
Konya’dan İstanbul’a döneceğiz. Saat sabahın nuru, hava buz gibi soğuk, rüzgar da cabası, terminalden uçağa yürürken ellerimiz ayaklarımız çivi kesiyor. Bildiğin Balkan havası. Uçağın merdivenlerinden çıktık, tam kapıdan içeri gireceğiz, iklim değişti birden. Günlük güneşlik, Akdeniz’den çalıntı pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı.
Paltosu, üşümemek için hafiften ovuşturduğu saygıyla bağladığı elleri, nezaketli edası, mütebessim çehresi, zarif merhabası ile bir kabin amiri karşılıyor bizi, buyur ediyor içeri. Şaşırarak ve dikkatle süzüyorum. Yapmacık değil! Ne tebessümü ne hâl hatır sorup buyur edişi sahte değil! Tebessüm etmese, bir yolcuya hoş geldiniz demeyi ihmal etse kıyamet kopacak sanki. Öyle samimi. Bu Akdeniz’in nereden çıkıp geldiği belli oluyor.
Ön koltuktayım, bir yandan hayret ve hayranlıkla izlemeye devam ediyor bir yandan düşünüyorum. Bu arkadaşı farklı kılan ne? Öyle ya işi karşılamak olan herkes gülümsüyor, herkes merhaba diyor. Galiba buldum. Meslek deformasyonları vardır hani, bir şeyi sürekli yapa yapa o şeyin gerektirdiği hal sizde otomatikleşir. Böyle olduğu zaman da içi boşalır. Tebessüm mesela. Sadece yüzde ve gözlerde değil kalpte bir başkalık doğar gülümsediğinizde. İşiniz tebessümse, bir hayli zamandır da o işi yapıyorsanız, yüz ve göz tebessüm eder ama zamanla kalpte milim oynamamaya başlar. Maske gibi bir şey olur, ‘tak çıkar’a döner tebessüm. Hayranlarıyla fotoğraf çektiren meşhurlarda da vardır bu hal, biraz bilirim. Selfi çeken herkeste vardır biraz bilirsiniz.
Selfi çeken insanları seyretmeyi severim. Fotoğraf öncesi, çekim ânı ve sonrası komiktir çok. ‘A’ birden ‘B’ olur hemen peşinden tekrar ‘A’! Tak-tik-tak yani. Sen, bir başkası, sonra yeniden sen. İnsanlar çektikleri selfilerde bir başkasını paylaşırlar çoğu zaman. Ve beğenirler onu, ilginçtir, severim çaktırmadan seyretmeyi.
Bu adamın kalbi gülüyor ama. Meslekte yeni desen, değil. Kabin amiri olmak için epey bir yol yürümek gerekiyor. İşini seviyor demek ki, diyorum. Kıymet veriyor ekmek kapısına. İnsanın işi ‘amel-i salih’idir. İşini yapma biçimi, verdiği ehemmiyet onun sadece kalibresinden değil insanlığından ve hatta Müslümanlığından da haber verir. Savm u salat u hac ile başlar mesele ama bitmez. Namaz günde beş defa, hac ömürde bir, Ramazan yılda bir. Çalışmak öyle mi ya! Günde sekiz saat. Helal rızık için, hakkını vererek, savsaklamadan, kaliteyle yapılan her iş ahiret akçesidir. Bilene, görene ama, köre ne?
Bizimki kapıdan merdivene doğru yürüyor o sıra, aceleyle. Bir-iki yolcuya tam hoş geldin diyemedi hatta. Hayır olsun bakalım? İhtiyar bir teyze, merdiven başında nefes nefese kalmış. Onun koluna girip, koltuğuna kadar refakat ediyor. Adamım benim! Yanıltmadı. Kendimle gurur duyuyorum. Çok insan gördük, tanıdık, sarraflığımız vardır biraz. Teyze dua ediyor kabin amirimize, ben âmin diyorum. İşini öyle yapacaksın ki dua alacaksın, görenler de âmin diyecek. Kalite budur, Müslümanlık böyle bir şey.
Cömert bir sahabi, Efendimiz’e (s.a.s.) ‘Ben cahiliye döneminde de cömerttim’ diyor, ‘bunun da bir mükafatı var mıdır?’ Buyuruyorlar ki: İman edişin o cömertliğin mükafatıdır! Amirim iyi bir Müslümansa ahirette akçe olacak işinin hakkını verişi, değilse imana vesile olsun diye dua ediyorum.
Kapı kapanacak birazdan. Dur diyorum, bir de tweet atayım. Nerede bir yanlış görsek hemen paylaşıyoruz. Doğruyu ve güzeli taltif etmede ve paylaşmada biraz cimri insan dediğin. Dur hatta amirim de görsün. Mârifet iltifata tâbîdir, müşterisiz metâ zâyîdir! Seslenip, gösteriyorum yazdığımı. Mahçup oluyor, teşekkür ediyor kardeşim. Ağlayacak gibi oluyoruz. Konya’da enteresan bir Akdeniz sabahı, hû.
İki bardak su dolduruyor, kapıyı kapatınca. Eyvah diyorum bize ikram etmese bâri. İstemem hiç. İltifata, duaya, muhabbete karşılık gibi gelir, istemem. Elinde bardaklarla yanımdan geçiyor, arka sırada bir kişinin öksürdüğünü duyuyorum. Hamd ediyorum Allah’a. Yok, birisi öksürdüğü için değil, su bize gelmediği için hamd ediyorum. İkinci bardak ne için peki? Tahminim, birisi daha ister diye. Öyledir bu iş. Birine su ikram ederseniz yanındakilerden biri de susadığını fark eder. Adamım diyorum, işte bu!
O kardeş bu yazıyı okur mu, bilmem. İki muradım vardı yazarken. Birincisi size dair. Yaptığınız işi yapma kalitenizin, ehemmiyet verişinizin, sevmenizin, ekmek kapınıza hürmetinizin artmasına belki bir küçük hatırlatma vesilesi olur. İkincisi amirime dair ama sizinle alakalı. Kardeşime dua edin de Rabbim iman-ı kâmil versin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.