
İsmet İnönü''nün torunu, CHP vekili Gülsün Bilgehan Toker, günlerdir tartışılan Dersim meselesiyle ilgili şaka gibi konuşmuş. Yani, keşke şaka olsaymış. Ama olmamış, kadın meselelerine duyarlılığıyla tanınan Gülsün Hanım''a "… Mesela sürgünlerden söz ediliyor. O sürgünlerde çok iyi yetişmiş genç kızlar var. Belki o bölgede, ortaçağ şartlarında kalsalardı o aileleri kuramayacaklardı" cümlesi hiç yakışmamış.
Dayanamayıp hatırlatacağım; Dersim''de daha çocuk yaştaki küçücük kızların ailelerinden zorla koparılarak Batılı şehirlerdeki subay ailelerinin yanına verilmesini, aile kurma-koca bulma minvalinde hayırlara vesile olduğunu ima eden Gülsün Hanım; vaktiyle, "Mustafalar, Aliler, Ahmetler, Hüseyinler İçin… Ayşeler de tadabilir" sloganlı bir çikolata reklamının dilini kadına karşı ayrımcı bulmuş, Meclis''e şikayet etmişti.
Yani ki Gülsün Hanım''ın sözlerinden çıkarsayacağımız fikre göre; "nitelikleri yüksek koca bulabilme ihtimali"; kaybettikleri kızlarının izini bir tutam saç teliyle sürerek yıllarca arayan Dersimli annelerin ve verildikleri ailelerin yanında hizmetçiden hallice muamele görerek yaşayan kızların acısına bedelmiş.
Hep söyledik, klasik Cumhuriyet kadınının (ki Sayın Bilgehan Toker bu modelin simgelerindendir) kadın konusundaki hassasiyeti, mesele Cumhuriyet rejiminin kurallarına toslayana kadardır; sözkonusu Cumhuriyetse kadın hakları teferruattır.
Bu habitusa göre, bir Türk''ün dünyaya bedel olduğu gibi, rejimin selameti de, binlerce kadının acısına bedeldir.
Üstüne üstlük Gülsün Hanım durmamış; Dersim''in kayıp kızları hakkında dudak uçuklatan cümleleri kurduktan sonra, şunları da söylemiş: "Dersim''i anlatan ve harekatları eleştirenler bile orada bir sorun olduğunu kabul ediyorlar. Bu sorunun çözülme yöntemi bugünkü insan haklarına uymuyor, ama o dönemde başka çare yokmuş zaten. Bence sonuca bakmak lazım. Sonuçta bugün Tunceli bölgesi en görgülü, en eğitimli, demokrasiye inanan insanlardan oluşuyor."
Ne tuhaf, Gülsün Hanım bilinçaltının kendisine oynadığı oyuna gelmiş olacak ki, bugünkü Tunceliler''i, "görgülü, eğitimli, demokrasiye inanan" sıfatlarıyla taltif ettiğini sanırken, tam da 1937-38 Dersim''ine atılacak te''dip ve tenkil tokadına gerekçe teşkil eden nedenleri açıklamış.
O dönem Türkiye Cumhuriyeti devletinin tek temsilcisi olarak CHP; isyan etmeyen, isyan hazırlığında da olmayan Dersim''e saldırmak için yöre insanını "haydutlukla", "eğitimsizlikle", "zorba olmakla" suçlamıştı.
Ayşe Hür''ün kaleminden okuyalım: "Her şey İsmet İnönü tarafından 1935''te hazırlanan "Şark Raporu"nda Dersim için ''Islahat Programı'' açıklanmasıyla başladı. Bu programa göre, Dersim''e yol, köprü, okul, kışla yapılacak, askerlik ve vergi işleri düzene konulacak, ağalık, derebeylik, şeyhlik kökünden kaldırılacak, zorbaların malları devlete geçecekti. Dersim''i haydut yatağı durumuna getirenler, Batı illerine nakledilecek, orada iskân edilip, namuslu, eğitilmiş vatandaşlar haline getirileceklerdi… İnönü''nün açıkladığı önlemler arasında "Türklerin yoğun olduğu yerlerde kız ve erkek yatılı okulları açılarak Dersim''den beş yaşını doldurmuş kız ve erkek çocukların okutulup büyütülmesi, bunların kendi aralarında evlendirilerek, kendi ana ve babalarından kalan mallar ve mülklerin içinde birer Türk yuvası haline getirilmesi" de vardı."
Gülsün Bilgehan Toker, "halk için halka rağmen" düsturu konusunda, dedesini aratmayacak fikirlere sahip belli ki… O dönem şartlarıyla bugünküler farklı olduğu için, dedesinden farklı olarak düşüncelerini belki biraz mahcup ifade ediyor olabilir. Ama kimse kusura bakmasın, bu faşizm, çıkışı ve muhteviyatı itibariyle 1937-38 faşizminden daha aşağı çekiyor değil.
Üstelik ulus-devletleşme sürecinde, "tek devlet-tek millet-tek bayrak" mottosu için zora başvurmuş ya da başvurulmasına ses çıkarmamış bir "dede"nin sözkonusu faşizmi, -mazur görülemez ama- bir açıdan anlaşılabilir; ama 2011 yılında bu faşizme gerekçe üretmeye çalışan bir torunun aynı eylemleri süslü cümlelerle dahi savunabiliyor olması, çok daha fecidir.
Bu fecaat, CHP''nin zamanının 100 yıl gerisine düşmesinin de, asla iktidar olamayacak olmasının da, daima faşistlikle anılacak olmasının da sebebidir. Demokratlığı filan geçtim bir kalem de; Allah biraz merhamet, bir parça insaf, azıcık iz''an ve yeteri kadar vicdan ve empati yeteneği nasip etsin.
Gülsün Hanım, bir zahmet kendine, elinde bir tutam saçla yıllar yılı kızını aramak zorunda kalsaydı böyle rahat konuşabilir miydi, bir sorsun!..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.