Alevi açılımı ve AK Parti

Hasan Kaya
00:0013/07/2013, Cumartesi
G: 12/07/2013, Cuma
Yeni Şafak
Alevi açılımı ve AK Parti
Alevi açılımı ve AK Parti

Alevi bireylerin hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik politikaların oluşturulmasında, alınmasında ve uygulanmasındaki en büyük eksiklik, karar alıcı ve uygulayıcı konumda olan mekanizmaların içerisinde ''Alevi bireylerin'' yeterince yer alamamalarıdır.

Ağaçları koruma amacıyla başlayan, hükümet karşıtı bir amaca evrilen Gezi Parkı eylemliği aslında bir hayra da vesile oldu. Hükümetin uzun süre önce rafa kaldırdığı ''Alevi Açılımı''nı yeniden hatırlamasını sağladı. Aleviler başta olmak üzere ''Süryani'', ''Caferi'', ''Bahai'', ''Yezidi'', ''Yehova Şahidi'', ''Keldani'' gibi inanç mensuplarının yaşadıkları sorunları görmezden gelerek demokratik bir sistem kurmak mümkün değildir. Alevi ve diğer inançlara yaklaşım; ülkenin ''demokratik'', ''özgürlükçü'', ''çoğulcu'', ''açık toplum'' olma gibi, politikalarıyla da sıkı sıkıya bağlıdır.

AK PARTİ AÇISINDAN ALEVİ AÇILIMININ ÖNEMİ

Ak Parti''nin, Ülkenin önemli ve kronikleşmiş sorunlar karşısında resmi söylem dışına çıkarak, harekete geçmesi; ''Kürt açılımı'', ''Alevi açılımı'', ''Roman açılımı'' gibi, sorunları kamuoyunun önüne getirmesi ve tartışmaya açması önemli bir paradigma değişimidir. Taraf Gazetesi''nde 17.11.2012 tarihinde yayımlanan ''AB 2012 İlerleme Raporu ve Aleviler'' başlıklı yazımda; ''Açılımlar içerisinde AK Parti iktidarını en çok zorlayan konuların başında ''Alevi açılımı'' gelmektedir. Referansını Sünni/İslam geleneğinden alan kadroların ağırlıkta olduğu siyasi bir partinin, tarihsel olarak da sıkıntılı bir konuyu dillendirmesi paradigma değişimi açısından önemlidir. Ama AK Parti iktidarının en zayıf ve etkisiz kaldığı alanlardan biri ''Alevi açılımı''dır. Açılımın geldiği aşamada, AK Parti içerisinde de güçlü ve aşılması sert bir muhalefetin olduğu yadsınamaz ve yok sayılamaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır'' demiştim.

Başbakanın bizzat direktifiyle yeniden gündeme taşıdığı ''Alevi Açılımı'' ile aynı zamanda AKP''nin kendi içindeki dirençi aşıp aşamayacağını da test etme imkanı bulmuş olacağız.

Son zamanlarda, AK Parti, Alevi sorununa, devlet aklı ve refleksi ile yaklaşan bir konuma gelmişti. Bu yeni çıkışıyla özgür, çoğulcu, demokratik toplum olma yolunda önemli bir adım atmıştır. Önemli olan bu süreci sonuçlandıracak kararlılığı ve iradeyi sonuna kadar sürdürebilmektir.

ALEVİLERİN KARAR SÜREÇLERİNE KATILIMI

Alevi bireylerin hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik politikaların oluşturulmasında, alınmasında ve uygulanmasındaki en büyük eksiklik, karar alıcı ve uygulayıcı konumda olan mekanizmaların içerisinde ''Alevi bireylerin'' yeterince yer alamamalarıdır. Ve bu mekanizmaların içerisinde bulunanların büyük çoğunluğunun önceliğinin '' Alevi sorunu'' olmamasıdır.

Alevilerin kendi kaderini belirleme noktasında oluşturulacak politikalara müdahil olmaları zordur. Toplumun ''Alevi''lere yönelik önyargıları henüz yıkılmış değildir. Ne yazık ki önyargıların yıkılmasına yönelik çalışmalar henüz istendiği sonucu vermekten uzaktır. Aleviler hala eşit yurttaş olarak tanınmak ve yaşamaktan uzaktırlar. Bu yaklaşım ''Alevi birey''in haklarının güçlendirilmesi ve korunması önünde büyük bir engeldir. Şimdiye kadar AK Parti, Alevi sorununa ''din ve inanç özgürlüğü'' üzerinden değil, Sünni/İslam refleksi üzerinden yaklaşmaktaydı. Bu açılım süreciyle birlikte temel hak ve özgürlükler üzerinden yapılaçak bir vurgu sorunun çözümü noktasında önemli bir işlev göreçektir.

