
Evli evine / Köylü köyüne / Evi olmayan / Sıçan deliğine..."
Çocukluğumuzda, sokakta oynarken akşam olup evlere dağılacağımız sırada söylediğimiz bu tekerleme aklıma geliyor şimdi ve depremde evleri yıkıldığı için çadırlarda kalan, çamur deryası içinde oynayan çocuklardan utanıyorum.
Ama işin garibi, 70 küsur yaşında bu tekerlemeyi söyleyen ve depremzedelerin derdine çare bulamadıkları için asıl utanması gerekenlerin keyfi yerinde!
Cevat Ayhan''ın açıklamasını ilk duyduğumda, "Tamam" dedim, "şimdi bu sözler birilerini müthiş rahatsız edecek. Bakalım kimler mal bulmuş mağribi gibi sevinerek saldıracak?"
Çok geçmedi, hemen ertesi günü basınımızın zerzevat takımı o açıklamanın üzerine çullandı.
Ne diyordu Cevat Bey? "Prefabrike" diye tanımlanan hazır konutların tek odalı olmasının sakıncalı olduğunu, aile mahremiyetini yok ettiğini, uzun süre kalmaya müsait olmadığını, İsrailliler''in yaptığı gibi "bölmeli" yani ayrı odaları bulunan konutlar yapılması gerektiğini söylüyordu.
Buna itiraz edenlerse, Cevat Bey''in kendisinin lojmanda kaldığını falan söyleyip konuyu çarpıtmaya çalışıyordu. Sanki kendi evleri farklıymış gibi...
Kız, oğul, anne, baba, ufak çocuklar, hepsi tek oda içinde kalınca, o beylerin keyfi mi artacaktır, nedir? Konutun bölmeli olmasını istemenin neresi yanlış? "İsrailliler kadar düşünceli olun" demek, o zerzevatları niye bu kadar rahatsız ediyor, anlayabiliyor musunuz?
İnançları uğruna ölümü göze alan biri, saygının en esaslısını hakeder. Sadece ölmek değil, inançları için ''yaşamak'' da bir o kadar değerlidir ve belki daha zordur.
Bir dâvası olmayan kişinin ise, boş bir tenekeden ne farkı vardır? Bunu en iyi, dâvası olanlar bilir.
Bir vakitler dâva sahibi iken, zamanla inandıklarını yitirenler, eritenler, değiştirenler, erezyona uğratanlarsa, pek hoşlanmadıkları halde boş tenekeye döndüklerini farkettikleri takdirde, hırçınlaşmaya ve inançlarını koruyanlara saldırmaya başlar. Ya da en azından "idealist olmakla" dalga geçmeye.
Öyleyse, sizin idealistliğinizle dalga geçen birileri varsa, bilin ki doğru yoldasınız.
Ukrayna yerine "Ukranya" diyenin kim olduğunu meğer ne çok kişi biliyormuş.
Çay ısmarlayacağımı söylemiştim. Sözümüzden cayacak değiliz. Ya buyurun burada içelim çayımızı, yahut siz bulunduğunuz yerde için ve bana faturasını gönderin.
Tamam mı Salih, Osman, Ali, Ayşe, Azra, Deniz, Hamza, Cumhur, Mehmet, Necati ve ismini sayamadığım diğer arkadaşlar...
100 yaşında bir kadın, üzerinde kimliği olmadığı için, aylardan beri hastanelerde sürünüyormuş. Kimliksizliği yüzünden tedavi edilmemiş. Görüyorsunuz, kimliğe verilen değer ne kadar büyük bu memlekette! Fatih Baba olsa, bu durumda şimdi ne derdi, tahmin edin bakalım. "Ne zaman adam oluruz?"
"Kimliğe değil, insana değer verdiğimiz zaman!"
İstanbul''dan değerli okurumuz Serdar Ay, bu sene hacca ve umreye gidecek olanların, bundan vazgeçerek bedelini depremzedelere bağışlaması yönündeki talepleri haklı bulduğunu, ancak yılbaşı kutlamaları için trilyonlarca paranın sokağa dökülmesini de anlayamadığını bildiriyor. Haklı...
"Sadece dindarların parası mı para?
Dini vecibeyi yerine getireceklerden bunu feda etmesini istemek doğal da, depremzedeler acılarla boğuşurken, yılbaşında dansöz oynatarak, yiyip içerek eğlenmek ayıp değil mi?"
Sadece ayıp mı? Yazık, günah, saygısızlık, umursamazlık, hakaret, vs. vs...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.