
Seçim ertesi yeni kabine ortaya çıkınca herkes önce Dışişleri, Savunma, Ekonomi bakanlıklarına, takiben Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başına gelecek isimlere baktı…
Normal. Bu makamlar devletin omurgasıdır. Ekonomiyi uzmanlarına bırakıyorum. Fakat diğerleri üzerinden, “acaba bundan sonra Türk Dış Politikası, Ulusal Güvenlik anlayışı nasıl olacak” türünden bir merak tartışılmaya başlandı. Bir çizgiye kadar doğal karşılanabilir. Çünkü herkesin bir yoğurt yiyişi, stili, meseleleri ele alış biçimi var. Ancak gayrısı tat kaçırır…
Mesela Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğini onaylayabilir. Kişisel görüşümü çok yazdım, konuştum, tekrarlamayayım, ‘Finlandiya dahi’ dedim hep, taktik hamle olarak onaylandı, taktik doğrudur, zamanla menfi sonuçları olursa da hatırlatırız. Fakat İsveç meselesinde kamuoyu daha somut çıktılar görmelidir. Şu an böyle bir söz konusu değil.
Esasen, Sayın Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı devir-teslim törenindeki cümleleri kâfidir…
Nokta.
Şimdi kimi dört yıldızlı Amerikalı NATO generallerinin, “Erdoğan’ın artık kamuoyunu takip etme zorunluluğu kalmadı, eli rahattır, Batı’yla yakınlaşabilir” mealinde konuşmaları oluyormuş. Fazla lafa gerek yok, dayak arsızıdır bunlar…
14-28 Mayıs seçimlerinin ardından Türkiye’nin stratejik elinin nasıl/ne kadar yükseldiğini paylaştık…
Türkiye’de seçimler-hâlâ-tartışılmaya devam ettiği için yeterince kavranamıyor ama.. Protokol tebriklerin dışında ve üzerinde, Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “izdihamı”, bugüne kadar Ankara’yı dışlayan ABD Başkanı’nın birinci sıradan kutlamasını gördük.
Daha ilerisi hatta “ilk” olanı da var…
“Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi”!..
Nereden nereye.. ABD bunu ilk söylüyor. İnanarak söylüyorlar, destekliyorlar, kabul ettiler, engelleme çabalarından vaz geçecekler anlamında yazmıyorum. Sadece “söylettik” diyorum.
Türkiye’nin gayet haklı taleplerle de olsa Batı çizgilerinin dışına çıkmasını sindirmeleri için daha zaman var.
İkinci Amerikan vurgusu da yeni ve ilginçtir. Biden yönetimi, Türkiye ile ilişkilerini, sadece “NATO müttefikliği”yle, yani sınırlayarak/daraltarak ve kendi ifadeleriyle “kurumlar üzerinden” kurmaya çalıştı.
“Küresel müttefik”?..
ABD-Türkiye arasında parça-başı işler var, onlar yürüyecek. Ancak Batı’ya yapışmaya ve transatlantik ittifak içinde Türkiye’nin diğer ortaklıklarına halel getirecek baskılara gönül düşürenler hayal görmesin.
İlaveten, ABD’nin de kendi özel durumu yüzünden Türkiye’nin üzerine yürüyecek dermanı, zamanı yok. Seçim dönemine girildi. Bir yıldan fazla var ama onlar da öyledir. Şimdi biz, ‘hele seçim sonuçlarını görelim’ diyeceğiz…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.