
Asırlık stratejiler geliştiremeyen, iki üç asır ötesini göremeyen toplumlar aslâ tarih yapamazlar.
Dünya tarihini bin yıl Müslümanlar yaptı. Avrupalılar, son üç asırdan bu yana tarihe girdiler. Avrupa tarih dışındaydı, tarihi yapacak tarih tarihe girememiş, tarihin akışını şekillen-dirememişti.
Modern tarihi de Müslümanlara borçlu insanlık. Bizzat Universal History başlığıyla 19. yüzyılın ortalarında yayımlanan bir kitapta açıkça ifade ve ilan edildiği üzere, modern tarih Hz. Peygamberle birlikte başlar.
Tarih sahnesine çıkışıyla birlikte İslâm hem dikey düzlemde bütün medeniyetlerle temasına geçti, hepsinden beslendi, hepsini besledi ve kendine özgü bir tekip geliştirerek bir meydan okuma gerçekleştirdi. Hem de yatay düzlemde neredeyse bütün dünya coğrafyasına yayıldı.
Marshall The Venture of Islam başlıklı üç ciltlik devâsâ kitabında bu durumu şöyle tasvir eder: İslâm Fas’tan Malezya’ya kadar neredeyse bütün dünya coğrafyasına hızla yayıldığı için, her yerdeydi. O yüzden Hodgson, bu durumu şöyle tarif eder: 16 yüzyılda dünyaya gönderilen bir uzaylı, dünyanın Müslümanların yaşadığı bir yer olduğuna hükmedebilirdi. İslâm böyle bir şeydir.
Avrupa tarihe Grekler ve Roma’yla birlikte girdi. Ama bu, dünya tarihini yapan bir yolculuk olmadı hiçbir zaman.
Roma İmparatorluğundan sonra iki Roma da tarih yaptı ama mevzi bir tarih yaptılar; hem teorik sofistikasyon bakımından hem de bütün dünyanın kaderini belirleyip belirleyememek bakımından mevzi bir tarih oldu bu. Dünya tarihinin gidişatını şekillendiren evrensel bir tarih yapmadı Batı uygarlığı.
Tarihi Müslümanlar yapıyordu küre ölçeğinde hem de 1648 Westfalya Anlaşması’na kadar. Avrupalıları tarihte kışkırtan biziz. İslâm medeniyeti olmasaydı, Avrupa diye bir tecrübe üretilemezdi.
Modern tarihe girerken iki Roma asırlık stratejiler geliştirdi. Ve önce modern Roma Avrupa, tarihe girdi ilk defa: Wesfalya Anlaşması’yla birlikte: Fakat ilkin Avrupa tarihine girdi 1500 yıl süren boğuşmadan, kapışmadan, iç gerilimlerden sonra.
Birinci Roma Avrupa, tarih dışındaydı, kendi tarihini bile yapamıyordu. Hıristiyanlığın doğuşu, pagan Roma ile kıran kırana boğuşması, pagan Avrupa’ya da yeni doğan Hıristiyanlığa da çok kan kaybettirdi.
Pagan Roma, Hıristiyan Roma’ya devretti bayrağı. Hıristiyan Roma yani Bizans, teslis akidesi gibi bir absürt sütun dikerek Hıristiyanlığı paçavraya çevirdi, Hıristiyanlığın potansiyel olarak varolan tarih yapma iradesini yok ederek tarihten çekilmesinin tohumlarını ekti.
Hıristiyan Roma Avrupa’da İslâm’ın geliştirdiği meydan okuma sonrasında tarihe girmeye başladı. Endülüs’te, Sicilya’da, Kuzey Afrika’da, İslâm gölü hâline gelen bütün bir Akdeniz İslâm Kıtası’nda dünyayı aydınlatan İslâm Güneşi, kan dökerek yaşayan Roma’yı tarihe kışkırttı.
Kilise, medreseler üzerinden üniversiteleri kurdu, bütün Avrupa’yı önce katedrallerle, sonra seküler katedraller olan üniversitelerle donattı. Ve Akdeniz İslâm Kıtası’nı apaydınlık yapan İslâm Güneşi’nin ısısı ve ışığıyla ayağa kalktı.
Ama çok geçmeden Hıristiyanlık Romalılaştı, Protestan atılımla paganlaştı, Akdeniz İslâm Kıtası’nı aydınlatan İslâm Güneşi’ni söndürmeye ve dünyayı cehenneme çeviren kıtalar ve denizler arası bir işgal ve tecavüz yolcuğuna çıkmaya ant içti.
Akdeniz’i kan gölüne çevirdi, dünyanın bütün kıtalarını ve denizlerini cehenneme çeviren pagan Roma, Westfalya düzeniyle birlikte hem Avrupa tarihini hem de dünya tarihini şekillendirmeye başladı.
Amerika Kıtası’nda, güneyinde ve özellikle de kuzeyinde ikinci pagan Roma’yı kurdu: Hıristiyanlık, Hıristiyanlık olarak tarih yapamadı hiçbir zaman. Önce Doğu Roma, Bizans’ın güdümünde, sonra da Batı Roma Avrupa’nın güdümünde kısmen bir tarih yapma rolü oynayabildi. Bunun temel nedeni şuydu, her iki roma tecrübesinde de: Bizans Hıristiyanlaşmamıştı, Hıristiyanlık Bizanslaştırılmıştı.
Aynı şekilde Roma da Hıristiyanlaşmamıştı, Hıristiyanlık Romalılaştırılmıştı.
Hıristiyanlık Doğu Roma Bizans tecrübesinde de Batı Roma Avrupa tecrübesinde paganizme yenik düşmüş, paganlaştırılarak tarihe girmesi sağlanmıştı. Tabii paganlaştırılınca da Hıristiyanlık, bir vahiy dini olma ve tarihe yöne verme, tarihi yönlendirme iradesini yitirmişti, tarihin yönlendirdiği ve önüne katıp sürüklediği bir anlam ve değer üretemeyen bir nesneye dönüşmüştü.
Tarih, pagan Roma’nın eseri ve esiriydi Avrupa’da. Bu esaretten Hristiyanlık da nasibini alacaktı.
Pagan Roma, Westfalya’dan önceki tarihinde de münhasıran da Westfalya’dan sonraki tarihinde de tarih yapan değil, tarihi ve kültürü tarumar eden bir yıkım ve kıyım makinası oldu.
Üç pagan Roma da (pagan iki klasik Roma da modern Roma Avrupa da, postmodern Roma Amerika da) tarihe yalnızca yıkım ve kıyım makinası olarak hükmetti. Gücü ele geçirme güdüsü tarafından güdüldü. Gücün kölesi. Hem kendisi hem de önüne katıp peşinden sürüklediği dünya.
Muharref Hıristiyanlık, taklitçidir, kaynaklarını koruyamadığı ve kaynaklarıyla irtibatını muhkem / sarsılmaz bir şekilde kuramadığı için Avrupa tarihine yön ve şekil veren pagan aktörün gölgesinde varlığını idame ettirebilmiştir. Ama bu sürekli olarak varlığını, varlığının temelini aşındıra aşındıra söz konusu olduğu için idame eden Hıristiyanlık, idam edilen Hıristiyanlık olmuştur. O yüzden tarih yapamamış, özne konumuna yükselememiş, paganların yaptığı tarihin eseri ve esiri olmaktan kurtulamamıştır. O yüzden tarihe şekil verecek bir özgüvene ve konuma sahip değildir ve olamamıştır da.
Vesselâm.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.