Aile bağı kuruyoruz

Yeni Şafak
Seray Şahinler Demir
04:0012/04/2018, Perşembe
G: 12/04/2018, Perşembe
Yeni Şafak
Fotoğraflar: Talha Menteş
Fotoğraflar: Talha Menteş

Görkem Yeltan’ın yeni filmi Bağcık ilk kez 37. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Ailesini kaybeden iki çocuğun öyküsüne odaklanan Yeltan, “Aile sadece bize verilen değil, aynı zamanda bizim de seçip oluşturduğumuzdur. İncecik bağcıklardan çok sağlam bir bağ kurulabilir” diyor.

İlk filmi “Yemekteydim ve Karar Verdim”i geçen yıl sinemaseverlerin beğenisine sunan Görkem Yeltan, yeni filmi Bağcık ile karşımızda. Anne-babaları ölen iki kız kardeşin yaşamına odaklanan film, ilk kez 15 Nisan’da seyirciyle buluşacak. Ailesini kaybeden, eğitim için Kanada’ya gönderilmesi planlanan bu iki kardeşin Bodrum’daki amcalarının yanında geçen sımsıcak hikayesi, aile filmlerindeki boşluğu bir nebze de olsa dolduracak nitelikte.

PARÇALARI BİR ARAYA GETİRDİK

Gösterim öncesi buluştuğumuz Yeltan, ilk filmde bir ailenin içine odaklandıklarını, bu kez ise parçaları bir araya getirerek bir aile oluşturduklarını dile getiriyor. “Aile sadece bize verilen değil, aynı zamanda bizim de seçip oluşturduğumuzdur” diyen yönetmen şunları kaydediyor: “Bir aile bağı, bizim verdiğimiz ismiyle “bağcık” oluşturuyoruz. Aile bağını küçükleştirme ekiyle bağcık olarak kullandık: Aile bağcığı. İncecik bağcıklardan çok sağlam bir bağ kurulabilir. Aile dediğimiz de böyle bağlardan oluşmuyor mu zaten?”


KARAKTERLERİN SÖZÜ VAR

Film, iki kardeşin etrafında şekilleniyor fakat diğer karakterlerin de bir sözü var. Kardeşlerin engelli olan amcası, yardım için evlerine gelen pilates hocaları farklı bir çerçeve açıyor. “Bağcık” filmde bir ayakkabı bağcığı olarak somut bir şekilde yer bulsa da karakterleri örmede bir rol üstleniyor aynı zamanda. Yönetmen, filmi şöyle anlatıyor: “Karakterlerimizden “Derin” ayakkabısını bağlayamadığı için terlik giymeyi tercih ediyor. Ayakkabısını hep babası bağlarmış. Çocukluğumuzdan hatırlayın ayakkabı bağlamak, bağlayamamak önemli olmuştur hepimiz için. Derin içinse babasını kaybettiğinden daha da önemli. Amcası bunu fark edip ayakkabısını tıpkı babası gibi bağladığında, kızların amcayla birlikte yaşama kararı da verilmiş oluyor. Bağcık’ta karakterlerin hikayelerin fazlaca sözü var. Tüm olumsuzluklara rağmen ben mutluluğun kaybedilmemesi gerektiğine inanıyorum. Hayatta bazı şeylerimiz olmayabilir ama hep başka şeylerimiz var.”

  • Hayal gücünü küçümsüyoruz
  • Uzun süredir çocuk kitaplarıyla da okurla buluşan Görkem Yeltan, aile ve çocuk filmlerinin olmadığına dikkat çekiyor. Yeltan, “Yurt dışında çocuk filmi festivallerine jüri üyesi olarak gittiğimde, “Türkiye’den filmlerinizi neden göndermiyorsunuz?” diye soruyorlar. Çocuk filmlerimiz yok oysa. Biz aile filmleri izleyerek büyüdük. Şu an dizilerimizde çizilen ailelerin olduğu ya da bu ailelerin büyük hikayelerinin anlatıldığı, duyguların böylesine kullanıldığı filmler değildi bunlar. Bizi hayata hazırlayan aynı zamanda sıkılmadığımız, hikaye anlatan filmlerdi. Türkiye’de çocuk kitabını, filmini kimse sevmiyor, çoluk çocuk işi zannediyor. Küçümsemeyi seven bir toplumuz sanırım. Hayal gücünü de küçümsüyoruz. Bu yüzden de çok üretemiyoruz. Çocukken uydurduğumuz öyküleri unutuyoruz” diyor.
#Görkem Yeltan
#Bağcık
#Film