Devlet sanatçılığına karşıyım. Bu unvan bir zamanlar komünist ülkelerde veriliyordu. Böyle bir unvanın devlet başlığı altında verilmemesi gerekirdi. Devlet her vatandaşa eşit mesafede olmalı. Sanat camiasında birilerini devlet sanatçısı diye ayırdığınız zaman öbürü ne sanatçısı olacak peki... Anarşi bir zamanlar terörizmle karıştırılıyordu ki, aslında son derece farklı bir kavramdır. Terörist silahı eline alır, tarar. Anarşi ise, anarşiyi oluşturmak anlamında değil, olumsuzluğa tepkidir. Ben tepki gösteren biriyim.
Adamın biri bizler gibi Orhan Gencebay müptelasıymış...
Bir gün bir araştırmacı sormuş;
- Neden Orhan Gencebay'ı bu kadar seviyorsunuz, dinliyorsunuz?
Adam demiş ki:
- Kardeş, zamanında bir kıza aşık oldum. Orhan Gencebay, “Bir görüşte aşık oldum” şarkısı çıkardı. Sonra kızı istedim vermediler. Gencebay, “Bir araya gelemeyiz” şarkısı çıkardı. Sonra kızı aldım, evlendim. Ama pişman oldum, hayal ettiğim gibi çıkmadı. Gencebay, “Ben sevdim de ne oldu” şarkısı çıkardı. Bu adam
dinlenmez mi kardeşim.
Orhan Gencebay'ın hayranları böyle diyor. Arabeskin kralı, dün de çok sevildi, bugün de çok seviliyor ve yarın da çok sevilecek. Çok uzun tutmayacağım sizi bu sefer… Orhan Baba'yı sevmek için çok nedenimiz var yani. Keyifli bir cumartesi diliyorum…
Bir zamanlar, bu tür yarışmalarla ilgili olumlu düşüncelerim yoktu. Ancak, şimdi fikrim tamamen değişti. Oradaki arkadaşların -bu format gereği de olabilir- davranış biçimleri benim tarzım değildi diye düşünüyordum. Başlangıçta çok rahatsızdım. Bir iki ay sonra rahatladım. Oranın Türk kültürünün, Türk sanatının bu alanda sergileneceği yerlerden biri olduğunu gördüm. Yaptığımız görevin ne olduğunu daha iyi idrak ettim. Bizim insanlarımızın, hangi müzik kategorisi olursa olsun, arasından iyilerini seçebilmeyle ilgili bir çaba vardı, bir hedef vardı. Ve biz onu halkımıza gösteriyorduk.
Aynen öyle. Ama şu da bir gerçek ki, her insan tornadan çıkmış gibi aynı ölçülerde değildir. Bir noktada anlaşabiliyoruz.
Doğrudur. Demek ki ben, bende olan bazı bilgileri yeterince ortaya koyamamışım ki, “Seni orada daha iyi tanıdık” diyenler yüzde 80-90 oldu.
Herkes kendine göre varlığını, kendince gösterir. Ben de kendimce gösteren biriydim. Sağ olsunlar beni sayar severler. Orhan Babayız… Orada akılcı ve sanat yeteneği ile konuşuyoruz. Ayrıca bu yarışmalardan çok güzel sesler de çıktı.
Şunu da söylemem lazım. Eğer ki bu seçtiğimiz kişiler şu korsan ortamı olmasaydı, internette veya CD satışlarında korsanlar olmasaydı, bu arkadaşların hepsi daha iyi yerlerdeydi. Albüm yapmak için sektörün dönmesi lazım. Maalesef sektör çöktüğü için yenilerin şansı yüzde yüz zarar görmektedir. Korsanın varlığı yapım sektörünü çökertti. Şimdi de internette erişim siteleri var. O yardımlaşma siteleri olağanüstü zarar veriyor.
Şu an durum, daha feci. Fiziki korsanlık yapanlar, internet ekmeğimize engel oldu diye yakınıyor.
Ticari bir amaç için çocukları kullanmamak gerekir. Ama yeteneklerini keşfedip, gelişmesine yardımcı olmak da gerekir. Niyet önemli.
Uluslararası doktora unvanım var. Doktor melodi. Bunlar fahri unvanlar. Profesör doktor melodi Orhan Gencebay. Bunlar güzel şeyler. Bunlar dünyanın birçok yerinde verilen unvanlardır. İnsanı motive eder.
