Kürtaj: Ya yandaşsın, ya katil!

00:005/06/2012, Salı
G: 5/09/2019, Perşembe
Özlem Albayrak

Kürtaj tartışması tam gaz sürüyor, argümanlar kılıç niyetine kuşanılmış, ekranlarda sütunlarda, sokaklarda kıyasıya çarpıştırılıyor. Güzel ülkemin her ihtilaflı konusunda olduğu gibi diller öylesine acımasızlaşıyor, söylemler öylesine vandallaşıyor ki, insanın manevi tarafı buhar olup uçuyor...Birisi şöyle soruyor mesela; "Çocuğun ne tür bir eğitim alması gerektiğine ailenin karar vermesi lüzumunu vurguluyorsunuz da, kürtaj kararını neden aileye-anneye bırakmıyorsunuz?"Bir diğeri "Bedenimiz bizimdir"

Kürtaj tartışması tam gaz sürüyor, argümanlar kılıç niyetine kuşanılmış, ekranlarda sütunlarda, sokaklarda kıyasıya çarpıştırılıyor. Güzel ülkemin her ihtilaflı konusunda olduğu gibi diller öylesine acımasızlaşıyor, söylemler öylesine vandallaşıyor ki, insanın manevi tarafı buhar olup uçuyor...

Birisi şöyle soruyor mesela; "Çocuğun ne tür bir eğitim alması gerektiğine ailenin karar vermesi lüzumunu vurguluyorsunuz da, kürtaj kararını neden aileye-anneye bırakmıyorsunuz?"

Bir diğeri "Bedenimiz bizimdir" feminist jargonuyla çıkıyor kürtaj karşıtlarının karşısına...

Öteki "tamam kürtaj günah ama günah işleme özgürlüğümüz yok mu?" diyerek püskürtmeye çalışıyor özellikle kürtaj karşıtı dindar kesimleri...

Hepsi çürütülebilir, tümü dayanaksız tezler... Mesela, bir ailenin çocuğunun canını almasını özgürlük olarak kodlanmasının ve çocuğu öldürmenin özgürlük telakki edilmesiyle, çocuğa eğitim verme özgürlüğünün eşitlenmesinin yeryüzündeki hiçbir adalet terazisinde tartılamayacağı söylenebilir, ilk gruptakilere...

"Bedenimiz bizimdir" sloganına karşılık, bedeniniz başka, bedeninizin içinde büyüyor olmasına rağmen bedeninize dahil olmayan bir canlının hayat hakkı bambaşka şeylerdir karıştırmayalım lutfen hanımlar, denilebilir. Hayat hakkı devredilebilen ya da vazgeçilebilen bir hak değildir ki, bebeği yaşatma ya da öldürme kararını anne verebilsin.

Kürtajın günah olduğunu kabul eden ancak "rağmen günah işleme özgürlüğü" de bulunması gerektiğini savlayanların ise, bu konunun sadece dinin değil, hukukun alanına da girdiği ve hukuka göre birey haklarını anne karnında kazanan "cenin"in hayatına son vermenin "cinayet"le eşdeğer görülebileceği söylenebilir.

Günah işleme özgürlüğü var, ancak yeryüzündeki hiçbir hukuk sisteminde göz göre göre suç işleme özgürlüğü olmadığı hatırlatılabilir... Sonuç itibariyle beden ve hayat, mülkiyet değil, bir emanettir.

Elbette çürütülebilir tezler bunlar.

Ancak bendeniz, hükümetin kürtajı sınırlandırmaya çalışmasının sebebini bazılarının zannettiği şekilde dini duyarlılıklar gerekçesinde aramıyorum. Eğer öyle olsaydı, aynı hükümet zinayı, evlilik dışı ilişkiyi suç olmaktan çıkaran kanunun altına imza atmazdı.

Kanaatimce, Başbakan''ın fırsat bulduğu her zemin ve fırsatta "üç çocuk" istemesinin altında ne yatıyorsa, kürtaj karşıtlığının altında da o var. Nüfusun çoğalmak yoluyla planlanması gibi bir niyet var. Bunun sebebi kimilerinin iddia ettiği gibi aile planlamasına şüpheyle bakılan dolayısıyla çok hızlı biçimde çoğalan doğu bölgelerinin nüfusuna karşı, büyümesi durma noktasına gelmiş olan Batı nüfusunu dengeleme amacı olabilir, uzun süredir büyüme trendine girmiş olan Türkiye'' Cumhuriyeti''nin dinamik ve genç bir nüfusa olan ihtiyacı da olabilir ya da başka bir saik hükümeti bu yönde kararlar almaya itiyor bilemem...

Bildiğim şu, evet hayat hukukun çerçevelediğinden dışarı taşabilir. Evet, bebeğinden binlerce neden dolayısıyla vazgeçmek zorunda kalan kadınlar da bulunabilir. İnsanın binbir türlü halini ve varlık durumunu anlamaya çalışmakla görevliyiz hepimiz.

Ancak, hükümet düşmanlığı öyle bir raddeye ulaşmış durumda ki, bu konuları bağırıp çağırmadan, birbirimize girmeden, çirkinleşmeden ve insanlıktan çıkmadan konuşamıyoruz. Kabak gibi ikiye bölünüyor ülke, "cenin hakları anayasada belirlenmiştir" dediğin anda kadın cinsine ihanet etmiş bir "yandaş", aksi takdirde de "cinayeti savunan" bir vicdansız olarak kodlanman işten bile değil...

Hem "kalbi atmaya başlamış bir bebeği öldürmek insan öldürmek gibidir" diyebilip, hem "herhalde hiçbir kadın bebeğinden güle oynaya vazgeçmez" fikrini dillendirebilsek...

Biraz sakin olsa keşke herkes, bağırmayı bırakıp insanlar konuşabilse...

Mümkün olur mu acaba?