
Siyasa geliştirmede –iç veya dış siyasa, fark etmez- ilkeden hareket edilmesinin benimsenmesi gerektiğini söylüyorum.
Hangi ilkenin benimsendiği bilinirse ilişkinin tarafları da ona göre bir tutum geliştirme imkânını elde eder. Dolayısıyla o ilişkiye taraf olan herkes belli bir ilkeden hareket etmiş olur. Bu ne demeye gelir? Bu, herkesin belli bir ilke temelinde tutum almasının yolunu açar. Sonuçta, görüşmeler, gelişigüzel olmaktan çıkar; taraflar belli bir konu üstünde oydaş olsa da olmasa da, gerekçeler bilinir halde kalır, keyfiliğin önü tıkanmış olur.
Siyasada çıkarların ön aldığı kabulünden yola çıkarlar.
Çıkar nedir? Çıkar illa da, benim lehime olan tutum alışlar mı olur ya da olmalıdır?
Çıkar, acaba, muhatabımın lehine olan bir durumun ortaya çıkması halinde, bunun benimsenmesi sonunda benim için ortaya çıkabilecek imkânların değerlendirilmesini de kapsamaz mı? Bence kapsar. Farklı bir söyleyişle, ben, muhatabımın çıkarını kollayarak da kendi çıkarım için çalışmış olabilirim. Her ödünün karşısında başka bir ödün yer alır. Ne ki, o ödünün yerini keşfetmek onda çıkar bulmak isteyene düşer.
Laf biraz dolandı.
Diyoruz ki, siyasada, kimseye bir şey vermeden kimseden bir şey talep edilemez. Birinden bir şey istenecekse ona bir kazanım umudunun işaret edilmesi gerekir.
Artı, siyasada muhatabın gücünü kendi lehine imale etmek marifettir.
İmdi, biz bir mağdurun hakkının savunulmasını veya iade edilmesini mi öngörüyoruz? Onu mağdur eden kimdir ve onun hakkı kime karşı savunulacaktır? Bunun cevabı biliniyorsa, bu durumda onun nezdinde söz konusu haksızlığı niçin işlediği sorusunu önümüze koymamız gerekir. Eğer bu fiil tümüyle gerekçesiz, yani keyfi olarak işlenmişse, orada, hukukun da, insanlığın da iflasını ilan etmekten başka çare kalmaz. Fakat bu fiilin makul gerekçeleri gösterilebiliyorsa, işte o gerekçelerin üzerinde durulmalıdır. Bu da, önümüze müzakere ortamını getirir.
Besbelli ki, müzakere somut tutamaklar zemininde gelişir. Değilse kör dövüşü sürüp gider.
Bence tablo açık: Azeri Ermeni sürtüşmesi, Filistin İsrail geçimsizliği, Kıbrıs karmaşası bu bağlamda birer çalıştay örneği olarak düşünülebilir.
Biz ne istiyoruz, muhatabımız bizden ne istiyor? Karşılıklı talepleri bir uzlaşma zemininde buluşturmak mümkün olmuyor mu, olmaz mı? Elbette mesele diplomatik yöntemle çözülmek isteniyorsa... Yok, eğer hedef savaşmaksa, ben onun dilini bilmem; o dili bileni bulup konuşturmalı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.