
Cenevre'de garantör ülkelerin katılımıyla Kıbrıs'ta çözüm için başlatılan 5'li görüşmelerde süreç Yunan oyunlarıyla uzarken, Rum tarafı Cenevre'ye 'işgal haritası' dedirten bir planla geldi.
Rum tarafı sunduğu haritada, Kıbrıs'ın su ve enerji hatlarını, ticaret yollarını, verimli tarım arazilerini Rum topraklarına kattı. KKTC'nin hazırladığı haritaya dair henüz herhangi bir kulis sızmazken, Yunan tarafı kendi haritalarını sızdırarak nabız yokladı. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, haritalar için, “Bunu kabul edecek bir tek Kıbrıslı Türk çıkmaz” ifadesini kullandı. Haritalarda Maraş bölgesini çantada keklik gören Rum tarafı sahillerde aslan payını, Güzelyurt'un tamamını, Değirmenlik, Paşaköy, Vadili, Akdoğan ve Türkmenköyü bölgelerini, ayrıca Ada'nın kuzeydoğu ucundaki Karpaz'ın bir bölümünü işgal etmek istiyor. BM'nin çelik kasasında emanette bulunan haritalara ilişkin kulislere yansıyan iddialara göre Türk tarafı, yüzde 36.6'sını kontrol ettiği Ada'da bu oranın yüzde 29.2'ye kadar düşürülmesine sıcak bakıyor. Rum tarafı ise bu oranı yüzde 28'lere kadar çekmek istiyor. Rum tarafının dayattığı işgal haritasında Kuzey Kıbrıs'ın turizm bölgeleri, limanları, su hatları ile olası enerji hatları Güney Kıbrıs yönetiminde gösteriliyor. Yine Kıbrıs'ın narenciye ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayan Güzelyurt'un tamamını isteyen Rumlar, ekonomik ve ticari olarak Ada'nın hakimi olma hayalini Cenevre'de sunduğu haritalarla tescillemiş oldu.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, müzakere masasına daha önce 'hayır' dedikleri Annan Planı'nı bile geride bırakan önerilerle geldiği belirtiliyor. Türk tarafının azınlık durumuna düşürülmesi amaçlanan teklife karşı itirazlarda da AB'nin hak garantilerine sığınılıyor. KKTC, 'tecritten arındırılmış, eşit haklara sahip AB vatandaşları olarak Ada'da birarada yaşamayı' isterken, Rum tarafı Ada'daki nüfus oranına göre her bir Türk varlığı ve her bir metrekare Türk toprağına karşı 4 kat fazla varlık istiyor.
Hem sahil kesimlerinden aslan payı talep eden Rumlar, bununla da yetinmeyip 4'te 1 nüfus kriteri dayatmasında bulunuyor. Türk tarafı, “iki kurucu devletin olduğu bir Birleşik Kıbrıs, eşit temsil ve dönüşümlü devlet başkanlığı' önerirken Rum tarafı ise kendisini tek devlet, Türk varlığını ise azınlık olarak görmeyi tercih ediyor. Garantörlük konusunda da AB üyeliğinden de faydalanarak Ada'daki Yunan ve İngiliz askeri varlığından hiç konu açmayıp Türk askerinin çıkarılmasını dayatıyor. Türk tarafı Rumların tüm bu talepleri için net olarak tek bir yanıt veriyor: “Kabul edilemez.”






