
Böyle bir şey duydunuz mu? İki hafta öncesine kadar ben de duymamıştım.
Geçenlerde Hüseyin Besli, Mehmet Ocaktan ve Levent Gültekin''i bir arada görünce, dedim ki kesin çay içeriz burada.
Hemen dahil oldum ama, hiçbirinin aklına telefonu kaldırıp çay söylemek gelmiyordu. Yusuf Ziya Cömert de geldi az sonra, yine bir kıpırtı yok. Endişeli bir hava sezdim.
"Hayrola, bir durum vaziyeti mi var?" Levent cevabı verdi: "Yahu sorma, tiraj yükseliyor ne yapacağız?"
Anlamadım tabii. Benim bildiğim, bir gazetenin yöneticileri tiraj yükseliyorsa ne yapılacağını böyle endişeli bir şekilde sormaz. Sevindirici bir haber olarak söyler ve hemen arttırır baskıyı.
Herhalde eğlenecek adam arıyorlardı, onu da buldular diye geçirdim içimden.
- Ne düşünüyorsunuz peki?
- Abone dondurmasına gideceğiz. Başka türlü olmaz.
- Abone dondurması mı?
- Evet.
Çay düşünürken, dondurma ile karşılaştık.
- Benimki karışık olsun. Yarısı kakaolu, yarısı sade.
Gülmeleri geçtikten sonra izah ettiler.
- Öyle değil arkadaş, yeni abone kaydını durdurmamız gerekiyor.
- Neden?
- Hediye edeceğimiz kitapları ''yüzbeş bin'' bastık da ondan.
Yeni abone kayıtları, bir sonraki promosyon döneminde kabul edilecekmiş.
Fay anasını!.. Bugünleri de mi görecektik diyerek, kendi çayımı kendim söyledim.
Yüz bini geçmek, bırakın geçmeyi ulaşmak bile hayaldi bir vakit önce. Bugünse gerçek. Marketlerde, benzincilerde bedava dağıtmadan, çanak-çömlek vermeden, teşvik kredilerini ''götürmeden'' buraya gelmek çok önemli. Bileğinin hakkıyla, alnının teriyle geldiği bu noktadan dolayı Yeni Şafak''ı kutlamak gerekiyor. Geçen akşam bir kutlama yemeği verdi gazete. Şehzade lokantasındaydık. Yüzde 500''lük bir artışın heyecanıyla, çorbaya hızla dalınca, damağımızı yaktık. Tavandaki işçilik ne güzelmiş, kubbeye bakınca anladık.
Yeni hedef, çok daha yukarıda. İnşaallah, onu da hep birlikte yakalayacağız. Zor değil.
Kar topu, ufakken zor büyür, bilirsiniz. Büyüdükçe, daha fazla kar toplar, büyümesi kolaylaşır.
Adam, fabrikasını denetleyen patron gibi. Yahut tarlasındaki ırgatları kontrole gelen ağa!..
Yeşilçam''ın emektarlarından Cemal Ertokuş''la tanıştık birkaç gün önce. 1961 yılında sinemaya başlayan aktör, Murat Soydan, Şehnaz Dilan, Sadri Alışık gibi sanatçılarla oynamış. Rabbine Kulluk Et, Ölüm Çemberi, Kanlı Para, Nasibim Bu, Takip gibi yaklaşık yüz filmde rol almış. Komedyenimiz, "Hayat zor" diyor, "Emekli olmak için başvurmuştuk, şimdi bizden 2 milyara yakın para isteniyor. Nereden nasıl denkleştireyim?"
Sanatçılarımıza, ancak kaybettikten sonra değer vermeyi akıl eden bir anlayış, sinemaya kırk yıl hizmet vermiş birine, emekliliği bile çok görüyor. Üç kuruşluk emekli maaşı vermek için, kırk dereden su getirtiyor. Sanki peri padişahının kızını verecek! Üzülme Cemal Abi, -Allah gecinden versin- vefatından sonra ardından cafcaflı laflar ederler, üzülme!
Haber, gazetecinin kaybedilmiş malıdır;
nerede bulursa alır.
Koskoca Kızılay''ın elinde kışlık çadır yok. Felakete uğrayan insanlar, soğukla, yağmurla, çamurla mücadele ederken, bir Kızılay yetkilisi büyük bir pişkinlikle, "Elimizde kışlık çadır yok, talep olursa bir haftada temin edebiliriz" şeklinde tuhaf bir açıklamada bulunabiliyor. Böylesi bir Kızılay ancak ülkemizde bulunur herhalde. Kardeşim, felaket anında dertlere çare olamayacaksanız ne zaman olacaksınız? (Karga)
Onunla ilk Dergâh''ta karşılaştık. Mustafa Kutlu ve İsmail Kara ile aynı mekanı paylaşıyordu. Keskin bakışları vardı. Yayınevinin ve derginin bütün yükünü çekiyor, tashihten montaja, dizgiden baskıya kadar her işe bakıyordu. Mektup yazmak, misafir ağırlamaksa işinin keyifli yanlarıydı.
Mustafa Kutlu bir ziyaretimde "Gel" dedi, "Sana son şiirimi okuyayım." Doğrusu, yirmi yıldır şiir yazmayan Kutlu''dan böyle bir söz duymak hem şaşırttı, hem sevindirdi beni. Hakkı için yazdığını söyleyince, daha da meraklandım. Okudu.
"Hakkı Baba, Hakkı Baba
Nedir sırtındaki aba?.."
- Eee?
- Şimdilik bu kadar. Devamını yazınca okurum.
Kader, ağlarını örerken bize pek sormuyor. Yahut bizler sorulanı anlamakta zorluk çekiyoruz. Gün geldi, sevgili kardeşim Hakkı Yanık bir ömür geçirmeyi düşündüğü Dergâh''tan ayrıldı. Gazeteciliğe başladı. Sayfa sekreterliği, musahhihlik, editörlük, yazarlık... İki-üç gazete dolaştı. İki-üç defa işsiz kaldı. Kahveye takıldı. "Hakkı yanık oynar mısın?" sorularına "De get Bayburt, sende nem kaldı?" diye cevaplar buldu. "Dışarıdan" yazılar yazdı. Sadece Yeni Şafak''ta yazdıkları koca bir klasör oluşturdu. Diğerleri de bir o kadar tuttu.
İki aylık tatilden sonra çıktı geldi, dün burada yeniden başladı. Bir bakıma yuvaya döndü.
Hoşgeldin Hakkı Baba, bundan sonra omuz omuzayız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.