Köklerimizde ayrımcılık yok

Yasin Yılmaz
04:0024/11/2018, Cumartesi
G: 24/11/2018, Cumartesi
Yeni Şafak
3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'ne katılan Tayyip ve Emine Erdoğan çifti, Ayşe Cevahir Ersoy tarafından Etiyopya hükümetiyle imzalanan sözleşme kapsamında evlatlık alınarak Türk vatandaşı olan Zeynep Cevahir Ersoy ve Mehmet Nil Ersoy'a kimliklerini verdi.
3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'ne katılan Tayyip ve Emine Erdoğan çifti, Ayşe Cevahir Ersoy tarafından Etiyopya hükümetiyle imzalanan sözleşme kapsamında evlatlık alınarak Türk vatandaşı olan Zeynep Cevahir Ersoy ve Mehmet Nil Ersoy'a kimliklerini verdi.

İstanbul’da 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan şu mesajları verdi: Kadınları ve çocukları aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir. Çünkü fıtratın gereği, tüm yaratılanlara aynı gözle bakmaktır. Bizim kültür köklerimizde de cinsiyet ayrımcılığı yoktur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 200 yılda kadın hakları meselesinde sürekli savrulmalar yaşadığını söyledi. Erdoğan, “Kadınları ve çocukları aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir. Çünkü fıtratın gereği, tüm yaratılanlara aynı gözle bakmaktır. Bizim kültür köklerimizde de cinsiyet ayrımcılığı yoktur” dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından İstanbul'da düzenlenen 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önemli mesajlar verdi:

Bizim inancımızda ve kültürümüzde aile, kadınla erkeğin ortak sorumluluğunda teşekkül eden ve yaşayan hayati bir müessesedir. Aile kurumunun güçlü olmadığı bir toplumun geleceği kadın için de erkek için de aynı derecede karanlıktır. Her insanı cinsiyetinden rengine kadar tüm farklılıklarının ötesinde Allah'ın yarattığı bir varlık olarak gören bir inancın mensupları olarak kadına ayrımcılık yapmamız zaten mümkün değildir. Çünkü fıtratın gereği, tüm yaratılanlara aynı gözle bakmaktır. Bizim kültür köklerimizde de cinsiyet ayrımcılığı yoktur.

TARİHİMİZDE ACI KIRILMALAR YOK

Batı ülkelerindeki insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları ve hayvan hakları konusundaki büyük tartışmaların gerisinde yaşanmış çok büyük acılar, ihlaller, istismarlar var. Kırılma keskin olunca, tartışmalar ve bu doğrultuda atılan adımlar da aynı şekilde büyük oluyor. Bizim tarihimizde hamdolsun böyle acı kırılmalar bulamazsınız. İnancımız da kültürümüz de zaten buna izin vermez. Buna rağmen eksiklerimizi, hatta varsa yanlışlarımızı konuşmamız, tartışmamız gayet tabiidir.


O KODLAR BİZE AİT DEĞİL

Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin bugün kadını yine meta anlayışıyla ama bu defa eşitlik ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye'nin son 200 yılında her konuda olduğu gibi kadın hakları meselesinde de sürekli savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanları boyunlarına, ayaklarına, kollarına zincir vurarak kitleler halinde mal gibi satan ve çalıştıran, bunlar için de kadınları ve çocukları daha da aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir.

KADINI HUSUMETLERİNE ALET ETTİLER

Uzun yıllar ülkemizi esir alan ideolojik tartışmalarla kadının hep bir sembol olarak kullanılması bizi çok rahatsız etmiştir. Milletimizin değerlerine, kültürüne, tarihine düşmanlıklarını alenen ifade edemeyenler, husumetlerini genç kızlarımızın, eşlerimizin başörtüleri üzerinden sahaya yansıtmaya çalışmışlardır. Bugün Türkiye o günleri geride bırakmanın verdiği güçle, her alanda olduğu gibi kadınlarımızın siyasi, sosyal, ekonomik hakları konusunda da çok ileri bir seviyeye ulaşmıştır.

Üniversite kapıları milletimize açıldı

Erdoğan, “Ülkemiz hamdolsun geride bıraktığımız son 16 yılda üniversitelerin özgürleşmesi noktasında gerçekten başarı bir imtihan vermiştir. Üniversitelerimiz uzun yıllar kendilerini esir alan statükonun baskıcı, formatlayıcı, hürriyetleri kısıtlayıcı atmosferinden büyük oranda kurtulmuştur. Türk üniversiteleri, her ne kadar imtiyazını kaybedenler aksini iddia etseler de 2002 öncesine göre hem altyapı imkanları hem de akademik özgürlükler bakımından çağ atlamıştır. 28 Şubat döneminin faşist zihniyetinin üniversitelerimizde sebep olduğu tahribat, önemli ölçüde giderilirken, üniversitelerin kapıları tekrar milletin evlatlarına açılmıştır. Devleti tapulu malları gibi gören elitlerin himayelerinde serpilen kimi üniversiteleri adeta militan yetiştirme kampına dönüştüren terör örgütleri de buralardan temizlenmiştir” dedi.

Bu tablo yakışmıyor

Ülkeyi ve milleti tarihte olduğu gibi yeniden bilimde, teknolojide, sanatta ve kültürde ileriye taşıyacak çalışmalara önem verdiklerine işaret eden Erdoğan, “Ancak kitap okuma, nitelikli akademik eserler üretme, bilimde çığır açan başarılara imza atma noktasında hala oldukça gerideyiz. İstatistiklere göre, ülkemizde her gün televizyon izlemeye 6 saat, internete 3 saat harcıyoruz. Buna karşın kitap okumaya harcadığımız süre kişi başına günde birkaç dakikayı zor buluyor. UNESCO’nun kayıtlarına göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86. sırada bulunuyor. Günde 6 saatini televizyona, 3 saatini internete, sosyal medyaya ayıran insanımızın, özellikle gençlerimizin kitap okumaya hasrettiği sürenin dakikalarla ifade dilmesi bize asla yakışmayan bir tablodur” dedi.

Kalemin kılıçtan üstün tutulduğu medeniyetteniz

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Merkezi Laboratuvar Açılışı ve Kütüphane Temel Atma Töreni'ne de katılan Erdoğan, "Biz kalemin kılıçtan üstün tutulduğu, alimlerin peygamberlerin varisleri olarak görüldüğü bir medeniyetin, böyle bir inancın mensuplarıyız. Biz ilime ve öğrenmeye verdiği değeri, mescide girdiğinde zikir halkası yerine ilim halkasına oturarak göstermiş bir Peygamberin ümmetiyiz. Biz Avrupa'nın cehalet karanlığında boğulduğu bir dönemde dünyanın en ileri ilim merkezlerini kurmuş, tarihe bu şekilde yön vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Beyt'ül Hikmet'ten Nizamiye medreselerine, Uluğ Bey Medresesinden Orhangazi Medresesine, 3 kıtaya serpilen külliyelere, şifahanelere, mekteplere kadar gerçekten büyük bir birikimin mirasçılarıyız" dedi.


#​İstanbul
#Recep Tayyip Erdoğan
#KADEM
#UNESCO