
Recep ayının 27. gecesi Miraç Gecesi olarak idrak edilmekte. "İsra ve Miraç mucizesi" ismiyle anılan bu olay, Kur'an-ı Kerim'de İsra ve Necm surelerinde anlatılıyor. "İsra olayı", Peygamberimizin (s.a.v) bir gece Mekke'den Kudüs'e, "Miraç olayı" ise gökler ötesine yaptığı yolculuğa denilmekte. Peygamberimiz miraçta bir çok olay gördü. Peki peygamberimize miraçta neler gösterildi? İşte alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimizin miraçta gördükleri hadiseler.

“Üç aylar"ın ilki olan Recep ayının 27'nci gecesine denk gelen ve Hazreti Muhammed'in, (s.a.v) Allah'ın daveti üzerine Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semaya, yüce alemlere ve ilahi huzura yükseldiği gece olarak kabul edilen Miraç Gecesi bugün idrak edilecek. Peygamber efendimize (S.A.V) miraçta pek çok olay gösterildi. İşte Peygamberimize (s.a.v.) miraçta gösterilenler.

Miraçta Peygamberimize verilen hediyeler neler?
Peygamber Allah huzuruna ulaştığında kendisine verilen müjdelerden ilki 5 vakit namazın farz kılınmasıdır. Miraç’ın gerçekleşmesinin ardından Müslümanlar namazlarını 5 vakit olarak kılmaya başlamışlardır. Bu mübarek gecede namaz dışında Bakara Suresi’nde bulunan son 2 ayet indirilmiş ve Müslümanlara cennet müjdelenmiştir. Cennet müjdesinde ise Allah’a şirk koşmamak şartıyla olduğu bildirilmiştir.

Peygamberimize miraçta neler gösterildi?
Peygamber Efendimiz (s.a.v), mirâcını özetle şöyle anlatıyor:
1-Verilen Burak'a binip Beyt-ül-Makdis'e geldim. Onu, önceki Peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescide girip orada iki rekât namaz kılıp çıktım. Cebrâil bir kap süt getirdi.

Ben sütü seçtim. Cebrâil; "Yaratılışa uygun olanı seçtin." dedi. Sonra bizi birinci semaya çıkardı. Gök kapısında; "Sen kimsin?" diye bir ses geldi. "Ben Cebrâil'im." dedi. "Yanındaki kim?" dendi. "Muhammed aleyhisselâm." dedi. "O, Peygamber olarak gönderildi mi?" dendi. Cebrâil; "Evet." dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Âdem ile karşılaştım. Bana; "Merhaba" diyerek hayır duâ etti.

2. semaya çıktık. Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana; "Merhaba" diyerek duâ ettiler.

3. semaya çıktık. Bu kapıda da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf'u gördüm. O da duâ etti.
4. semaya çıktık. Aynı konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris'i gördüm. O da duâ etti.

5. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun'u gördüm. O da duâ etti.
6. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa'yı gördüm. "Merhaba" diyerek duâ etti.

7. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-mamura dayamış İbrahim'i gördüm. O da duâ etti. Sonra Cebrâil beni Sidret-ül-Münteha'ya götürdü. Allah, günde 50 vakit namazı farz kıldı. Hazret-i Musa'nın yanına gelip anlattım. "Rabbinden azaltmasını iste! Ümmetin buna güç yetiremez. Tecrübem var." dedi. Birkaç defa Rabbimle görüşmeye devam ettim. Nihayet Rabbim buyurdu ki: "Beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevap vardır. Böylece 50 vakit namaz olur." buyurdu. [Müslim]

Peygamberimize (s.a.v.) Miraç’ta gösterilenler:
Hazret-i Peygamber’den (s.a.v) İsra ve Miraç ile ilgili birçok haber nakledilmiştir. Onlardan birkaçı şöyledir:
Allâh Rasûlü (s.a.v), Miraç’ta bir topluluğa uğradılar ve gördüler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların dudaklarını kesip ağızlarına taş koyuyor.
“Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Cebrâîl aleyhisselâm:
“Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!” dedi. (Taberî, XV, 18-19)

Sonra Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi ve sellem), başka bir topluluğa rastladı. Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı:
“Ey Cebrâîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Cebrâîl aleyhisselâm-:
“Bunlar, (gıybet etmek sûretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nâmuslarıyla oynayanlardır.” cevâbını verdi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878)

Daha sonra Hazret-i Peygamber (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz orada; zinâkârları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fâiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zinâ edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden,

bir kısmını baş aşağı asılı hüsrâna dûçâr olmuş bir hâlde gördü. Bu sebeple Varlık Nûru Efendimiz:
“Eğer benim bildiğimi sizler de bilmiş olsaydınız, muhakkak ki, pek az güler ve çok ağlardınız!” buyurmuştur. (Buhârî, Tefsîr, 5/12)






