Bi deniz havası alıp gideceğiz

Emeti Saruhan
00:003/11/2013, Pazar
G: 2/11/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Bi deniz havası alıp gideceğiz
Bi deniz havası alıp gideceğiz

Marmaray açıldığı ilk gün halkın yoğun ilgisiyle karşılandı. Denizin altından geçmek ilginç bir deneyimdi. Marmaray oldukça beğenildi. Tren denizin ortasında kısa bir süre durunca halkım insanı espriyi patlatmaktan da geri durmadı: 'Bi deniz havası alıp gidicez'

Asrın projesi olarak anılan Marmaray'ın açılışı 29 Ekim'de yapıldı ancak yolcu taşımaya 30 Ekim Çarşamba günü başladı. Deniz altında bir tünelden karşıya geçmek her ne kadar bana ürkütücü gelse de bu tarihi ilk güne tanık olma arzum ağır bastı. Montumu sırtıma geçirip yola düştüm. Sirkeci istasyonundan binmek istiyordum Marmaray'a. Fakat Sirkeci'ye ulaştığımda henüz bu istasyonun açılmadığını öğrendim. Güvenlik görevlileri gelenleri Yenikapı ve Kazlıçeşme istasyonlarına yönlendiriyordu. Yenikapı'ya gitmek için taksi durağına gelmemle, iş bilir vatandaşlarımızın kaşla göz arasında yaptığı organizasyon sonucu, kendimi Yenikapı'ya giden bir aileyle aynı takside bulmam bir oldu. Ama daha güzeli onların da Marmaray'a gidiyor olmalarıydı.

MARMARAY'A BİNMEDEN İZMİR'E DÖNEMEM

Yusuf ve Emrullah Yazar kardeşler, İzmir 'den gelen kız kardeşleri Hamide Hanım'la Marmaray'a binmek için Sultançiftliği'nden yola çıkmışlar. Hamide Hanım, 'Şimdi ben İzmir'e dönünce herkes Marmaray'a bindin mi diye soracak. O yüzden binmeden dönmeyeyim dedim' diyordu. Yenikapı İstasyonu'na gelinceye kadar muhabbet ettik. Hamide Hanım İzmir'deki belediye hizmetlerinden biraz şikayetçiydi. 'İstanbul ne güzel. Keşke bu hizmetler İzmir'de de olsa' diyerek özlemini dile getirdi. Bir de Marmaray hakkında yapılan haberlerden yakındı gazeteci olduğumu öğrenince. 'Marmaray'ın camları buğulanıyor diye haber yapmışlar. İş mi şimdi bu?' Yenikapı istasyonu gerçekten şık olmuş. Kazılar esnasında çıkarılan tarihi eserlerden birkaç tanesi de burada sergileniyor. Onların da Marmaray kadar ilgi gördüğünü söylemek lazım. Dikkatle incelenip önünde poz veriliyor. En gözde fotoğraf çektirme mekanı ise kazılar sırasında bulunan tarihi eserleri simgeleyen kayık ve çömleklerin önü.

ADAM YAPMIŞ ARKADAŞ

Tren için aşağı indiğinizde karşılaştığınız şey ise kalabalık, kalabalık ve kalabalık. Sanırım herkes benim gibi bu tarihi güne tanıklık etmek istemiş. İstasyon boyunca yürüyorum. Aileler, arkadaşlarıyla toplanıp gelen liseli öğrenciler, yaşlı çiftler, amcalar, teyzeler… Herkes gelmiş. Belki de bundan, çok değişik bir hava var; bir metro istasyonuna gittiğinizde ya da metroya bindiğinizde herkes kendi alemindedir, kimse kimseyle konuşmaz. Oysa burada, belki de bir ilke tanıklık etmenin heyecanından, iki üç kişi yan yana geldiğinde hemen samimi bir sohbet muhabbet başlıyor. Öyle kolay ve kendiliğinden oluyor ki bu. Konu elbetteki Marmaray'dan açılıyor. Tren ne zaman gelecek acaba? Kaç dakikada bir geliyor? Çok kalabalık, binebilecek miyiz? soruları sonra yerini 'Helal olsun'a bırakıyor. 'Adam yapmış daha ne yapacak' diyor bir amca. Ardından hızlı tren mutlaka anılıyor. Ankara'ya 3 saatte gideceğiz deniyor. Allah razı olsunlar söyleniyor. Soruyorum; kimi Büyükçekmece'den gelmiş Marmaray'a binmek için, kimi Gaziosmanpaşa'dan. Kimi de Kartal'dan, Üsküdar'dan gelmiş geri dönüyor. Bir amca 'İnsanlar toplanıp toplanıp geliyorlar' diyor. Derken acı bir düdük, bir kıpırdanma… Tren geliyor. Kapılara yığılıyor herkes, ağzına kadar doluyor tren. İlk gelen trene binemiyorum. Açıkçası gözüm korkuyor. Sonrakini bekliyorum. Sonraki daha boş. Böylece deniz altındaki yolculuğumuz başlıyor.

