
Malatya bugün 5.6 büyüklüğündeki depreme uyandı. Çevre illerde de ciddi şekilde hissedilen sarsıntı sonrası gözler deprem uzmanlarına çevrildi. Peş peşe açıklamalar gelirken yerbilimciler, bu sarsıntıyı 6 Şubat felaketinin neden olduğu "gecikmiş stres transferi" olarak yorumladı ve bölgedeki aktif fay hatlarında enerji birikiminin sürdüğünü belirterek sürecin henüz bitmediği yönünde kritik uyarılarda bulundu. Sığ depremler ile 2023 depremlerinden kalan "yorgun yapı stoku" birleşiminden kaynaklanabilecek tehlikeye işaret eden uzman isimler; Ovacık, Malatya ve Yedisu faylarının potansiyeline dikkat çekti.
AFAD verilerine göre 20 Mayıs sabahı saat 09.00'da merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yaklaşık 7 kilometre derinlikte kaydedilen ve Adıyaman, Elazığ, Tunceli ile Şanlıurfa gibi çevre illerde de şiddetle hissedilen sarsıntının ardından AFAD ekipleri hızla saha çalışmalarına başladı. İlk taramalara göre bölgede herhangi bir olumsuz durum tespit edilmezken, Malatya Valisi Seddar Yavuz da kendilerine ulaşan bir hasar ihbarı bulunmadığını kamuoyuyla paylaştı.

Gecikmiş stres transferi ve yorgun yapı stoku
Yaşanan bu sarsıntının ardından gözler yerbilimcilerin değerlendirmelerine çevrildi. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bu hareketliliğin sıradan bir durum olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, sarsıntının 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından oluşan zamana bağlı stres transferi ile ilişkili olabileceğine dikkat çekti. Süreci gecikmiş bir artçı olarak tanımlayan Bektaş, tehlikenin sadece fay hatlarının büyüklüğünde değil, Malatya Ovası'nın zemin yapısında ve 2023'teki sarsıntılarla yıpranmış binalarda olduğuna işaret etti.

Sığ deprem ve yorgun yapı stoku birleşiminin kritik sonuçlar doğurabileceği konusunda yetkilileri uyaran Prof. Dr. Bektaş, “Bu depremler sürecek. Gelecekte daha etkili depremler olabilir. Ancak bunun daha büyük bir depremin kesin habercisi olduğunu söylemek mümkün değil.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, 2018 deprem yönetmeliğine uygun yapıların benzer sarsıntılarda daha dirençli olacağını belirten Bektaş, asıl sorunun inşaat aşamasındaki uygulamalarda yaşandığını sözlerine ekledi.

Bölgedeki aktif fay hatlarının son durumunu CNN ekranlarında değerlendiren Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Süleyman Pampal ise Ovacık ve Malatya faylarına dikkat çekti. Uzun süredir enerji biriktiren kırık sistemlerinin yarattığı tehlikeye vurgu yapan Pampal, “Malatya hassas bir bölge. Çevredeki bazı faylar 7’nin üzerinde deprem üretebilir. Yedisu Fayı uzun süredir enerji biriktiriyor. Bu nedenle bölgedeki hareketlilik kaygı oluşturuyor.” şeklinde konuştu. Türkiye'nin aktif faylarla çevrili bir ülke olduğunu hatırlatan Pampal, deprem riskinin ülkenin birçok bölgesinde varlığını koruduğunu belirtti.

A HABER'e bağlanan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise bölgedeki fay dinamiklerine ilişkin farklı bir perspektif sunarak, “Pütürge kırılmıyor onun yerine yan yollarda kırılmalar yapıyor. Pütürge’deki fay kırılmasının 6,5 altında bir deprem potansiyeli var.” açıklamasıyla yer altındaki hareketliliğin haritasını çizdi.

"Depremden çok davranış biçimimizi konuşmalıyız"
Sarsıntı anındaki toplumsal reaksiyonu ve yapısal beklentileri NTV'ye değerlendiren Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış, her sarsıntıdan sonra aynı tartışmaların yaşanmasının geçmişten yeterince ders çıkarılmadığının açık bir göstergesi olduğunu savundu. 5.6 büyüklüğündeki bir depremin normal şartlarda ağır yıkıma yol açmaması gerektiğini, ancak dayanıksız binalarda hasara neden olabileceğini belirten Barış, artçı sarsıntıların birkaç ay daha devam edebileceğini hatırlattı.

Mevcut sarsıntının ardından daha büyük bir deprem beklemediğini ifade eden Barış, asıl odak noktasının sarsıntı anındaki reflekslerimiz olması gerektiğini vurgulayarak, vatandaşların paniğe kapılıp binalardan kontrolsüzce çıkmasının son derece tehlikeli ve yanlış bir yaklaşım olduğu uyarısında bulundu.






