
Arz güvenliğini sağlamak için 2053 yılına kadar enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamayı hedefleyen Türkiye, yenilenebilir enerjide devrim niteliğinde adımlara imza attı. 2025 yılı yenilenebilir enerjide rekorların kırıldığı, güneşin ilk kez liderliğe yükseldiği bir “altın yıl” olarak tamamlandı. Rüzgâr, güneş ve depolama teknolojilerindeki hızlı büyüme hem enerji arz güvenliğini güçlendirdi hem de doğal gaz ithalatında milyarlarca dolarlık tasarruf sağladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki payı yüzde 60’ı aştı.
Türkiye, enerji sepetinde fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma stratejisinde 2025 yılını ‘altın yıl’ olarak kapattı. Geçtiğimiz ayın verilerine göre Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 121.500 megavat (MW) sınırını aşarken, bu gücün yaklaşık 75.000 megavatı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştu. Bir başka deyişle, Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinin yüzde 61,7’si artık doğa dostu kaynakların elinde.
GÜNEŞ İLK KEZ ZİRVEDE
2025 yılının en dikkat çekici verisi güneş enerjisinden geldi. Sadece son 2,5 yılda kapasitesini iki katına çıkaran güneş enerjisi, Aralık 2025 itibarıyla 25.000 MW sınırını zorlayarak Türkiye’nin en yüksek kurulu güce sahip kaynağı oldu. Özellikle lisanssız üretim ve çatı tipi GES (Güneş Enerji Santrali) uygulamalarındaki patlama, bu büyümenin motoru oldu. 2025 yılında devreye alınan her 10 MW yeni kapasitenin yaklaşık 8 MW’ı güneşten geldi.
Bu hız, Türkiye’nin 2025 yılı için daha önce koyduğu hedeflerin tam 1,5 yıl öncesinden aşılmasını sağladı.
Türkiye’nin geleneksel devleri olan hidroelektrik santralleri (HES), 32.300 MW’lıkkapasitesiyle sistemin omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Ancak asıl ivme rüzgârdayaşanıyor. Aralık 2025 itibarıyla rüzgâr enerjisi kurulu gücü 14.200 MW seviyesini aştı. Ekim ayında duyurulan “2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası” ile rüzgarda hedefler yukarı yönlü revize edildi. Özellikle deniz üstü (offshore) rüzgâr projeleri için yapılan ön fizibilite çalışmaları ve Marmara Denizi eksenli planlamalar, 2026 ve sonrası için rüzgârın güneşe eşlik edeceği yeni bir büyüme dönemini müjdeliyor.
15 MİLYAR DOLARLIK TASARRUF
Yenilenebilir enerjideki bu devasa büyüme sadece çevresel değil, ciddi bir ekonomik kazancı da beraberinde getirdi. Ember ve enerji analiz merkezlerinin verilerine göre, güneş ve rüzgârdan elde edilen elektrik üretimi sayesinde Türkiye, 2025 yılında yaklaşık 15 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının
önüne geçti.
2035’TE 120 GİGAVAT HEDEFİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından güncellenen stratejiye göre Türkiye, 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş kurulu gücünü toplam 120 gigavata (GW) (120.000 MW) çıkarmayı hedefliyor. Bu, önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl ortalama 7.500 - 8.000 MW’lıkyeni güneş ve rüzgar kapasitesinin sisteme dahil edilmesi anlamına geliyor. Bu hedefe ulaşmak için “Süper İzin” mekanizması gibi bürokratik süreçleri 48 aydan 24 aya indirecek yasal düzenlemeler 2025’in son çeyreğinde hız kazandı. Ayrıca, iletim şebekesinin bu yükü kaldırabilmesi için 2035’e kadar 28 milyar dolarlık şebeke yatırımı planlanıyor.
DEPOLAMA VE HİBRİT DÖNEMİ
- 2025 yılının son aylarında sektörün ana gündem maddesi “enerji depolama” oldu. Kesintili enerji kaynakları olan güneş ve rüzgârın sürekliliğini sağlamak amacıyla batarya depolama yatırımlarına tahsis edilen kapasiteler 30 GW’ı aştı. İlk büyük ölçekli ticari batarya depolama tesisleri devreye alınmaya başlanırken, bu teknoloji Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde yeni bir sayfa açıyor. Aynı zamanda 2026 yılı, Türkiye’nin yarım asırlık nükleer enerji rüyasının gerçeğe dönüştüğü “milat” yılı olmaya hazırlanıyor. Mersin’de yükselen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ilk ünitesinin, geçtiğimiz yıl sonundaki test aşamalarının ardından bu yıl resmen ticari elektrik üretimine geçmesi bekleniyor. Bu gelişmeyle Türkiye, nükleer kulübün bir üyesi olurken; eş zamanlı olarak Sinop’ta inşa edilmesi planlanan ikinci nükleer santral için ana yüklenici ülke ve şirket seçiminin de 2026 içinde netleşmesi öngörülüyor.