KAMU ALEVİ''YE KAPALI DA, ÖZEL AÇIK MI?

Yıllarca yapılan sosyolojik tahlillerde, ''Alevi birey kamusal alanın dışına ötelenmekte ve özel alana hapsedilmektedir. Bugün devletin bir çok kurum ve kuruluşu ''Alevi''lere kapalıdır. Üst düzey bir devlet yöneticisi ve bürokrat bulmak zordur'' söylemi önemli bir argüman olarak söylenmekteydi. Ama bu tek başına ''Alevi bireyin'' ötekileştirilmesinin dozunu anlamamızı zorlaştırır.

Aynı sıkıntı özel sektör içinde geçerlidir. Bugün ülke ekeonomisine yön veren ilk on da yer alan büyük şirketler incelendiğinde, ''Ceo'', ''Genel Müdür'', ''Genel Müdür Yardımcısı'' gibi pozisyonlarda da ''Alevi Yönetici'' bulmak zordur hatta imkansızdır. Buda bizlere gösteriyor ki ''Alevi'' sorunu yanlızca devlet kaynaklı değil kökü daha derinde olan toplumsal bir sorundur.

ALEVİLERİN KADERİNİ TAYİN HAKKI

İnsan hakları kapsamında ''din ve vicdan özgürlüğü'' önemli bir tezdir. Alevi bireyin kendi kaderi üzerinde söz sahibi olması, alevilere yönelik oluşturulacak politikalara ve karar süreçlerine etkin katılması, toplumun diğer kesimleri ile eşit ilişki kurmasını ve eşit yurttaş olmalarını sağlayacaktır.

Burada önemli olan, AK Parti''nin tek başına bir açılım başlatarak, Aleviler ile ilgili politikaların oluşturulması değil, Aleviler ve onların temsilcileri ile işbirliği içerisinde politikaların oluşturulmasıdır. Alevi bireyler karar süreçlerine engelsiz katılabiliyor ve politikaların oluşmasına etki edebiliyorlarsa işte ozaman katılımcı anlamda demokratik bir sistemden söz edebiliriz.

Temel hak ve özgürlükler çercevesinde, İnsan hakları alanında elde edilen kazanımlar itibariyle gelinen noktada; ben yaptım oldu ''paternalist'' anlayışın yerine, Alevi bireyin ''kaderini tayin'' hakkı ön plana çıkarılmalıdır. Bu söylemin pratikte tam karşılığını bulduğunu söylemek ne yazık ki zordur.

Alevilerin bu süreç ile ilgili çeşitli haklı şüpheleri ve tereddütleri vardır. Kaygıları gidermek için AK Parti ilk olarak Nevşehir''de bulunan ''Hacıbektaş Dergahı''nı müze olmaktan çıkarıp ''Alevi cemaat''lere teslim etmeli, ''Madımak'' utanç müzesine dönüştürülmelidir. AK Parti''nin , ''Alevi Açılımı'' ile ilgili kararlılığını ölçmede ''Yerel Yönetim Seçimleri'' önemli bir turnusol kağıdı görevi göreçek gibi gözükmektedir. AK Parti, 2 Temmuz 1993 Madımak''ta yaşanan ve mezhepsel anlamda toplumsal bir kırılmaya neden olan Sivas''ta ya da Büyük Şehirlerden birinde ''Alevi kökenli'' bir ''Belediye Başkan'' adayı ya da ''Belediye Meclis Üyeleri'' gösterebilecek mi? Ve ''Alevi''ler böyle bir teklife evet cevabı verebilecek mi? İşte bu sorulara verilecek ''evet'' cevabı birlikte yaşama iradesine güçlü bir vurgu olacaktır.

AK Parti gecikmiş ama önemli bir adım atmıştır. Bizlere düşen demokratik açık toplum olma yolunda atılacak adımların önündeki engelleri kaldırmaktır. Sorunların çözümü temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güçlendirilmesinden geçer.