
Barış ve Demokrasi Partisi, Kongresini yaparak yeni genel başkanını seçti. Kamuoyunun kongreye yönelik çok büyük bir beklentisi yoktu, sadece dilek ve temenniler vardı. BDP''nin PKK''dan bağımsızlaşamayacağı, kendi özgün yapısını ve müstakil şahsiyetini oluşturamayacağı yönündeki yaygın kanaate rağmen, BDP''nin tutum ve davranışlarda farklı olması, daha makul, daha dengeli, daha itidalli bir tavır takınması temenni ediliyordu.
BDP''nin Türkiye partisi olması, genel bir beklenti olmakla birlikte, bunun zorluğu da aşikardı. Kongrenin bu yönde nasıl bir sinyal vereceği, nasıl bir dönüşüme işaret edeceği merak ediliyordu.
Bu kongrenin tamamen bir yenilik ortaya koyması elbette sözkonusu değildi. Çünkü ortada yeni bir hareket, yeni duruma göre kurgulanmış bir parti yoktu. Bu yüzden mevcut anlayışın ve hareketin evrim geçirmesi, değişmesi, bu yönde kamuoyuna bir işaret verilmesi bekleniyordu.
BDP kongresi “eski tas, eski hamam” görüntüsünü bozmadı. Beklenti ve temenniler boşa gitti. Çok küçük ayrıntılar bir yana, ana hususlarda ciddi bir değişiklik olmayacağı ortaya çıktı. Daha doğrusu ilk sinyaller negatif olarak algılandı.
Oysa PKK çevresindeki bir çok kişi Türkiye''liliği önemsiyor, partinin farklı bir yapıya evrilmesini öneriyordu. Hatta Öcalan bile DTP''yi eleştirerek, yeni partinin daha kuşatıcı olması ve legal zeminde faaliyet göstermesi gerektiğini belirtiyordu.
BDP, Öcalan''ın sözlerini havada bıraktı, kraldan çok kralcılık geleneğini devam ettirdi. Öcalan''ın uyarıları karşılık bulmazken PKK''nın övülmesi, Öcalan''ın muhatap olarak lanse edilmesi, terör örgütü lehine taşkınlıkların tekrar etmesi, BDP''nin beklentileri karşılayabilecek bir zihniyet değişimine uğramayacağını göstermiş oldu.
BDP tüm Türkiye''yi kucaklayacak bir siyaset tarzı sergilemek yerine, çatışmacı bir kimlik partisi olacağı yönünde sinyal verdi.
BDP, kendisini ve legal siyaseti muhatap haline getirmek yerine, Öcalan''ı muhatap göstererek, kendisini anlamsızlaştırmaya devam edeceğini gösterdi.
BDP kendi meşruiyetini geliştirmek yerine, PKK ve Öcalan''ı meşrulaştırma gayreti içinde olacağı izlenimini verdi.
BDP, kaba popülizm yaparak istismar siyasetine devam edeceğini ortaya koydu.
BDP, gerçekçi, kuşatıcı, makul, sağduyulu bir siyaset yapmakta zorlanacağını gösterdi.
Örgüt çevresinden BDP''nin Türkiye partisi olmasını önerenler aslında söylem düzeyinde bir taktik değişiklik öneriyorlardı.
Taktik değişiklik bile olsa, BDP''nin Türkiye toplumunun farklı kesimlerini hesaba katarak söylem üretmesi, zaman içinde politika ve zihniyet değişikliğine de kapı açabilirdi. BDP''nin değişiminin bir anda, bir çırpıda olamayacağı varsayılırsa, başta taktik ve kandırmaca da olsa, olumlu yönde evrime sebep olabilecek bir durum olarak algılanabilirdi.
Evet, Kongre, yeterince olumlu yönde evrime, legal ve demokratik siyasete, Türkiye partisi olmaya işaret etmemiştir. Ancak yine de yeni yönetimin, bu yönde bir çaba göstermesini temenni etmek gerekiyor. Kongre, beklenti ve temennilerin altında kalmıştır, ama geçmişin hatalarından dersler çıkararak olumlu yönde değişime kapı açmak hala yönetimin elindedir, elinde olmalıdır. Yeni yönetim, sorumluluğunu müdrik olarak hareket etmeli, kriz çıkarma ve partiyi kapattırma yaklaşımı yerine, legal siyaseti güçlendirerek sistem içinde tutunma eğilimine güç vermelidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.