Defans ZAN altında forvet GAMsız...

00:0014/02/2008, Perşembe
G: 2/09/2019, Pazartesi
Sanlı Sarıalioğlu

Beşiktaş''ın derdi iki kale önünde değil miydi? Ne deniyordu? Gol yok, golcü yok, defansta da sağlamlık yok. Holosko gol için alınmadı mı? Neden sağ çizgiye yapıştırılıyor ve neden rakip kaleden uzakta oynatılıyor? Bu soruya verilecek her yanıta ben, “Geçiniz” derim.Boş arayışlarla vakit kaybediliyor. Puanlar uçup gidiyor. Beşiktaş deneme tahtası değil. Manisa''da gol atan, attıran Holosko, neden Beşiktaş''ta aynı performansı göstermiyor.Burak için, “Bu çocuğu çizgilere yapıştırmayın, oynayamaz.

Beşiktaş''ın derdi iki kale önünde değil miydi? Ne deniyordu? Gol yok, golcü yok, defansta da sağlamlık yok. Holosko gol için alınmadı mı? Neden sağ çizgiye yapıştırılıyor ve neden rakip kaleden uzakta oynatılıyor? Bu soruya verilecek her yanıta ben, “Geçiniz” derim.

Boş arayışlarla vakit kaybediliyor. Puanlar uçup gidiyor. Beşiktaş deneme tahtası değil. Manisa''da gol atan, attıran Holosko, neden Beşiktaş''ta aynı performansı göstermiyor.

Burak için, “Bu çocuğu çizgilere yapıştırmayın, oynayamaz. Tek yararlı olacağı bölge santrafor arkası” uyarısını belki bin kez yaptık. Dinleyen olmadı. Holosko''nun da aynı duruma düşmesinden korkarım.

Bireysel hatalar bıktırdı...

Gelelim Kartal''ın kendi kalesine. Efendim, rakibe bolca pozisyon verilmesi orta alandaki ve ileri uçtaki oyuncuların geriye yardım etmemesinden kaynaklanıyormuş. Yani takım savunması yetersizmiş. Bunu söyleyenlere de, “Geçiniz” diyorum. Dönün geriye bakın, yenilen goller hep defans oyuncularının bireysel hatalarından. Kayseri''de de durum aynı.

İlk golde rakip, ölü top kullanırken, 11 Beşiktaşlı kendi ceza alanının içindeydi, ancak adam paylaşımı ve birebir markaj yoktu. İlk top uzaklaştırıldığında topluca ileriye çıkış da yapılmadı. Gökhan Zan iki adım önde olsa, rakibi ofsaytta kalacak, iki adım geride dursa rakibine vurdurmayacaktı. Bu golün takım savunması ile ne gibi bir ilgisi olabilir?

İkinci gol de tamamen İbrahim Kaş''ın gafleti sonucu. İki adım önde olsa, Gökhan Ünal ofsayta düşecek, iki adım atıp Ünal''a yapışsa bu kez rakibe şut fırsatı vermeyecek. Yani yine bireysel hata.

İleride golcü, geride savunmacı yok. Ortaya çıkan tablo işte bu. Geçen Salı akşamı TVNET''teki programımızda aynen şunları söylemiştim: “Gökhan Zan ve Serdar Kurtuluş takıma dönüp iyi oynar, İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez kendilerini toparlar ve yeni stoper çok iyi çıkarsa Beşiktaş yarışı sonuna dek götürür. Yoksa işi zor” demiştim. Buna şimdi, “Holosko santrfor olarak oynar ve üstün performans sergilerse” şartını da ekliyorum.

Erdoğan''ın “Bayan” takımı

Beşiktaş bu sezon zorluk derecesi yüksek maçlarda başarılı olamadı. Peki neden? Bakın Asbaşkan Levent Erdoğan, Kayseri maçından sonra neler demiş: “Bayan takımı gibiyiz. Futbolcularımız sanki kilo vermek için sahaya çıkmışlar.”

Bir yöneticinin bu şekilde konuşması elbette takımına büyük zararlar verir. Ve elbette konuşmamalıdır. Ancak söylediklerine de katılmamak elde değil.

Kayseri''de ilk yarının sonlarına doğru yanımda pek çok Beşiktaş muhabiri ve yazarı varken aynen şunları söyledim, “Dayak yiyorlar, baş kaldırmıyorlar, kavga etmiyorlar. Gol yemeyi bekliyorlar.” Nitekim çok geçmeden golü de yediler.

Futbolda boyun eğme, sinme yoktur. Sen dişini rakibine geçiremezsen o senden koca bir parça koparır. Beşiktaş''ın, Galatasaray, Fenerbahçe, Kayserispor, Sivas maçlarındaki kötü sonuçlarının nedeni işte bu pasiflik bu renksizlik. Beşiktaş bu maçlarda süt dökmüş kedi gibiydi. Bu rolü üstlenenler dayak yemeye mahkumdur.

Maldonado''dan 68 yan pas!

Maldonado kadar, Aurelio da alkış aldı. Neymiş, Maldonado''nun gelişiyle Aurelio''nun ofansif yüzü hortlamış. Peki Aurelio ofansif yüzünü bugüne dek Fenerbahçe''de neden göstermemiş? Çünkü Aurelio eskiden defansın önüne demir atarak oynarmuş. Maldonado bu görevi teslim alınca Aurelio''nun ileriye çıkma, karşı kaleye gitme şansı doğmuş.

Vay canına senaryoya bakın siz. Ne yani, Maldonado''nun şu anda yaptığını eskiden Deniz, Selçuk, Kemal yapamaz ve Aurelio aynen Oftaş maçında olduğu gibi ofansif bir misyon üstlenemez miydi?

