
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun Kahramanmaraş'ta katıldığı bir fuarda önemli açıklamalarda bulundu. Altun, "Son 20 yıl Türkiye için bütün zorluklarına rağmen bir büyüme ve atılım dönemi oldu" dedi.
Altun, Kahramanmaraş KAFUM Fuar Merkezi’nde ‘Küresel Belirsizlik Çağında İstikrarlaştırıcı Güç Türkiye’ seminerinde konuştu.
"İSTİKRARSIZLIK BELİRSİZLİK DEMEKTİR"
Dünyanın her bölgesinde siyasi belirsizliğin olduğunu dile getiren Fahrettin Altun, “Suriye krizi ve Rusya-Ukrayna savaşını ise en sıcak istikrarsızlık dalgaları olarak görebiliriz. Elbette istikrarsızlık demek, belirsizlik demektir. Diğer yandan, terörizm ve radikalizm gibi güvenlik sorunları bölgesel sınırları aşarak küresel bir mahiyet kazandı. Mülteciler, salgın, enerji ve gıda krizi, iklim değişikliği gibi meseleler de uluslararası alanda çözüm bulunamayan belirsizlikler olarak ortaya çıktı. Geldiğimiz noktada somut bir gerçekliğimiz var: Bugün uluslararası alanda bir belirsizlik hâkim durumda. Küresel adaletsizliğin ve eşitsizliğin, dünyanın dört bir yanında sebep olduğu insani dramlara her gün şahit oluyoruz” diye konuştu.
Türkiye’deki modernleşme sürecinin yanlış anlaşıldığını ifade eden Altun, şöyle devam etti:
“Aslında tüm bu can yakıcı tablonun kökenlerine indiğimizde karşımıza, 19. yüzyıldan bu yana birbirini besleyen, birbirini büyüten bir düzen çıkıyor. Bir tarafta 19. yüzyılda kurulan Batıcı sömürge düzeni, diğer tarafta Batıcı bağımlılık düzeni. Bizim modernleşme sürecimiz de esasında uzun yıllar Batıcı bağımlılık düzeninin parçası olarak yürütüldü. Doğrusu, bizde 200 yıldır süren modernleşme tartışmalarının gerçek adı Batılılaşmadır. Rahmetli hocam Baykan Sezer, bunu ‘Batıcılaşma’ olarak ifade etmişti. Bu tartışmaların Türkiye entelektüel hayatının temel meselelerinden biri olduğu 2000’li yılların başında ben de genç bir sosyal bilimci olarak bu konular üzerine yoğunlaştım.”
"ERDOĞAN'IN BAŞLATTIĞI SİYASİ HAREKET TÜRKİYE'NİN ÇIKIŞ YOLU"
- “Peşi sıra terör örgütleri PKK, DEAŞ ve FETÖ’nün başrolde olduğu kumpas, kalkışma, terör saldırıları ve darbe girişimleri, Türkiye’nin kuşatılması ve yeniden kendi içine kapanması sonucunu doğurabilecek şekilde kurgulandı. Bütün bunlar gittikçe sertleşen mücadele ve çatışmalarla, giderek artan belirsizlik ve istikrarsızlığın hâkim olduğu bir küresel ortamda yaşandı. Gerçekten de küresel ve bölgesel çapta terörizm, ekonomik krizler, salgın hastalıklar, başarısız devletler ve iç savaşlar son 20 yıla hükmetti. Son 20 yıl Türkiye için ise bütün zorluklarına rağmen bir büyüme ve atılım dönemi oldu.”











