Yazarlar Afrindeki NATO tünelleri hangi Ege adasına taşındı?

Afrin’deki NATO tünelleri hangi Ege adasına taşındı?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

ABD’nin Dedeağaç’taki üssü hangi ülkeyi tehdit etmektedir veya nereyi savunmak amacıyla kurulmuştur? Bu üssün hedefinde Rusya mı Türkiye mi vardır? Bu sorular 2019’un sonlarından itibaren gündemimizdeydi. Yunanistan’daki diğer ABD üsleriyle birlikte düşünüldüğünde esasen yeni bir Doğu Akdeniz siyasetinin temellerinin atıldığı kesindi. Baltık Denizi’nden Yunanistan’a kadar uzanan hattın, çok daha büyük bir resmin parçası olduğu da konuşulmuştu. Bugün ABD’nin, Türkiye’yi ve Rusya’yı aynı anda etkisizleştirmek gibi bir hedef doğrultusunda adımlar attığı da inkâr edilemez. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yok hükmündedir” sözü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i istiskal olarak sınırlandırılamaz. Türkiye Batı sınırlarında da ABD ile mücadele etmektedir.

Finlandiya ve İsveç’in NATO ülkeleri arasına dâhil olma çabaları adeta dünya gündeminin baş sırasına oturdu. Bu iki ülkenin umumî olarak terör örgütlerine verdiği destek öteden beri konuşulmaktaydı. Türkiye, bu desteği ileri sürerek anılan ülkelerin NATO’ya dâhil olmasına onay vermeyeceğini açıkladı. Yunanistan da terör örgütlerine açık destek vermekteydi. Bu açıdan Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya hakkındaki tutumunu Yunanistan’ın teröre verdiği destekten ayrı değerlendirmemek gerekir. İsveç ve Finlandiya’dan başlayarak Doğu Avrupa üzerinden geçen bir hatta NATO şemsiyesi altında teröre destek veren ülkeler topluluğunun oluşması gibi korkutucu bir gelişme üzerine konuştuğumuz çok açıktır. Bu hattın Doğu Akdeniz’e kadar uzanması, ortaya çıkması muhtemel tablo hakkında epeyce fikir vermektedir.

Doğu, İslam ve Türkiye karşıtlığı üzerinde yükselen modern Avrupa kolonyalizmini Napolyon’un Mısır seferi ile başlatabiliriz. Mısır’ın işgali ile başlayan yeni dönemde ortaya çıkan bir hadise olarak Yunan İsyanı, Avrupa ülkelerinin tedhiş eylemlerini bir silah olarak kullanmaktan çekinmeyeceğini göstermişti. Tripoliçe’de birkaç gün içinde binlerce Müslüman Türk’ün katledilmesi, terör faaliyetlerinin boyutlarını anlamak açısından önemlidir. Avrupa ülkeleri yaklaşık yüz yıl boyunca bu türden terör faaliyetlerini doğrudan destekledi. Buna rağmen Türkiye aleyhtarlığını belirli kavramların arkasına saklama maharetini de göstermişlerdir. Medenîlik ve gayr-i medenîlik gibi kavramları kolonyalizmin ideolojisi bağlamında ele almak gerekir. Türkiye çok uzun bir zaman Ermeni ve PKK terörü ile mücadele etti. Bugün FETÖ gibi grupların faaliyetleri de terör kapsamında değerlendirilmektedir. Özellikle 15 Temmuz sonrasında çeşitli Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığı bağlamında adeta terör örgütlerine yataklık ettiği çok daha açık bir şekilde gündeme gelmektedir. FETÖ elemanlarının ABD’de ve Avrupa ülkelerinde kendini yeniden inşa etme sürecinde olduğu konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Bu da geçmişte olduğu gibi gelecekte de terörün çok daha yıkıcı bir silaha dönüşebileceğini göstermektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı “yok hükmündedir” diyerek Yunanistan’ın arkasındaki güçlere işaret etmişti. Yunanistan’ın kendi başına Türkiye’nin karşısına çıkmaya karar veremeyeceği açıktır. Sayın Devlet Bahçeli Türkiye’nin tutumunu “NATO ile var olmadık, NATO’suz da yok olmayız” sözü ile pekiştirmiştir. Bu sözler Türkiye’nin uzun vadeli tutumu hakkında bir fikir verebileceği gibi ABD ve NATO çerçevesindeki kimi gelişmelerin tehdit olarak algılandığını da göstermektedir. Miçotakis’in ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmanın uzun uzun alkışlanarak gösteriye dönüştürülmesi sürecin anlaşılması açısından önemlidir. ABD, NATO ülkelerini yanına alarak Yunanistan üzerinden Doğu Akdeniz’de yeni bir siyaset oluşturmaktadır.

Bu siyasetin hangi boyutlara ulaşacağı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde özellikle Afrin’de görülmüştü. Zeytin Dalı Harekâtı ile Suriye’nin kuzeyinde demokratik Avrupa ülkeleri ve terör örgütleri arasındaki ilişkiler gözler önüne serildi. Bu harekâttan sonra Batı Avrupa ülkeleri, ABD ve İsrail’in terör örgütleriyle ilişkisi kanıtlanmıştır. Artık bu ülkeler on dokuzuncu yüz yılda olduğu gibi birtakım değerlerin arkasına saklanma avantajını kaybetmiştir. Dolayısıyla Yunanistan’da, Güney Kıbrıs’ta ve Ege adalarında NATO standartlarına uygun yeni tünellerin kazılmakta olunduğunu düşünebiliriz.

İçeride, muhalefetin saldırgan tutumunu dışarıdaki gelişmelerden ayrı düşünemeyiz. FETÖ gibi bağımlı yapılar, içeride, birtakım yapılarla doğrudan etkileşim hâlindedir ve bu da Türkiye açsından bir bekâ sorunudur.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.