Babam benim idolüm

Röportaj: AYSEL YAŞA
00:0031/01/2009, Cumartesi
G: 31/01/2009, Cumartesi
Yeni Şafak
Babam benim idolüm
Babam benim idolüm

Türkiye'de gençlik filmlerinde kalitenin düşük olduğunu söyleyen oyuncu Irmak Ünal “Gençlik filmlerinde kötü işleri yapa yapa iyiyi öğreneceğiz. Bunu sadece Ayakta Kal filmi için değil tüm gençlik filmleri için söylüyorum” diyor

Son olarak 'Ayakta Kal' isimli gençlik filmiyle çıktı karşımıza. Amerika'da altı yıl eğitim aldıktan sonra ülkesine döndüğünde yine bir gençlik dizisinde yer almıştı. Bugüne dek babası Cihan Ünal'la yaşadıklarıyla gündeme geldi Irmak Ünal. “Sıra artık oyuncukta” diyor. Irmak Ünal'ın hedefinde üç yönetmen var: Yeşim Ustaoğlu, Fatih Akın ve Ferzan Özpetek. Genç oyuncuyla Amerika yıllarını ve ileriye dönük projelerini konuştuk







Ünlü bir babanın, Cihan Ünal'ın kızısınız. Herkes de sizi böyle anıyor ve biliyor. Peki siz biraz kendinizi anlatır mısınız?

Ben Ankara doğumluyum. İyi bir Ankaralıyım. Ankara'da doğduğumun neden altını çiziyorum? İstanbul'da büyümekle, Ankara'da büyümek çok faklıdır. İstanbul'da yaşanan dejenerasyonu görmeden keyifli ve mutlu bir çocukluk geçirdim. Oyunculuk dışında çok yönlüyümdür. Sanatın her dalıyla ilgilenirim, yeteneğim olmayan dallarını ise takip ederim. Mesela evimde resim köşem olduğunu ve resim yaptığımı kimse bilmez.

Türkiye'de eğitiminizi tamamladınız ve Amerika'ya gittiniz. Neden Amerika?

Ben ortaokul dönemindeyken, yani internet henüz evimize yeni geldiği yıllarda hali hazırda mezun olduğum Amerika'daki okulu bulmuştum. Hayalim o okula gitmekti. Neden dersen oyunculuktan ziyade,

Yönetmen

likti dikkatimi cezbeden.

Yönetmen

likle ilgili yaptığım araştırmalarda en çok pratik yapılan, güzel üniversitelerden biri olan Academy Of University'i buldum. Çocukluğumda da San Francisco'da yaşamak isterdim hep. Kafasına koyduklarını gerçekleştiren biri olarak o üniversiteyi okumam gerekiyordu ve gittim, okudum.

Amerika'da neler yaşadınız, nasıl yabancı bir ülkede Türk olarak, sinema okumak?

Neler yaşadım, neler.. Sektör olarak çok aktif olmayan bir şehre gittim aslında. Hayalinizi gerçeğe döndürmek istediğinizde New York veya Los Angeles'ta olmanız gerekiyordu. Zaten San Francisco bir sanatçının kendini çok mutlu hissedebileceği bir yer. Elimde kamera, sokaklarda aktif bir öğrencilik yaşamım oldu. Elektrik-su faturasıyla boğuşmak, otobüse binmek. O anlamda benim için her şeyin başladığı yer San Francisco.

Orada altı yıl yaşadınız. Bu dönemde para kazanmak için neler yaptınız?

Üniversite hayatım boyunca çalıştım, tezgahtarlık yaptım. Dükkanlarda çalıştım, garsonluk yaptım. Onun dışında animasyonla ilgili çalışmalarım oldu. Orası çok pahalı bir şehirdi. Kendi yaşam standardım için bunu yapmalıydım.


OYUNCULUK ŞANSIM ABDULLAH OĞUZ'DAN

Kampüsistan'da yer alışınız nasıl oldu?

Bana Türkiye'nin kapılarını açan, bu şansı veren insan Abdullah Oğuz'dur. Ben Abdullah Oğuz'a iki fotoğrafım ve bir resumemle başvurdum. Amerika'da mezun oldum Türkiye'de çalışma fırsatı arıyorum değerlendirirseniz çok sevinirim diye mail attım. Üç ay sonra Kampüsistan için teklif geldi.

Abdullah Oğuz sizin Cihan Ünal'ın kızı olduğunuzdan haberdar mıydı? Size geri dönüş yapma sebebi bu olabilir mi?

