Umut operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan zanlılardan Ferhat Özmen ve Necdet Yüksel'in son on yılda işlenmiş tam 17 cinayeti üstlenmesi "kuşku zinciri"ni büyüttü.
ANKARA- Umut operasyonu ile başlayan süreç, ortaya çıkan son gelişmelerle kuşkular zincirine dönüştü. Gözaltında bulunan iki zanlı, Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel'in son on yılda işlenmiş tam 17 cinayeti üstlenmeleri, yeni soruları beraberinde getirdi. Mumcu cinayeti ile başlayan ve Kışlalı Suikasti dahil pek çok olayın kapsama alındığı soruşturmada gelinen nokta, "kafa karıştırıcı" olarak değerlendirildi.
Yeni Şafak'a bilgi veren bir Emniyet yetkilisi, önceki gün yapılan tatbikatta, zanlıların kendilerini dolaştırdığı ara sokaklara atıfta bulunarak, "Bazı çelişkiler var. Yakalanan insanlar bizzat bu çelişkileri oluşturuyor olabilir. Bunların içinden doğru olanların bir an önce tesbit edilmesi ve ucu yakalanan bu önemli zincirin değerlendirilmesi gerekiyor, yoksa çıkmaz sokaklarda dolaşmaya devam edeceğiz" dedi. Yakalanan isimlerin bazı cinayetlere bizzat katıldıklarından kimsenin kuşku duymaması gerektiğini belirten Emniyet yetkilisi, "Ancak bunların hangisi olduğunun aydınlatılması biraz zaman alacak" diye konuştu.
Ortaya çıkan gelişmeler ile ilgili en önemli tepkiler maktul ailelerinden geldi. Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu ve kardeşi Ceyhan Mumcu, operasyonun başından beri kuşkularını dile getirdiler. On yıl önce öldürülen Muammer Aksoy'un oğlu Arın Aksoy ise ortaya çıkan yeni bilgilerin doğru olmadığını savundu.
Önceki gün yapılan tatbikatı değerlendiren oğul Aksoy, "Zanlının tatbikat sırasında söyledikleri doğru olamaz. Susturuculu tabanca kullandığını söylüyor, oysa patlama sesini en başta annem duydu. İki kurşun sıktığını söylüyor, oysa babam üç kurşun almıştı. Kullandığı silahı kanalizasyona attığını söylüyor, biz bu silahın cephanelikten çıktığını öğreniyoruz" dedi. Arın Aksoy, ayrıca kendisine ve ailesine şu ana kadar hiç bir aşamada bilgi verilmemesini de "dikkat çekici" bulduğunu ifade etti.
Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetlerinin özellikle Mumcu suikastine oranla çok daha dar kapsamda incelendiğine dikkat çekilerek, "Bu iki olayla ilgili dosyalar genişletilmeli ve yeni araştırmalar yapılmalıdır. Her iki cinayetle ilgili birbirinden çok farklı iddia ve isimler zaman içinde ortaya çıktı. Ancak bunlar üzerinde yeterince durulmadı. Şimdi ortaya çıkan yeni iddiaların sağlıklı olup olmadığının anlaşılması için soruşturmanın kapsamı geriye doğru genişletilmelidir" değerlendirmesi yapıldı.
İSTANBUL ve Adana merkezli olarak başlatılan "Malazgirt" kod adlı Hizbullah operasyonu, farklı değerlendirmelere neden oldu. Emniyet yetkilileri bu operasyonun Beykoz'un ikinci adımı olduğunu ve o gün itibarı ile yapılan sıcak takiplerin sonucunun alındığını belirtiyor. Ancak ikinci Hizbullah operasyonunda altı çizilen bir diğer nokta, adı sık sık gündeme gelen Hacı İnan'ın konumu. İnan'ın "uzun süredir kontrollü olarak izlendiği" ifade ediliyor. Daha önce de farklı zamanlarda yakalanıp serbest bırakılan İnan ile birlikte, "Hizbullah'ın firarda olan yeni lider kadrosuna ulaşılması" hedefleniyor. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın "İki operasyonun birbiri ile ilgisi yok" şeklindeki açıklamasına rağmen, UMUT operasyonunda ortaya çıkan "kuşku zincirinin" dağılması için Malazgirt operasyonunun devreye girdiğine dikkat çekiliyor.






