
Türkiye Turing Otomobil Kurumu ve Yüzyıllık Markalar Derneği’nin ortak projesi olarak hayata geçirilen ‘Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi’ Sultanahmet’te yapılan törenle açıldı. Yüzyıldan uzun süredir ayakta duran kadim markaların hikaye ve tecrübelerinin paylaşıldığı, “Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi” yıl boyu düzenlenecek olan sergi, söyleşi ve etkinliklerle, yerli ve yabancı turistleri ağırlayacak.
Türkiye Turing Otomobil Kurumu ve Yüzyıllık Markalar Derneği’nin ortak projesi olarak hayata geçirilen ‘Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi’ Sultanahmet’te yapılan törenle açıldı. Yüzyıldan uzun süredir ayakta duran kadim markaların hikaye ve tecrübelerinin paylaşıldığı, “Turing Yüzyıllık Markalar Hafızaevi” yıl boyu düzenlenecek olan sergi, söyleşi ve etkinliklerle, yerli ve yabancı turistleri ağırlayacak. Türkiye'de yüzyılı aşan 250 tane yerli markanın olduğunu belirten Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Engin Tuncer, “Sektörel dağılıma baktığımızda gıda firmaları ağırlıklı diyebilirim. Aralarında restoran, tatlıcı, lokumcu da var. Bunun dışında tekstil, kuyumculuk gibi alanlarda faaliyet gösteren markalarımız da mevcut” diye konuştu.
TARİHİ 400 YILI AŞIYOR
Hafızaevi, yüz yıldan fazladır ayakta kalan 39 markanın oluşumu ve hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu firmalardan en eski olanları ise şunlar; Vakıf Taşdelen (1582), Ali Muhiddin Hacı Bekir (1777), Beyaz Fırın (1836), Karaköy Güllüoğlu (1843), Petek Saraciye (1855), Hafız Mustafa (1864), Kebapçı İskender (1867), Tanınmış Helvacı (1875), Vefa Bozacısı (1876), Meyer Saat (1878), Komili (1878), Hamamcıoğlu Müesseseleri (1880), Saffet Abdullah Güllaçları (1881), Apraham Kuyumcusu (1882), Cemilzade (1883), Tevfik Aydın (1889).
SANAYİCİYE ÖRNEK
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Hafızaevi’nin yeni sanayicilere örnek teşkil etmek açısından önemli olduğunu belirtti. Somut olmayan mirasların, üzerinde en çok durulması gereken kültürel unsur olduğunu vurgulayan Demircan, “Dilimiz, yememiz, içmemiz, oturmamız, kalkmamız, hayat tarzımız, kahvemiz, lokumumuz ve diğerleri. Bunların tarifini yazarak yapıyoruz. Ama en önemlisi bunları yaşatarak çoğaltmaktır. İşte bu markalar da somut olmayan miraslarımızı yaşatma görevini üstlenmiş” dedi.








