Yeni paket, semboller ve zihniyet değişimi

İlhan Kaya
00:009/10/2013, Çarşamba
G: 8/10/2013, Salı
Yeni Şafak
Gündem
Gündem

Türkiye''de kimlik üzerinden siyasetin artık sona ereceğini söyleyebiliriz. Yıllarca başındaki örtüden, mezhebinden, etnik aidiyetinden, inancından dolayı dışlanan kesimlere kimlikleri ile var olmanın önü açılıyor. Kimlik siyasetinin giderek toplum nezdinde karşılığını yitirdiğini gösteriyor. İrtica ve bölücülük söylemlerinin anlamsızlaştığına işaret ediyor.

Türk modernleşmesi tepeden inmeci bir modernleşmedir. Siyasi ve bürokratik elitler, toplumu tasavvurlarına göre dizayn etmeye çalışırken, sembollerden yararlandılar. İnsanların hangi kavramlarla, hangi isimlerle ve hangi harflerle düşünmesi gerektiğine onlar karar verdiler. Sembolleri kontrol ederek, düşünceyi ve yaşam biçimini kontrol etmeye çalıştılar. Birçok yer ismi değiştirildi, bazı kavramların kullanılması yasaklandı, alfabe değişikliği yapıldı. Yetmedi yeni alfabedeki bazı harfler yasaklı ilan edildi. Devlet gücü kullanılarak tasarlanan düşünce, anlayış ve yaşam biçimi topluma dayatıldı.

Semboller düşünce dünyamızın dilidir. Onlarla düşünürüz, onlarla hayal kurar, onlarla iletişimde bulunur ve onlarla üretiriz. Otoriter Kemalizm''in kimlik tasavvuru, semboller üzerinden yürüdüğü için sembollere özel bir önem vermiştir. Çünkü semboller somuttur. Soyut düşünceler ve hayaller sembollerle dile gelir, konuşur ve anlam kazanır. O nedenle, sembolleri kontrol ettiğinizde onları temsil eden düşünceleri, tasavvurları ve kimlikleri de kontrol edersiniz. Sembolleri mahkum ettiğinizde düşünceleri de mahkum edersiniz.

Paketle yapılması hedeflenen düzenlemelere bakınca bunu daha net olarak anlayabiliriz. Kamuda çalışanlara kıyafet serbestisinin getirilmesi, klavyedeki yasaklı harflerin resmen tanınacak olması, yer isimlerinin talepler doğrultusunda değiştirilebilecek olması, Nevşehir Üniversitesi''nin isminin Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesi, andın artık okunmayacak olması, farklı dil ve lehçelerde seçim propagandalarının yapılabilecek olması, Süryanilere ve Romanlara yönelik açılımlar, sembolik değeri olan ve kimlik ile ilintili düzenlemelerdir. Bunlar, devletin vatandaşlarına öngördüğü şablonlardaki değişimi ima etmektedir.

KİMLİK SİYASETİ

Bu paket, bir zihniyet devriminin yaşandığını ortaya koyuyor. Paketle, değişen Türkiye''nin algılarına hitap ediliyor ve toplumsal taleplerin anlaşıldığı ifade ediliyor. Eski dünya tasavvurunun sürdürülebilir olmadığı ilan ediliyor. Değişimin yönüne baktığımızda, Türkiye''de kimlik üzerinden siyasetin artık sona ereceğini söyleyebiliriz. Yıllarca başındaki örtüden, mezhebinden, etnik aidiyetinden, inancından dolayı dışlanan kesimlere kimlikleri ile var olmanın önü açılıyor. Kimlik siyasetinin giderek toplum nezdinde karşılığını yitirdiğini gösteriyor. İrtica ve bölücülük söylemlerinin anlamsızlaştığına işaret ediyor.

Alevilerin statüsü ile ilgili ayrıca bir paket hazırlandığını farz edersek, bu paketin iki büyük eksiği var: anadilde eğitim ve kamuda başörtüsü yasağının tamamen kaldırılmaması. Üniformalı işlerde kadını ayırması, cinsiyet ayrımının devam edeceğini gösteriyor. Sadece özel okullarda anadilde eğitimin önünün açılacak olması sınıfsal bir ayrımdır. Ekonomik gücü olmayanların çocuklarını özel okullarda okutarak anadilde eğitim verdirmesi mümkün değil.

ALEVİ ÇALIŞTAYI MESELESİ

Bu ülke daha fazla eşitlik ve demokrasiyi hak ediyor. Anadilde eğitim konusunda daha cesur adımlar atılabilirdi. Gayrimüslim azınlıklar ile ilgili daha ileri hamleler yapılabilirdi. Başörtüsü serbestisi tüm kamu görevlilerini içerebilirdi. Aleviler ile ilgili paketi henüz görmediğimiz için peşinen mahkum etmemiz doğru değil. Fakat birçok Alevi çalıştayına rağmen somut adımlar atılmadı. Beklentiye sokulan Alevilerin, yeni hayal kırıklıklarına tahammülleri yok. Alevilerin talepleri ile ilgili somut adımların atılmamış olması güven kaybına neden oluyor.

Türkiye, anadilde eğitim meselesini gözünde fazlaca büyütüyor. Anadilde eğitim Türkiye''yi bölmez, bütünleştirir. Anadilde eğitimin önündeki engeller, ötekileştirmelere ve ayrışmalara neden oluyor. Yıllardır sonuç alınamayan bir yöntemde ısrar etmenin bir anlamı yok. Ayrışmayı önlemek için daha cesur adımlar atılmalı. Anadilde eğitim için hiçbir kurumsal alt yapı yok. Bu konuda hem MEB hem de üniversiteler için net hedefler belirlenmeli.

DAHA ÖZGÜRLÜKÇÜ YAKLAŞIM

Şu çok net: yeni demokrasi paketi, Türkiye''nin değişim vizyonunu ve ruhunu ortaya koyuyor. Gelecekteki dönüşümün ipuçlarını veriyor. İnsanlara nasıl düşünmesi, yaşaması ve etkileşimde bulunması gerektiğini söyleyen ceberrüt devlet, yakamızdan elini çekiyor. Batılı standartlarda bir demokrasiye kavuşmanın heyecanını veriyor.

Ancak değişimin ve demokrasinin kurumsallaşması AK Parti ile sınırlı kalmamalı. Türkiye''de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özgürlükler, gelen yönetimin keyfine kalan meseleler olmaktan çıkmalı ve her şeyi ile kurumsallaşmalı. Bunun yolu da başta CHP ve MHP olmak üzere, muhalefetin daha özgürlükçü bir yaklaşım sergilemesi ve farklılıkları kucaklamasıdır. Sadece ''istemezük'' siyaseti ile Türkiye''yi ileriye taşıyamazsınız.