İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1. Türk Ürünleri Sergisi için Hindistan'ın Mumbai kentindeyim... İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye'den 84 firmanın katıldığı serginin açılış konuşmasına bir Hint atasözü ile başlıyor: Dostunuzu sık ziyaret edin çünkü gidilmeyen yollar diken ve çalılarla kaplanır... Evet, dostlarımızın yaşadığı Hindistan'la irtibatımız Cumhuriyet döneminde koptuğu için yolları diken ve çalılar kaplamış. Oysa Hindusu ve Müslümanı ile Hintliler kurtuluş savaşamıza hem maddi hem de manevi anlamda önemli destek vermişlerdi. Buna rağmen maalesef ihmal etmişiz bu coğrafyayı. Neyse ki son yıllarda bu diken ve çalıları temizlemek için karşılıklı olarak düzenli seferler yapılıyor.
2008'de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2010'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün üst düzey ziyaretlerinden sonra iş dünyası da açılan yolu genişletmeye çalışıyor. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'la birlikte İTO da bu amaçla Mumbai'de... İTO rehberliğinde gelen ve stand açan firmalar daha çok KOBİ ölçeğindeler. Çilek ve İpek gibi markalar da dikkat çekiyor. TUSKON çatısı altında faaliyet gösteren Hint-Türk İşadamları Derneği de (Indo-Turkish Business Association) fuar alanına konuşlanmış ve iki taraf arasında ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Katılan firmaların temsilcilerine beklentilerini sorduğumda, “Biz de henüz pazarı keşfetme sürecindeyiz” diyorlar. Çünkü 1 milyar 200 milyon nüfuslu devasa bir pazar söz konusu ve 300 milyona yakını da Müslüman. Öyle bir seferde keşfedilebilecek, kavranabilecek bir yapı değil. Bu nedenle yolu genişletme ve alanı keşfetme seferleri sürecek. Bakan Zafer Çağlayan, 2012'nin Ocak-Şubat ayında tekrar Hindistan'a gelecek. Başkent Yeni Delhi'de iki ülke arasında Ekonomik Ortaklık Anlaşması için bastıracak. Peki bütün bunlara değer mi? diyenler varsa onlara da cevabı uluslararası danışmanlık şirketi PwC'nin “2050'de Dünya” raporundan verelim. Küresel ekonomide güç dengelerin gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere doğru kaydığını vurgulayan rapora göre dünya GSYİH payındaki en önemli artış Çin değil, Hindistan için bekleniyor. 2009 yılında Hindistan'ın piyasa döviz kurlarına göre ölçülen GSYİH payı yalnızca yüzde 2 olurken rapora göre, 2050 yılına kadar bu payın yüzde 13 oranına çıkması mümkün. Satın alma gücü paritesine göre GSYİH esasında Hindistan 2011 yılında Japonya'yı, hatta 2050 yılına kadar da ABD'yi bile geride bırakabilir.
PwC baş ekonomisti John Hawksworth ise söz konusu rapor sonuçlarını şöyle yorumluyor:
“Büyük nüfusları ile Çin ve Hindistan'ın 2050'ye kadar sürmesi beklenen hakimiyeti birçok yönden 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılda gerçekleşen Sanayi Devrimi öncesindeki tarihi duruma bir dönüşü ifade ediyor, çünkü küresel ekonomik gücün Asya'dan Batı Avrupa ve ABD'ye geçmesine Sanayi Devrimi sebep olmuştu. Bu durum şimdi eski haline dönüyor.
Bu değişen dünya düzeni, günümüzün gelişmiş ekonomilerindeki şirketler için hem zorluklar hem de fırsatlar sunuyor. Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerdeki çok uluslu şirketlerin sergilediği rekabet zaman içinde istikrarlı bir şekilde artacak, bu organizasyonlar üretime ilişkin değer zincirinde yukarı tırmanacaklar. Dolayısıyla, küresel mali krizin Doğu'ya kıyasla Batı'yı daha çok vurduğu bankacılık gibi alanlarda güçlü bir şekilde yayılacaklar. Bu gelişmelere paralel olarak büyük gelişmekte olan ekonomilerde hızlı büyüyen orta sınıf ile birlikte tüketici piyasalarındaki çabuk büyüme bu piyasalarda varlık gösterebilen Batılı şirketler için yeni ve önemli fırsatlar doğuracak."
Bizler Mumbai'de iken ABD Başkanı Barack Obama da hemen güneyimizde, Endonezya'da iş kovalıyordu. Boeing'in Endonezyalı Lion Air ile yaklaşık 22 milyar dolarla tarihindeki en büyük uçak anlaşmasına refakat eden Obama, yeni oyun alanının neresi olduğunu gözler önüne seriyordu.






