
Küresel ekonomik krizin ardından dünyanın her alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip etmekte zorlanıyoruz.
Ortadoğu''da taşlar yeniden dizilirken, Türkiye''de de seçim atmosferine girildi.
Halkın bir kısmı siyaset meydanından gözünü ayırmazken, bir kısmı da dizi hastalığına yakalanmış, televizyon başından ayrılamıyor.
*
Olumsuz gelişmeleri vermeye alışmış medya yüzünden de birtakım olumlu gelişmeler gözden kaçıyor.
Şu örnekte olduğu gibi;
Türkiye''nin, tersine beyin göçü için Avrupa fonlarını kullanan ülkeler arasında da 2. sıraya yükselmesinden bahsediyorum.
Doktora sonrası ABD, Kanada ve Japonya''dan Türkiye''ye dönen araştırmacı sayısı ise 120''ye ulaşmış.
TÜBİTAK yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Türkiye''nin 2007-2010 yılları arasında katıldığı 7. Çerçeve Programları (ÇP) projelerinin toplam portföy büyüklüğü 1,5 milyar euro.
Bu bütçenin 100 milyon euro''nun üzerindeki kısmı Türkiye''de Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesi için harcanmış.
Maalesef, bu güzel haberler, siyaset, spor ve dizi magazin haberleri arasında kaybolup gidiyor.
*
Dünya, gazete, tv, internet sayesinde küresel bir köye dönüştüğü için bu sıkıntıyı yaşayan sadece biz de değiliz.
Genel bir odaklanma sıkıntısı yaşanıyor.
Odaklanma konusunda sıkıntı yaşadığınızda şunu yapın,
Kavanoz ve 2 Fincan Kahve öyküsünü hatırlayın;
Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir.
Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur.
Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler kavanozun dolduğunu ifade ederler.
Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker, çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da ''evet'' doldu derler.
Profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler de koro halinde ''evet'' derler.
Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır.
Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Sonra öğrencilere dönerek şöyle der;
Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
''Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...'' diye, anlatmaya devam eder, ''çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Eşinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur.
Bu ara bir öğrenci sorar;
''Peki, O iki fincan kahve nedir?''
Profesör gülerek: ''Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır.
İyi pazarlar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.