İmdat kollarını çekiyorlar

Görevliye yaklaşıp trenin ne zaman geleceğini soruyorum. 'Maalesef belli değil' diyor. Sonra da arızalanan treni gösteriyor. 'Trende 3 tane imdat kolu çekilmiş. Provokasyon için mi yapıyorlar bilmiyorum' Sonraki trenin gelmesi biraz vakit alıyor. Bu esnada ilginç bir olay daha yaşanıyor. Vatandaşlar sütunu kendisine siper alıp gizlice fotoğraflarını çeken yabancı bir kadını fark ediyorlar. Kadına tepki gösterince 'Bu fotoğrafları sadece kendim için çektim' deyip ortadan kayboluyor. Denizin altından tekrar geçerek Yenikapı'da iniyorum. Yorgun ama bir ilke tanıklık ettiğim için mutluyum. Benim için bir ilk de insanların hiç tanımadıkları kişilerle yaptıkları teklifsiz sohbetlerin güzelliğini tatmak.

BİZE BİR ŞEY DAYANMAZ

Ertesi gün yeniden uğruyorum Marmaray'a. Bugün yoğunluk biraz azalmış. Seferler aksamadan devam ediyor. Ancak ilk günkü o sohbet havası kaybolmuş. Heyecan biraz yatışmış. Trenlerden birinin kapısının camı çatlamış bile. İnsanlar birbirine 'Bize hiçbir şey dayanmaz kardeşim' diye dert yanıyor. Bir yandan yine de süre tutuluyor. Ne kadar zamanda geçtik? Kaç dakika sürdü? Şimdi denizin altında mıyız? Sorular devam ediyor. İstasyon çıkışında bir amca ise telefonda karşısındakine bilgi veriyor: 'Denizin tam ortasındayken telefon ettim. Ses çok net geliyor. Çok güzel olmuş Marmaray'

Ödüm kopuyor zaten!

Vagona biraz merak biraz endişe hakim. Görünen sadece duvar olsa da gözler camdan dışarıda. Deniz altına girdik mi? diye soruyor herkes birbirine. Yan tarafta 2 genç konuşuyor, '2 liraya olmaz bu hizmet, 5 lira olmalı'. Bir amca yanındakine soruyor 'Fueloille mi çalışıyor bu?' Derken tam denizin ortasında duruyor tren. Kısa bir süre sonra espriler başlıyor 'Bir deniz havası alıp gidicez' 'Karşıdan tren geliyor herhalde onu bekliyor' Gençler denizin ortasında olmakla ilgili esprilere devam edip gülerken, amcanın biri dayanamıyor, 'Deniz ortası deyip durmayın. Ödüm kopuyor zaten' Bu sefer herkes gülüyor. Neyse ki uzun sürmüyor duraklama. Karşıya hızlıca geçiyoruz.

Ayrılıkçeşme istasyonunda tren beklenirken muhabbet yine aynı hızıyla devam ediyor. Genç bir kadın 'Erdoğan'ı sevmiyorum ama hakkını yiyemem. Marmaray'ı yaptılar' derken sakallı takkeli bir amca Marmaray'ı kendisi yapmış gibi mutlu mesut. Bir başkası 'Ak Parti, CHP, MHP kalmadı artık. Hizmeti kim yaparsa oy ona' diyor. Konu emekli maaşlarına gelmişken tren geliyor. Üsküdar istasyonuna kadar sorunsuz ulaşıyoruz. Üsküdar'da tren bir türlü hareket edemiyor. Kapılar kapanmıyor. İniyoruz. Başka bir tren geliyor yolcuları almaya. Birden sesler yükseliyor. Trenin bozulmasına kızan bir vatandaş tepki gösteriyor, o esnada orada olan televizyon kamerası çekimde. Diğer yolcular ise hem basın mensuplarına hem de söylenen vatandaşa kızıyorlar; 'Hemen çekip koyacaklar Marmaray'da arıza diye. Bu da kameraları gördü şov yapıyor.' Araya güvenlik görevlileri giriyor. Bir vatandaş bağırarak uzaklaşıyor; 'Marmaray ne Ak Parti'nin, ne CHP'nin. Hepimizin. Yazık, sahip çıkın'