ABD''nin kronik hastalığı Apati (ilgisizlik)

Sibel Edmonds
00:009/09/2014, Salı
G: 8/09/2014, Pazartesi
Yeni Şafak
Gündem
Gündem

ABD hükümeti her türlü gözetim ve cadı avı metotlarıyla polis devleti operasyonları yaptı. ABD hükümeti gerek NSA''nın büyük gözetimi gerekse de FBI''nın muhbir kadrosuyla vatandaşları ve yurtdışındaki insanların özel bilgileri hakkında istihbarat topladı.

Daha çok delile (deşifre bilgi) ihtiyaçları olduklarını söylüyorlar. Ben de diyorum ki sentetik savaşlar, zulümler, gözetim ve işkenceyle ilgili gereğinden fazla delilimiz var. Amerikan çoğunluğunun ne zaman yüksek sesle konuşacağını soruyorlar. Ve ben diyorim ki; Amerikan çoğunluğu zaten yüksek sesle ve net konuşuyor.

ABD hükümeti dünyanın bir çok yerinde en kötü insan hakları ihlalleri ve işkencelerin içinde oldu. Bu bir gerçek. ABD Kongresi, STKlar, insan hakları örgütleri, bir çok rapor, şahitler, sızdırılan bilgiler, ihbarcılar, hatta hükümetin propaganda araçları (medya) bile şu tartışmasız gerçeği kabul ediyorlar; ABD yeryüzünde akla hayale gelmeyecek rehine, işkence, gizli hapishaneler, gözaltı merkezleri ve cinayet gibi bir çok operasyon yaptı.

CADI AVI İLE SİNDİRME

ABD hükümeti her türlü gözetim ve cadı avı metotlarıyla polis devleti operasyonları yaptı. ABD hükümeti gerek NSA''nın büyük gözetimi gerekse de FBI''nın muhbir kadrosuyla vatandaşları ve yurtdışındaki insanların özel bilgileri hakkında istihbarat topladı. Yine bu da bilinen bir gerçek. Ve herkes biliyor. Ortaya çıkan deliller ve sızan bilgiler bunu tartışılmaz bir gerçek yaptı. Ve Amerikan çoğunluğu sessizlikleriyle konuşmuş oldu. Dolayısıyla ihtiyacımız olan şey daha fazla delil mi? Daha fazla ihbarcı mı? Bu konuda halkı eğiten daha fazla web sitesi mi? Olduğum yerden yüzde yüz diyebilirim ki Amerikalıların çoğu zaten biliyor. Onlar sessizlikleriyle konuştular. Ve sessizlikleriyle bir milyon kelimeden fazla konuşuyorlar.

O zaman yapmaya çalıştığımız şey nedir? Eğer bilmek yüksek, sağırlaştırıcı bir sessizliğe döndüyse, bundan sonar atılacak mantıklı adım nedir? Onlara neyi bildiklerini bildiğimizi söylemeye devam mı edelim? İhbarcıların hayatlarını riske atıp ne bildiklerini anlatmalarını mı isteyelim?

İHBARCI YARATMA

Bir ihbarcı ve activist olarak bir düzine yıl çok zaman ve enerji harcayarak ABD kongresi, mahkemeler ve medya gibi müesseselere işaret ettim. Sonunda gerçek suçluyu buldum; Amerikan çoğunluğu, onun sağırlık derecesindeki sessizliği ve sürekli duyarsızlığı. Yüzlerce devlet ihbarcısı tanıdım ve onlarla çalıştım ve sonunda aynı sonuca vardım. Tabii ki Amerikan hükümeti gözdağı verebilir, yargılayabilir, hapse atabilir veya işkence yapabilir. Fakat mesele nedir biliyor musunuz? Eğer halk bizim tarafımızda olsaydı tüm bunlar asil bir davaya dönüşebilirdi. Eğer halk bu sonu ölüm olan ihbarlar ve raporları bizim hükümetimizin bizlere ve insanlığa karşı işlediği suçlara karşı kullanabilseydi, bu ödenen bedeller kıymetli olur ve haklı olduğu kabul görürdü.

Bu yüzdendir ki yeni ihbarcı ve ihbar beklentisi ve talebi içinde değilim. Daha fazla ihbara/itirafa ihtiyacımız yok. Bizim daha az ilgisizliğe ihtiyacımız var. İlave itirafçılara ihtiyacımız yok. Bizim konuşan bir çoğunluğa ihtiyacımız var. Bizim özgürlüğümüzü, dünya barışını ve insanlığı yok eden devlet ve yüzde 1''lik kesim değil, Amerikan çoğunluğun sessizliği ve onun ilgisizlik denen ölümcül hastalığıdır.