
Uzun yıllar bankacılık sektöründe çalışan Nurten Coşkun emekli olduktan sonra el sanatlarına merak sardı. Gittiği kurslarda gümüş örücülüğü alanında kısa sürede ustalaşan Coşkun, gümüş tel örgücülün kazaziye dalında devlet sanatçısı unvanı bile aldı. Coşkun şimdi bu alanda öğrenci yetiştiriyor.
Bankacı Nurten Coşkun'un hayatı emekli olduktan sonra değişti. Yirmi yıl boyunca bankada çalışan Coşkun, emekli olduktan sonra hem kendini geliştirmek hem de el sanatına olan ilgisinden dolayı kurslara gitmeye başladı. İSMEK'te kendini geliştirip işin ustası haline geldi. Gümüş örücülüğü alanında 11 yıldır öğretmenlik yapan Coşkun, tel örme çeşidi olan kazaziye alanında da devlet sanatçısı unvanına sahip.
Coşkun'un bankacılıktan devlet sanatçılığına uzanan hikayesinde başrolde can sıkıntısı var. 37 yaşında emekli olan Coşkun, vakit geçirmek için kursa yazılarak Trabzon hasırı örmeye başlamış. Bu alanda çok başarılı olunca da bu defa İSMEK'te öğretmenlik yapmış. Gümüş örücülüğü alanında haftanın 3 günü İSMEK'in Merter ve Çalışlar şubelerinde her yaştan öğrencisine kazanç sağlayacakları bir sanatı öğreten Coşkun, "Kendime ve insanalara yararlı olmayı seviyorum" diyor.
Bir yandan kursiyerlere ders verirken diğer yandan da tel örgücülüğünün kazaziye dalında kendini geliştiren Coşkun bu alanda 2005 yılında devlet sanatçısı ünvanını aldı. Coşkun bu dalda Türkiye'de yetişmiş 10 isimden biri. İstanbul'da ise tek. Şimdi bu alanda yeni isimler yetiştiriyor. Coşkun, uğraştığı sanat dalı için şunu söylüyor: "Kazaziye, Lidyalılar'dan kalma çok eski Anadolu el sanatlarında biri. Saf gümüş 8 mikron telin özel bir aletle gitar teli gibi sarılıp, sonra da iğne ile örülmesi işi. Hiç makine kullanılmadan yapılan bu sanat Trabzon'da yaşatılmaya çalışıyor. İstanbulda'da ise ben ve öğrencilerim yaşatmaya çalışıyoruz." Coşkun, ayrıca sivri hisar cebecisi, erhani, telkariye ve yüzük sıvama tekniklerini de biliyor.
Değerli bileklik, kolye, kemer ve küpeler yapan Coşkun, bu işin başlı başına bir geçim kaynağı olduğunu ve yaptığı bazı ürünleri sattığını söylüyor. Bu işi ilk öğrenmeye başladığı zamanlarda 'ev bile geçindirebilirsin' dendiğini anlatan Coşkun, satış yapmaktansa öğretmeyi kendine görev sayıyor. Özellikle ev hanımlarının yoğun ilgi gösterdiği gümüş örücülüğü büyük emek ve sabır istiyor. Coşkun da öğrencilerine tecrübelerini aktararak gümüş telden önce lastik ile örmeyi öğretiyor. Öğrencileri tarafında çok sevilen Coşkun'un sınıfından kahkalar eksik olmuyor. Tatlı sohbetlerle sınıfı renklendiren Coşkun böylece öğrencilerinin uğraş isteyen öğrenme aşamasında sıkılmalarını dile getiriyor.
Şimdilerde erhani tekniği üzerine çalışan Coşkun "Öğrenmenin sonu yok" diyerek hala kendini geliştirme yollarını arıyor. Bankacılık hayatında araştırmalar yapan Coşkun, bilgisayarlı sisteme geçildiği zaman aldığı eğitimleri banka çalışanlara öğretmiş. Bankada hukuk ve senet dersleri vermiş. Coşkun, "Eğitimci olacağım belliymiş. Emekli olmadan önce de emekli olduktan sonra da bunu yaşadım" diyor.
55 yaşındaki usta sanatçının iki oğlu var. Gelinlerini tek taş ve alyansları dışında kuyumcuya götürmediğini anlatan Coşkun, "Gelinlerimin takılarını ben yaptım. Kazaziyeyi saf altından işledim. Trabzon hasırını da 22 ayar alatından yaptım. Hatta gelin taçlarını da ben yaptım. Özel günlerde ve bayramlarda da ziyaretime gelenlere yaptığım ürünleri hediye ediyorum" diyor.








