silah kültürü” söz konusu olduğunda bu derece “utangaç” ve “toleranslı” davranış sergilemek büyük bir sorumsuzluk örneğidir.