Hayır hayır… Müslüm Baba çok farklı bir çalışma. Ben farklı bir çalışma yapıyorum. Ben kendi eserlerimi okuyorum. Müslüm, besteci değil. Müslüm Baba kendi kulvarının dışında bazı espriler yapıyor, o kadar. Bense kendi kulvarımın içerisinde üretiyorum. Yorum yapıyorum, araştırma yapıyorum ve sunuyorum. Çok büyük fark var aramızda. Müslüm Baba da sevilen sayılan birisi.
Ergenekon, bizim tarihimizin gurur duyduğu bir efsanedir. Doğuştur, diriliştir. Ergenekon Türk tarihinde yok edilmekte olan Türklerin kaçarak belli bir yere sığınmalarıdır. Üç yıl evvel bu ismi koymuştum. Sonra baktım güncelimizde farklı bir Ergenekon var. Üzüldüm. 'Ben bunu değiştirmeliyim' dedim ve değiştirdim. Ve diriliş koydum. Bazıları, Orhan Gencebay, bunu reklam olarak kullanıyor diyebilirlerdi.
Bu unvan bir zamanlar komünist ülkeler arasında uygulanıyordu. Böyle bir unvanın devlet başlığı altında verilmemesi gerekirdi. Devlet her vatandaşa eşit mesafededir. Sanat camiasında devlet sanatçısı diye ayırdığınız zaman, öbürü ne sanatçısı peki?!
Onu da bilmiyorum ki. İnsan, böyle bir unvanı aldığında hoşuna gidebilir ama ben rahatsız oldum.
Bugün ne düşünüyorsam, yıllar önce de böyle düşünüyordum. Devletimizin böyle bir unvanı vermemesi gerektiğini söylüyordum. Ancak, ben bu unvanı devletime olan saygımdan kabul ettim.
Volkan, çok iyi bir müzisyendir. Böyle söylemesinin de mutlaka bir nedeni vardır. Ama ben, “beni herkes dinlesin” diyen biriyim. Çünkü ben şarkılarımda sevgi, saygı, hoşgörüyü anlatıyorum.
Bu mümkün değil. Burada benim ilk defa duyduğum bir yaklaşım var. Böyle algılanıyorsa yanlış bir şey var ortada. Çünkü ben Allah'a inanan ve bilerek inanan biriyim. Bilgiye saygı gösteren biriyim. Dinime son derece saygılıyım. Benim anlatmak istediğim kader, bilimsel bir konudur. İslamiyet'teki kader de bilimsel bir konudur. Dolayısıyla ben kaderin ihtimaller hesabı olduğuna inanan biriyim. Yaradan'ın yaratmış olduğu bütün ihtimallerin hepsine kader denir. İnsanlar bu ihtimallerin içerisinde elinde olan veya elinde hiç mümkün olmayan bir şekilde yaşamaktadır. Nasıl ki, doğduğuma ben karar vermedim, Allah karar verdi. Öleceğime de mani olamayacağım, bu benim kaderim. Benim tepkim olumsuz kesişmelere tepki göstermektir. Yaradan hiçbir şeyi çirkin yaratmaz. Çirkinleştirmek biz insanlara mahsustur.
Anarşi bir zamanlar terörizmle karıştırılıyordu ki, son derece farklı kavramlardır. Terörist silahı eline alır, tarar. Anarşi ise, anarşiyi meydana getirmek anlamında değil, olumsuzluğa tepkidir. Olumsuzluk nedir? Doğaya ve insanın yaşamanı zarar vermek; bu zararı veren biri olduğu zaman, buna gösterilen her tepki, anarşidir. Olumsuzluğa tepki göstermek anarşi demektir. Ben tepki gösteren biriyim. İnsanın çoğu da sessiz kalıp, kabulleniyorlar. Gelen şeyi sineye çekiyor. Haksızlığın karşısında durmak, işte anarşi budur. Daha iyiye yönelik istemdir bu…
Evet, ben insana zarar veren herkese her şeye tepki veren biriyim.
O dönemde, Türkiye çok üzgündü… Tabii ki diyorum bazen. Her insanın o anı vardır.
Türkiye'de sosyete olduğu kanaatini taşımıyorum. Türkiye'nin sosyal yapısı, Avrupa'daki sosyetik gruplara hiç benzemez. Öyle bir grup yoktur Türkiye'de.






