Oportünizm: Belalı bir eğilim

00:0022/03/2001, Perşembe
G: 11/09/2019, Çarşamba
Rasim Özdenören

Oportünizm kelimesinin karşılığı olarak Osmanlıcada "idare-i maslahat" deyimi kullanılırdı. Bu deyimle, bir işi iyi kötü yapma anlamı ifade edilmek istenirdi. Günümüz Türkçesinde kullandığımız "idare et" veya "görmezlikten gel" veya "hoşgör" gibi deyimlerle baştan savma yapılan işlere karşı muhatabımızın nasıl davranması gerektiğini telkin eden fikrin de "idare-i maslahat" deyimiyle ilişkili olduğunu düşünüyorum.Fakat oportünizm (opportunisme) kelimesi "idare-i maslahat" deyimiyle anlatılmak istenen

Oportünizm kelimesinin karşılığı olarak Osmanlıcada "idare-i maslahat" deyimi kullanılırdı. Bu deyimle, bir işi iyi kötü yapma anlamı ifade edilmek istenirdi. Günümüz Türkçesinde kullandığımız "idare et" veya "görmezlikten gel" veya "hoşgör" gibi deyimlerle baştan savma yapılan işlere karşı muhatabımızın nasıl davranması gerektiğini telkin eden fikrin de "idare-i maslahat" deyimiyle ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Fakat oportünizm (opportunisme) kelimesi "idare-i maslahat" deyimiyle anlatılmak istenen fikirden biraz daha belirli bir anlamı tazammun ediyor sanıyorum. Bir felsefe sözlüğünde bu kelimenin karşısında şu açıklamaya yer verilmiş: "Güç durumlarda uzak ve üstün amaçları geleceğe bırakarak hale göre davranmak.../Oportünizm teriminde, çıkarcılık ya da güçsüzlük yüzünden gerçekleri bilerek yanlış yorumlama eğilimi vardır" (Felsefe Sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu, Remzi K. İst. 1977, s. 241). Oportünizm, nasıl olsa doğacak güneşin bir an önce doğmasını sağlamak için eyleme geçmeyi gereksiz gören inancıyla kaderciliğe (fatalism, ki İslâm''ın kader kavramıyla ilgisiz bir anlayışı öngörür) yaklaşırken; kendine zıt fikirlerle senteze ulaşabileceğini düşünen yanıyla da bu barışmacı ve uzlaşmacı bir eğilimi yansıtır.

Bu tanımlar içinde yaklaşıldığında, oportünizm, günümüzde bazı Müslümanların geçen yüzyıl Müslümanlarından tevarüs ettiği bir zihnî alışkanlık ve davranış biçimiyle örtüşüyor görünümündedir. İslâm''ı çeşitli felsefe, iktisat, hukuk, toplum vb. alanlarındaki Batılı görüş ve kurumlarla telif etmeye çalışan zihniyet, oportünist bir tutumu dışa vurur.

Oportünist, aslında, uzlaştırmaya çalıştığı iki fikrin ikisini de kaybetme sonucuyla karşılaşabilir. Meselâ, geçen yüzyılda (19. yy.) İslâm''ın faizi değil, fakat ribayı haram saydığını ileri süren görüş, İslâm hakkında bir doğruyu ifade etmekten mahrum kaldığı gibi, İslâm''ı liberalizm (veya kapitalizm) ile de uzlaştırmayı başaramamıştır. Üstelik liberalist veya kapitalist düşünce hakkındaki fikirleri de kaybetmiştir. İslâm''ı liberalizmle, kapitalizmle, sosyalizmle.. telif etmeye kalkışan oportünist görüşlerin tümü, İslâm''ı ellerinde tutamadıkları gibi, hedef tuttukları görüşlere ulaşmayı da başaramamışlardır.

Böylece oportünizmin İslâm''ın ertelenmesine müncer olan bir telakki tarzı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bir başına oportünizmden kurtulmanın saf bir Müslümanca düşünmeye yol vereceği kuruntusuna da düşülmemelidir. Bu gün için Batı''ya ve geçmişi taklit etmekten uzak durmak, her ne kadar Müslümanca düşünme ve eyleme biçiminin bir veçhesini ifade etse bile, onun tamamı değildir.

Oportünistçe tutumun geçen yüzyıl (19. yy.) Müslümanlarının Batı dünyasının ilim ve teknik alanındaki "başarıları" karşısında düştükleri aşağılık kompleksinden kaynaklandığını biliyoruz. Ama artık günümüzün Müslümanları arasında Batı''ya karşı sorgulamacı, meydan okuyucu bir tutumun uç vermekte olduğu da söylenebilir. Bu sorgulayıcı tutumun İslâm''ı kendisi olarak (kendisi olmayan her şeyi dışlayarak) kavrayan Müslümanın öncüsü olduğunu da düşünebiliriz.