Açık söylemek gerekirse bilmiyorum. Ama sanmıyorum öyle bir şey olacağını. Ben Abdullah Oğuz'un o dönemde Amerika'da okuyan ama Türkiye'de çalışmak isteyen öğrencilere şans verdiğini duymuştum. Ben ilk toplantıya gittiğimde de hiç öyle bir hava sezmemiştim. Abdullah Oğuz'u tanıyanlar bilir, bana birinin kızı olduğum için şans verecek adam değil o.


HAYALİM BABAM VE ÜVEY ANNEMİ OYNATMAK

Amerika'dan geldiğinizde aklınızda babanızın ve Türkan Şoray'ın rol aldığı bir filmi yönetmek hayaliniz varmış...

Aslında o herkesin hayalidir. Türkiye'de sinemayla ilgilenen herkes Türkan Şoray ve Cihan Ünal'ı bir araya getirmek ister. Benim için babam ya da üvey annem değil onlar. O laf sarf edilirken dünya klasında çok iyi star oldukları için hayal etmişimdir. Spesifik bir şey yoktu, ama altı çizildiğinde böyle bir sonuç çıkıyor. Kim istemez ki Türkan Şoray'la Cihan Ünal'ı bir projede bir araya getirip film çekmek. Ben hala da istiyorum bunu.

Oyuncu bir baba, manken bir anne. Siz neden tercihinizi baba mesleğinden yana kullandınız? Babanıza daha mı düşkündünüz?

Babam her zaman benim idolümdü. Annemin bana sunduklarıyla, babamın bana sundukları farklı şeyler. Manken olmayı hiç düşünmedim. Herkes kendisi için neyin doğru olduğunu bilmeli. Benim gönlümü, kalbimi, ruhumu sinema çekti.

Bazı çocuklar vardır ki babalarının isimleriyle anılırlar hep. Ne kadar iyi işler yapsa da onların çocuğu diye anılırlar. Bundan şikayetçi misiniz?

Hiç rahatsız etmiyor bu söylenenler. Dünyanın her yerinde bu böyle. Bu soyismin verdiği sorumluluklar oluyor. İşini herkesten daha iyi yapmak zorundasın.. Etik olarak kurallara daha iyi uyman da cabası. Hadi bakalım ne yapacak havası mutlaka oluyor. Kendine güvendiğin sürece böyle şeylerle uğraşmazsın. Ben babamla gurur duyuyorum. Daha iyi işlerde yer alayım ve bana Cihan Ünal'ın kızı desinler. Bundan daha gurur verici bir şey olabilir mi?

Bundan sonrası için ayakları daha yere basan projelerde yer almak ister misiniz? Bunu soruyorum çünkü bana göre Türkiye'de çekilen gençlik filmleri iyi sayılabilecek film bile değil…

Türkiye'de yapılamıyor diyorsun ya. Bunlar yapılsın ki devamı gelsin. Ben de sana katılıyorum. Birçok eksiği var gençlik adına yapılan projelerin. Bunu sadece Ayakta Kal için değil tüm filmler için söylüyorum. Elbette eksikler hatalar olacaktır ama daha iyilerinin var olabilmesi için bunlara da ihtiyaç var. Toleranslı olmalıyız.


İstanbul Irmak Ünal'a neler kattı?

Bazı konularda bana çok ağır geldi İstanbul. Kaldıramadım. Hayal kırıklığına uğrattı beni çoğu kez. Ama iki martı uçuyor önünüzden, Boğaz'ın kokusunu içinize çekiyorsunuz hiçbir şeyiniz kalmıyor. Bu şehirde sefalet de var, dehşet güzellikler de. Herşeyi içerisinde barındırdığı için güzel zaten.

Siz İstanbul'u hangi kelime ya da cümlelerle özetliyorsunuz?

İstanbul yaşayan bir şehir. Eşi benzeri olmayan, garip bir büyüsü olan şehir. Mesela Ferzan Özpetek'in Hamamda filminde İstanbul çok güzel anlatılmıştır. O büyüyü filmde daha iyi görürsünüz. Gelen kalır, terk eden de mutlaka geri gelir.

Ankaralı olmak ayrıcalıktır diyorsunuz. Peki Ankaralı olup İstanbul'da yaşamak nasıl bir şey?

İlk önce şok oluyor ama onları geçtim artık. Sakin, bürokrat bir şehir. Gerçi şu anda Ankara'yı tanıyamıyorum. Şimdi gittiğimde yol bulamıyorum. Ama benim yaşadığım dönemde kafe kültürünün çıktığı bir şehirdir Ankara. Düzenlidir, düzgündür. İstanbul gibi değildir. Dedim ya çocuk büyütülecek kenttir Ankara. Ama çocuğu büyüttükten sonra sıkılır mısın onu bilemem...