Cemaatçi ekonomi

00:0013/05/1999, Perşembe
G: 9/09/2019, Pazartesi
Mustafa Özel

Katılım, yetkilendirme, konsensüs, takım çalışması ve takım kurma günümüzde birçok örgütün kucaklamak istediği kavramlrdır. Fakat bireyler, mesela vizyon gibi önemli hususlarda ayrı ve özerk olma durumlarını sürdürdüklerinden, bu yaklaşımlar hakiki füzyona nadiren erişir. Gerçek anlamda "cemaat" olma başarılamadıkça, bireylerin ayrı duruşları önlenemez. Cemaat ise, salt dünyevî telakkilerin çok ötesine giden, özünde maneviyat-temelli bir sosyal inşâdır. Böyle bir inşâ "Batı" dünyasında çok zor,

Katılım, yetkilendirme, konsensüs, takım çalışması ve takım kurma günümüzde birçok örgütün kucaklamak istediği kavramlrdır. Fakat bireyler, mesela vizyon gibi önemli hususlarda ayrı ve özerk olma durumlarını sürdürdüklerinden, bu yaklaşımlar hakiki füzyona nadiren erişir. Gerçek anlamda "cemaat" olma başarılamadıkça, bireylerin ayrı duruşları önlenemez. Cemaat ise, salt dünyevî telakkilerin çok ötesine giden, özünde maneviyat-temelli bir sosyal inşâdır. Böyle bir inşâ "Batı" dünyasında çok zor, Batı''yı taklitten başka birşey düşünmeyen "Doğu" dünyasındaysa neredeyse imkânsız bir süreç olacağa benziyor.

Rene Guenon, modern medeniyetin her alanda ilkesizlik sancısı çekmekte olduğunu söylüyordu. "Bugünkü Batılılar," diyordu, "Hinduların dediği gibi ''kastsız'', Çinlilerin anladığı manada ''ailesiz'' insanlardır. Başka medeniyetlerin esasını teşkil eden şeylerin zerresi yok onlarda. Olağanüstü bir anormallik sonucu, bütün medeniyetler içinde ilkeden yoksun tek medeniyet bunlarınkidir. Tıpkı başı kesilmiş, ama yine de hem yoğun hem darmadağınık bir hayatı sürdüren bir gövdeyi andırmaktadır."*

Bu dağınıklığın, bu ailesiz keşmekeşin sebebi birey ve topluluk (cemaat) hayatına yön veren yüce ilkelerden yoksunluktu. Hayat ölçütsüz sürdürülemediğinden, ilkelerin yokluğunda madde (eşya) sahipliği başlıbaşına bir ölçüt olmaktadır. Fakat, "madde mahiyeti icabı bir bölme ve ayırma unsurudur. Maddeden başlayarak gelişen hiçbir şey gerçek ve sürekli bir birliğin kurulmasında kullanılamaz." Dolayısıyla, cemaat olabilmek, gerçek bir füzyon meydana getirebilmek için, hareket noktası madde olmamalıdır. (Maddenin önemsenmemesi demek değil bu. Sadece temel kıstas haline getirilmemesi demek.)

Postmodern (veya postkapitalist, postendüstriyel..) toplum sıradan değil, hayatî bir tercihle karşı karşıya. Maddî üstünlük yarışında bile, ancak maneviyatı yüksek olanlar, üst kademeden bir ilkeye bağlı olanlar kazanacaktır. Böyle bir ilkenin varlığındaysa, "kazanç" kavramı cüzdan şişkinliğinden, tecrübe edilen sistem tanıdığımız kapitalizmden muhtemelen çok farklı olacaktır. Bu farkı, fizik ve matematikten kaçmayan toplumbilimciler yakalayabilir ancak. Bir de "Gelenek" kavramının metafizik boyutlarını müdrik olanlar.

(*) Rene Guenon: Doğu ve Batı, İstanbul: Yeryüzü, 1980