Banker Bilo mu? Daha neler

00:005/04/2011, Salı
G: 4/09/2019, Çarşamba
Mehmet Ziya Gökalp

İnşaat; heyecanlı, katma değeri yüksek ve dinamik bir sektör. Bu faktörlerden olsa gerek zaman zaman gazetelerde farklı sektörlerde sermaye birikimi oluşturan kişilerin geçiş yapmak istedikleri bir sektör, inşaat.İlginç ve muazzam projeleri, farklı vade seçenekleri, ödeme kolaylıkları yanında finansal enstrümanları da yoğun olarak kullanan bir sektör olarak da gündem oluşturdu.Ama hiç biri, genellikle Para Piyasalarında gördüğümüz geri alım vaadi satım konusunu, konut piyasasına uygulayan Fi Yapı

İnşaat; heyecanlı, katma değeri yüksek ve dinamik bir sektör. Bu faktörlerden olsa gerek zaman zaman gazetelerde farklı sektörlerde sermaye birikimi oluşturan kişilerin geçiş yapmak istedikleri bir sektör, inşaat.

İlginç ve muazzam projeleri, farklı vade seçenekleri, ödeme kolaylıkları yanında finansal enstrümanları da yoğun olarak kullanan bir sektör olarak da gündem oluşturdu.

Ama hiç biri, genellikle Para Piyasalarında gördüğümüz geri alım vaadi satım konusunu, konut piyasasına uygulayan Fi Yapı kadar gündeme gelmedi.

Ucuz konut projelerini hayata ilk geçiren, peşi sıra diğer firmaların da bu konuya dikkatini çeken bir firma olarak uzun zaman gündemde kalmayı başaran ve sektörde yer edinen farklı yaklaşımların öncüsü, dolayısıyla tartışmaların merkezin de yer alan firma da Fi Yapı. Şirket, sektörü bazı konularda domine ediyor dersek çok iddialı bir cümle kurmuş olmayız.

Farklı sponsorluklar, Beşiktaş''ın İnönü Stadı''na isim hakkı derken şimdi de yüzde yirmi beş primle geri alım vaadi ile konut satarak piyasayı yine sürüklüyor.

Konu bu noktaya gelince gerçekten ortada aşırı ve hesaplanmış bir güven mi var,yoksa paraya ihtiyacı mı var deyip geri alım vaadini eleştirebilirsiniz, yüzde yirmi beş''i eleştirebilirsiniz. Ayrıca reklamlarında kullandığı ifadeleri eleştirir doğruluğu yanlışlığı tartışılabilir, o ayrı bir konu. Bunların tamamı konuşulabilir tartışılabilir şeyler.

Ama bir şeyi daha göz ardı etmemek gerekiyor, o da şu;

Bu satım stratejisi gizli kapaklı yapılmıyor. Açık havadan, TV''ye, gazetelere kadar reklam mecralarının tümü kullanılarak yapılan bir satış şekli. Dolayısıyla seksenli yıllarda da yaşamadığımıza göre bu konunun Rekabet Kurumu var,diğer kurumlar var, bu kurumlar gerek re''sen gerekse şikayet üzerine harekete geçebilen kuruluşlar.

Peki yüzde yirmi beş primle geri alım vaadi ile konut satma kampanyası neden bu kadar alevlendi?

Bir gazete sektörle ilgili hiçbir kuruma sormadan, sadece Ali Ağaoğlu''nun "bana Banker Bilo''yu hatırlatıyor" demecine istinaden "Kumar gibi konut kampanyası" başlığı ile konuyu haberleştirdi. Ve sektörün önemli aktörlerinden birini itham altında bıraktı.Konu bu.

Peki, ben niye müdahil oldum, izninizle mevzuya nereden geldiğimi anlatmak isterim:

Hafta sonları arada sırada kahvaltı yaptığımız sakin küçük, ikramları güzel ve hesaplı, konuşmaların düşük desibelde yapıldığı, müşterilerin ve personelin genelde birbirini tanıdığı bir pastanede geçen ve bizim de kulak misafiri olduğumuz ve yorumsuz aktaracağımız konuşma bizi bu mevzuya taşıdı.

-Ben bu ifadeyi Ali Ağaoğlu''nun kullanacağını sanmıyorum ama kullandıysa da hiç yakıştıramadım. Sektör için iyi bir eleştiri biçimi değil, ayıp olmuş, diyen birine, diğeri cevaben :

-Bu tür benzetmeler rekabet ruhuna aykırı ayrıca nezaket sınırlarını da aşan ifadeler. Şimdi senin Banker Bilo dediğin kişi çıkıp seni Aydemir Akbaş''ın rol aldığı karaktere benzetse ne olur? Üstelik Emlak GYO ve yarısı devlete ait bir kamu bankası ile olan ilişkiler ortaya dökülse seyreyle gümbürtüyü.