
Altmışların sonu ile yetmişlerin başında ülkemizin sanat ve kültür alanında bir "gelenekten yararlanma" tartışması yaşandı. Konu ile ilgilenenler bu yolda eser verdiler. Sinemada "Ulusalcılar", şiirde "Behçet Necatigil, Turgut Uyar vb.", romanda "Kemal Tahir" vb.
Daha sonraki yıllarda esen Marksizm kasırgası pek çok şey gibi bu hayli faydalı girişimi de silip süpürdü. Bu konuya bir daha dönülmedi.
Ben bu tartışmadan yararlandım. Başta Kur''an-ı Kerim''deki kıssalar olmak üzere, bütün bir Şark hikâyesinden, menakıp ve mesnevilerden, tasavvufa dayalı tüm metinlerden süzdüğüm öz ve biçimi günümüzün okuruna nasıl ulaştırabilirim diye çabaladım. Yeni bir dil oluşturmak istedim. Ayrıca Halk hikâyelerimizin anlatım esaslı yapısından günümüz okurlarına, günümüzün dili ile "uzun hikâyeler" çıkardım.
Gelenek aynen taklit edilirse, durmadan tekrarlanırsa, yenilenmez ise geriler, zayıflar ve kurur. Geleneğin yaşaması için mutlaka özünü kaybetmeden yenilenmesi lazımdır. Geleneği yenilemek hayli zor iştir. Her an taklide ve tekrara düşme tehlikesi vardır, önünüze mazide eser veren büyük sanatçıların silueti dikilir ve sizi ürkütür. Zaman, çağın ruhu, dil, hayat tarzı değişmiştir. Yeni ve etkili mazmunlar, metaforlar bulmanız gerekir.
Tulûat geleneksel Türk Tiyatrosu türlerinden olan "Ortaoyunu"nun başlıca özelliklerindendir. Ortaoyunu fasıllarının Batı Tiyatrosu''nda olduğu gibi bir yazar tarafından kaleme alınmış edebî metni yoktur. Sadece kabataslak çizgileri belirtilen bir konusu vardır. Kavuklu ve Pişekar konunun icabı olarak karşılıklı doğaçlama yaparlar. Anında espri üretmeye dayanan bu oyun tarzı tam bir zeka ürünüdür. Zaman zaman çağrışımlara başvurulur.
Bu tarzın en meşhur siması Aksaray''daki Zuhuri Kolu''nu yürüten (1875) Kavuklu Hamdi''dir. Tulûat tiyatrosunun kalıplaşmış tipleri arasında en önemli olanı "İbiş"tir. Hamdi dışında Abürrezzak, Küçük İsmail, Kel Hasan, Şevki, Ali Rıza vb. bu tiyatronun XIX. a. dan gelen şöhretleri olmuştur.
Cumhuriyet döneminde zayıflayarak varlığını sürdüren Tulûat Tiyatrosu''nu Naşit, İsmail Dümbüllü ve Şevki Şakrak devam ettirdi.
Son büyük tulûat ustamız Nejat Uygur''dur.
Tolga Çevik ile Salih Kalyon''un önce Kanal 8''de, sonra sadece Tolga Çevik''in TRT''de sürdürdüğü "Komedi Dükkanı" tulûatın yenilenmesi, yeniden ilgi görmesi açısından dikkate değer.
"Komedi Dükkanı"nın önemli yeniliği, kendisi görünmeyen, sadece sesi duyulan bir yönetmenin sahnedekilere direktif vermesi, onlarla atışmasıdır. Bu görünmeyen zat (Her kimse) en az Tolga Çevik kadar espri yeteneğine sahiptir.
Tarzın ilk örneği (televizyonda) Beyaz''ın Rumeli Hisarı önünde tek başına oynadığı skeçlerle sergilenmişti.
Beyaz sadece "Atım şurada otlayadursun" diyerek, tahta kılıcı ile bu formatı neredeyse bir yıl ayakta tuttu.
Ancak "Komedi Dükkanı" bununla kıyaslanmayacak kadar olgunlaşmıştır.
Tolga Çevik-Salih Kalyon ikilisi büyük bir uyumla görünmeyen kişinin sesine kulak vererek seyirciyi kırıp-geçirdi.
Bu tarz bir tulûat aslında televizyon ekranını doldurmaya yetmez. Hareket ve görüntüden ziyade sözün önde olduğu; jest ve mimiklerin zirve yaptığı oyun neredeyse televizyonun yapısına terstir. O zaman bu oyun niçin bu kadar ilgi görüyor denebilir?
İzahı şudur: Bizim komik anlayışımız gelenekten kopmamıştır. Kavuklu Hamdi''den Dümbüllü''ye, oradan Yeşilçam Sineması''na (Vahi Öz, Öztürk Serengil vb.) ve nihayet Nejat Uygur''dan Tolga Çevik''e uzanabilmiştir.
"Komedi Dükkanı"nı kotaran kadroyu tebrik etmek lazım. Öldü, müzeye kaldırıldı, yok oldu denilen bir geleneği külde kalan son kıvılcıma üfleyerek yeniden canlandırdılar.
Sanat ve kültür bahislerinde maziyi inkar hoş değil. Çünkü o bizi hiçbir vakit terketmez, en umulmadık yerde karşımıza çıkabilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.