Maldonado''nun yere göğe sığdırılamaması da tuhafıma gitti. Şilili ne yapmış? 80 kez topla buluşmuş, 68 isabetli pas vermiş. Peki bu paslar kaç metreye ve hangi yöne? Hemen yanıtlayalım, 3-5 metreye ve sağa-sola.

Zico ve Alex, Maldonado''yu övdü ya, medyamız da bu futbolcuya hemen dört elle sarıldı! Bu ne acelecilik böyle. 3-5 maçını bir görelim bakalım. Ben sadece yan pasa alkış tutmam. Yan pasın yanı sıra, kaç gollük pas, kaç asist, kaç gol, kaç şut attığına bakarım. Ve ondan sonra değerlendiririm. Ne yani, milyon eurolarla yabancı futbolcu getireceğiz ve iki yan pasa “Aferin, helal olsun mu?” diyeceğiz.

Trabzonlu gerçeği gör

Sadri Şener, Trabzonspor''un yeni başkanı. Kendisini ve yönetimini gönülden kutluyorum. Ben Of''luyum... Trabzonspor''un başarısını gönülden isterim. Ancak zorla güzellik de olmaz. Eski yönetim seçime girmedi, şimdi yok. Peki, yeni yönetimle Trabzonspor''da her şey güllük gülistanlık mı olacak?

Kimse kimseyi kandırmasın, hayal tacirliğine soyunmasın. 24 yıldır yönetimler, teknik direktörler, futbolcular durmadan değişiyor da ne oluyor? Hep kısır çekişmeler, hep iç hesaplaşmalar ve de en üst düzeyde beklentiler. Umutla bekleniyor, gerçekleşmeyince saldırıya geçiliyor.

Fanatik Trabzonluya göre başarı kıstası, sadece ve sadece şampiyonluk. İşte en büyük tehlike de bu. Böyle düşünüldüğü sürece kavgalar bitmez, bitmeyecektir. Trabzonlu önce aynanın karşısına geçecek kendisine bakacak. Bütçesini bilecek, hedefini ona göre belirleyecek. Gerçekler görüldüğü anda sorunların büyük bölümü çözülür. Ve işte o zaman istikrara doğru ciddi adımlar atılır.

Yönetimleri protesto ederek, yıpratarak, çekilmeye zorlayarak, ibra etmeyerek ve sadece “Şampiyonluk naraları” atarak hiçbir yere varılmaz. Bu tutum devam ederse, gün gelir kulübü yönetmeye tek kişi talip olmaz. Herkes “Lanet olsun!” der çekilir köşesine. Ve işte asıl o zaman Trabzonspor işin içinden çıkamaz duruma gelir. Hizmet edenlere saygı göstermesini bilmeyen toplumlar sürekli kan kaybederler.

Tanburamın ince kıvrak teli; Kalli

Sağdan saldırdılar, soldan saldırdılar... Önden vurdular, arkadan hançerlediler. Vay canına bu Kalli de ne dayanıklıymış. Maşallah dimdik ayakta. Karşıtları ise kayıp. Koca kurt, kendisini yerden yere vuranlara feci tokatlar atıyor.

Cimbom, eksik sakat dinlemiyor, önüne geleni deviriyor. Hem de futbol dersi vererek. Kalli''nin talebeleri hocalarının sözünden bir milim dışarı çıkmıyor. “Disiplin mi, kural mı, sistem mi yoksa futbolcuya dayalı düzen mi?” sorusunun yanıtını takım artık ezbere biliyor.

Kalli''nin ''hodri meydan'' narasına yanıt verecek bir babayiğit kaldı mı? Herkes biliyor ki tek komutan Kalli. Ve yine herkes biliyor ki, ya teknik direktörlerinin söylediklerini yapacaklar ya da bu diyardan gidecekler. Bu iş böyledir. At, sahibine göre kişner.

Galatasaray medyasının büyük bölümü Kalli karşıtı iken bizim Osman daha sezon başında ''Tanburamın Telleri''ni Kalli melodileri ile süslüyordu. Kalli''nin avukatlığını gönülden inanarak yapıyordu. Tanburacı''nın futbol bilgisini, kıvrak zekasını takdir etmemek elde mi? Maldan anlar. Kime yatırım yapacağını bilir. Yükselen değeri gördüğü anda dümeni hemen o yöne çevirir. Ah bir de şu 4-6-0''dan vazgeçebilse. Geçmez, hiç geçmez. Keçi gibi inattır.

Bir dakika şimdi aklıma geldi.

Bre Osman! Hakan Şükür''de dönüş yapan sen değil misin?

Hadi gel 4-6-0''a da at bir keskin çalım.

Yıldırım''dan Aziz duruş

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı''nın Vakıfbank ile yaptığı karşılaşmada kendi taraftarına kükredi. Bu kükreyiş karşısında ben, ayağa kalkar ve ceketimi iliklerim. “Onurlu tavır” işte buna derim.

Başkan öylesine bir tavır koymuş ki saygı duymamak elde değil. “Küfür varsa ben yokum” demiş. “Küfür eden tribüne gelmesin” mesajını net bir biçimde vermiş.

Yıldırım, Aziz bir duruş sergilemiş. İnandığımız değerler adına hepimiz Aziz Yıldırım''ın arkasında durmalıyız. Hepimiz bu asil baş kaldırışı desteklemeliyiz. Ben, Aziz Yıldırım''ı özellikle bu yönüyle örnek başkan ilan ediyorum.

Dün de küfüre karşıydı bugün de.