
Eski yazıları ısıtıp tekrar servis etmekten ben de haz etmiyorum. Ancak yaşadığımız ülke bizi buna mecbur ediyor.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi''nin dünkü gazetelerde yer alan kararı ile siz de karşılaşmışsınızdır. Söz konusu daire, aşağı yukarı beş yol önce Metin Kaplan''a biçilen müebbet hapis cezasını bozdu. Evet şaka değil, tam “beş yıl sonra”!
Metin Kaplan, beş yıl önce (2005 Haziran) “anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek”ten mahkûm olmuştu. Ancak bugün –yani beş yıl sonra- Yargıtay''ın ilgili dairesi, “Anayasası ihlal suçunun işlenebilmesi için fail tarafından cebir ve şiddet kullanılması gerektiğini” belirterek Kaplan''ın “silahlı örgüt kurmak ve yönetmek”ten yargılanması gerektiğine hükmediyor. Bu son suçun cezası ise 10-15 yıl hapisten ibaretmiş.
Övünmek gibi olmasın (!) ama Kaplan müebbet hapis cezasına mahkûm edildiği zaman (2005 Haziran) bu köşede “Kaplan hakkında yazacağım hiç aklıma gelmezdi ama...” başlığı altında ben de tam olarak Yargıtay''ın bugün (yani beş yıl sonra) vardığı karara hükmetmiştim…
Aşağıda yer alan beş yıl öncesinin bu yazısı tazeliğini hâlâ koruyor bence…
Mahkemeden çıkan karar metnini okumadım; ancak, gazetelerde yer alan haberlere göre içinde Şeyh Sait İsyanı''ndan Sivas''ta yaşanan toplu kıyıma kadar birçok olayın hatırlatıldığı 35 sayfalık kararın TCK''nın 146/1. maddesi esas alınarak alınmış olması benim bu konuda da “şüpheci” davranmama neden oldu doğrusu... Biliyorsunuz Kaplan, “ölünceye kadar müebbet hapis cezası”na “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek” gerekçesiyle mahkûm edildi.(…)
Metin Kaplan''ı ve babası Cemalettin Kaplan''ı herkes kadar ben de tanıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı''nın bir memuru olan baba Kaplan, Almanya''da giderek açılmış ve işi kendisini “halife” ilan etmeye kadar vardırmıştı. Baba ölünce, “halifelik” de oğul Kaplan''a geçmişti. Kaplan''lar (…) Almanya''da ve Türkiye''de çok sınırlı sayıda (1300 ve 200-300 civarında) taraftara sahipti. Bu insanlar göçmen olarak bulundukları ülkenin tanıdığı hak ve hukuktan faydalanarak toplantılar düzenliyorlar, hatta bu toplantılarında (hatırlıyorsunuzdur) ellerinde tahtadan tüfek-tabanca-kılıçlarla “halife”nin önünden resmi geçit bile yapıyorlardı...(…)
Herkesin bildiği gibi Metin Kaplan da artık hayatta olmayan babası gibi, Türkiye söz konusu olduğunda en ağır sözleri “Kemalizm” hakkında sarf eden birisi. “Kemalizm” tabii ki eleştirilebilir; ama Kaplan''ların bu çerçevedeki eleştirileri de çok çirkindi. Ellerinde tahtadan yapılmış tüfek ve kılıçlarla resmi geçit yapan bir örgütün eleştirisi ne düzeyde olabilirse o kadar... Metin Kaplan, “Kemalizm” hakkındaki düşüncelerini mahkeme heyeti önünde de tekrarladı zaten. “Kemalist rejimi reddediyorum” diyordu açıkça. Ayrıca Kaplan, mahkeme heyeti önünde “Biz öyle bir Türkiye istiyoruz ki Kuran anayasa, şeriat kanun, İslam devlet olsun” demeyi de sürdürdü.
Mahkeme heyeti -muhakkak ki, öyle olması gerekiyor- Kaplan''ı “Kemalizm”i eleştirdiği ya da “Kuran anayasa olsun” dediği için söz konusu cezaya çarptırmadı. Mahkeme heyeti “anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek”ten söz ediyordu. Peki o zaman soralım: Metin Kaplan bu suçu işledi mi?
Metin Kaplan, son savunmasında da, “terörist, anarşist değiliz, ben sadece ''tebliğ'' görevimi yerine getiriyorum” diyordu. Ancak (karar metnini okumadığımı bir kez daha hatırlatayım) medyada yer alan haberlere bakılacak olursa, Kaplan''ı yakan asıl iddialar, Anıtkabir ve Fatih Camii''ni hedef aldığı söylenen saldırı planları oldu. Anıtkabir''e yönelik saldırı hakkında söylenenleri hatırlıyorsunuzdur: 10 Kasım 1998''deki anma törenleri sırasında Bursa''dan kiralanacak bir uçağa yüklenen dinamitlerle Anıtkabir''e intihar saldırısı düzenlenecekti. (…)
Biliyorsunuz; “anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek” suçu Türkiye''de kendisine fazlaca atıfta bulunulan bir suç. Bugüne kadar bu suç kimlerin sırtına yüklenmedi ki.. Yetmişli yılların başından beri karşılaştığımız mahkûmiyetleri hatırlayın. Yakın tarihte bu suçu esas almak konusunda o derece ileriye gidilmişti ki, Sivas''taki o utanç verici olayların sanıkları bile -sanki oteli ateşe vererek havasızlıktan ölümlerine neden oldukları “Devlet”miş gibi!- yine “rejim”i değiştirmek suçundan yargılanmış ve mahkûm edilmişlerdi...
Sonuç olarak, Metin Kaplan''ın “anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek” suçundan ömür boyu hapis cezasına mahkûm eden karar beni (eğer şu Anıtkabir''e ve diğer bazı alanlara saldırı iddiaları açık seçik olarak kanıtlanmamış ise) ikna etmedi. Kaplan''ın “sulh”u seven yapıda bir insan olmadığı ellerindeki (tahtadan da olsa) tüfek ve kılıçlardan belli... Kaplan''ın “ayrımcılık” konusunda sınır tanımadığı da epeyce ortada... Ama “anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye tebebüs etmesi”, mahkeme heyeti kusura bakmasın ama bu gerekçe bana çok inandırıcı gelmedi...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.