
“Gönlünde yer yoksa bana güzelim, fark etmez ben ayakta da giderim”,
“Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım”,
“Kurbanda kesilir koç, yollara yakışır doç (dodge) “,
“Kamyon çeker 10 – 20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton”,
“Sevene can feda, sevmeyene elveda”,
“Sağlam şoför kalmaz rampada, Müslüm Baba sığmaz i-pod''a”,
“Sarı kızın nazı, Ford''un aragazı”,
“Beatniksen vur saza, nihilistsen bas gaza” şeklinde onlarcası sıralanabilecek kamyon arkası yazıların Avrupa Birliği''ne uyum yasaları uyarınca tarihe karışacağını öğrendiğimde, ne yalan söyleyeyim üzüldüm.
Kokoreç umurumda olmadı, tanışmışlığımız bile yoktu, insan bilmediğine düşmandır nitekim sevmedim kendisini, lakin kamyon arkası yazıların sona erecek olması, benim içimi ezdi.
Onlar, AS 600''lerin, AS 700''lerin yollara yazdığı romanlar, şiirler, denemelerdi. Hepsi birer kahramanlık hikayesi. O yazılar, kamyoncuların yollara attığı bol acıbiberli, bol aijtasyonlu manşet, yolların bitirim jönlerinin ciğerlerinden gelerek hayatın orta yerine koyverdiği replikti.
O replikler de bizim, hepimizindi.
Kamyon arkası yazıları, AB ticaret hukuku ile uyum sağlamak amacıyla düzenlenen Türk Ticaret Kanunu yasalaştığı için artık olmayacak. Avrupa Birliği''nin muradı bu düzenlemeden “insanların dikkatini bozup kazaya sebebiyet verme”nin önüne geçmekse, -ki herhalde AB, “ne istesek yerine getiriyorlar du bi kıllık yapalım şu Türklere” diye böyle bir talepte bulunmamıştır- yol kenarlarındaki devasa reklam panolarının hesabını kim verecek, diye sormak isterim. Araçlara kazınmış logolardan, büyük firmaların nakliye arabalarının üstüne yazdırdığı sloganlara bakarken, kaza yaparsak ne olacak?
İş reklam sektörüne, tüketim tetikleyici tanıtım piyasasına, “tüketerek varolma” düsturuna gelince AB''nin sesi filan çıkmıyor değil mi? Dikkat dağıtmaysa dikkat dağıtma, kazaya sebebiyet vermekse kazaya sebebiyet verme, slogansa slogan, bunlar yoksulların panosu diye mi daha az kıymetli?
AB uyum yasaları, yollardaki devasa elektronik reklam panolarına bakarken kaza yapan Türk vatandaşını nasıl koruyacak, sormak isterim. Peki, kazaya sebebiyet veren manzaraları ne yapalım, araçlar geçerken, canım görüntülerinin üstüne birer sinema perdesi mi indirelim? Hakikaten yani değiştirecek, bula bula kamyon arkası yazılarını mı buldunuz? diye dövünmek isterim.
Bendeniz, argonun ve benzeri edebiyat türlerinin bu toplumun kültürünü bütünleyen unsurlardan olduğunu düşünenlerdenim. Kamyon arkası yazıların da aynen argo gibi, bir düşünme biçiminin, bir hayat perspektifinin, bir ifade tarzının gayet sanatsal bir tasarımı ve yansıtıcısı olduğuna inanırım. Öğreticidir, ibret verir, gülümsetir, şu memlekette ortak hissiyat oluşturabilecek ne kaldı ki elimizde, “fiyaka endüstrisi” tüm kahramanlığıyla ortaya çıkar ve okuyan herkeste aynı duyguları uyandırmaya soyunur.
Sözgelimi, gecenin bir vakti, şehirlerarası bir yolda, bir otomobilin ön koltuğunda bir kamyonun peşine takılmış tıngır mıngır giderken, kafa kimbilir mazinin hangi evresinde bir pişmanlıkla boğuşurken; okuduğum iki satırlık bir kamyon aforizmasının uyandırdığı gülümsemenin değerini bilirim, devletimin de bilmesini isterim.
Hem bu “robotlaşılacak, robotlaş” tavrı da nedir kuzum? Nedir bu resmi olmayan her söylemi ''kaka'' sınıfına sokmak, tüm ''kaka'' sözlerden kurtulmaya cehdetmek…
Bilinsin, bir Sartre, bir Camus, bir Dostoyevski, bir Kafka, bir Cemil Meriç, bir Tanpınar ya da Pavese, Adorno güzelse; bir eski AS 700 arkası edebiyat da bence hiç fena değildir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.