Bir muhabbet deryası

Vedat Aydın
00:0014/03/2013, Perşembe
G: 13/03/2013, Çarşamba
Yeni Şafak
Bir muhabbet deryası
Bir muhabbet deryası

Mehmed Ali Aynî, kaleme aldığı ''Şeyh-i Ekber'i Niçin Severim'' adlı eserde, sevginin Allah için olduğunu anlatıyor ve Şeyh-i Ekber'e olan sevgisini bir satırda 'Ben onu çok severim. Çünkü metafiziğe, ahlâk ilimlerine dair en yüksek ve ince düşünceleri onda buluyorum' sözleriyle özetliyor.

'Hiç kimse sevenin sevdiğine verdiği ücreti takdir edemez' İbn Arabî Cenab-ı Allah Meryem Suresi'nin 96. ayet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır: 'Sınırsız rahmet sahibi, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları sevgiyle kuşatacaktır.'

Muhammed Esed bu ayetle ilgili açıklayıcı notunda şunları söylemektedir: 'Yani, onlara sevgisini bahşeder ve onları yaratıklarını sevme yeteneğiyle donatır, ayrıca onların hemcinsleri tarafından sevilmelerini sağlar.'

Bir kimsenin sevdiğine sevgisini izhar etmesinden daha insani bir durum olabilir mi? Sevgisi sırf Allah için olan müminlerin sevgilerinde art niyet aramak iyi niyet belirtisi olmasa gerektir. 'Sevgi' konusu günümüzde öyle bir hal almıştır ki bir insanı sevdiğinizi izhar etseniz, bu sevgide menfaatten politik tutuma kadar pek çok niyet aranır olmuştur. Hele sevdiğiniz bir âlim, arif ve fazıl kimseyse, ona karşı önyargılı olan kimseler tarafından aforoz edilmeniz mukadderdir.

Müminlerin birbirlerine karşı düşkün olmaları, onların sevgilerinden kaynaklanır. Müslüman bir kardeşinin sıkıntıya düşmesi karşısında kalbi ürperen, yardımına koşan Müslümanın davranışını sevgiden başka hangi kelimeyle izah edebiliriz? Tevbe Suresi'nin 128. ayet-i kerimesinde Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır: 'Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.' Peygamberi rehber kabul eden Müslümanların sevgi konusunda da O'nun izinden gitmelerinden daha tabii ne olabilir ki!

ALLAH İÇİN SEVMEK

Bu çerçevede bakıldığında müminlerin birbirlerine olan sevgileri Allah içindir ve saygıya layıktır. Karşılıklı sevgiden doğan muhabbetin önünde kötülüğün durması mümkün değildir. Sevgisinin Allah için olduğunu yazdıklarından yola çıkarak öğrendiğimiz bir eser yayımlandı Büyüyenay Yayınları tarafından: Şeyh-i Ekber'i Niçin Severim? Mehmed Ali Aynî'nin kaleme aldığı bu eser, yukarıda izah etmeye çalıştığımız şekilde sevginin Allah için olduğuna örnek teşkil ediyor. Şeyh-i Ekber'e olan sevgisini şu satırlarla dile getiriyor Aynî:

'Ben onu çok severim. Çünkü metafiziğe, ahlâk ilimlerine dair en yüksek ve ince düşünceleri onda buluyorum. Eğer insanlar, onun öğrettiği ve öğütlediği kurallara bir dereceye kadar riâyet etmiş olsalardı, şimdi ne kadar mutlu olacaklardı! Şeyhimizin hayatı, her yönüyle bizim için uyulması gereken bir örnek olmaya lâyıktır. Zira bu zat, diğer şeyler gibi, bir hücreye kapanıp bir inziva hayatı geçirmeyi düşünmemiş, vatanından çıkarak 1201'de Mısır, Hicaz, Suriye ve Irak ile Selçuklu ülkelerini gezip görmüş, en âlim ve itibarlı kişileri bulmuş, onlarla sohbet etmiş ve nihayet kendisi de elinde kalemiyle sürekli olarak fikirleri aydınlatmaya, ahlâkı güzelleştirmeye çalışmış, yüksek ve değerli bilgiler binasını bir kat daha süsleyip yükseltme hizmetinden geri kalmamıştır.'

Sevgi, kalbin en temiz yönelişidir. Bu temiz yönelişe kendi önyargılarıyla ket vurmaya çalışanların önce dönüp kendi niyet ve sözlerini temizlemeleri gerekmez mi? Hiçbir ilmi ölçüye sığmayan kulaktan dolma malumatlarla büyük zatlara tan edenlerin, her şeyden önce bu tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu görmeleri gerekir. Ciddi manada eserlerini tahkik etmeden, çeşitli muarızların kitaplarından yapılan iktibaslarla karşı fikir sergilemek ilmi bir yaklaşım olamaz. Örneğin, tamamı 18 cilt olan Fütûhât-ı Mekkiyye'yi okumadan, derinlemesine incelemeden sağlıklı değerlendirmeler yapılabilir mi? Kendi çalışmalarındaki çelişkileri, yüzeysel değerlendirmeleri göremeyenlerin 800 asırdır bir yıldız gibi ilim mahfillerinde eserleri yol gösterici olmuş bir şahsiyeti küçük düşürmeye çalışmaları abesle iştigal etmekten başka nedir ki!

Mehmet Ali Aynî bu durumdan rahatsız olacak ki şunları söylüyor: 'Ah bu insanlar! Kendilerine iyilik edenlere, doğru yolu gösterenlere, toplum yapılarında ortaya çıkan bozukluklar ve rezillikleri gidermeye çalışanlara, esir oldukları boş inanışları, sakal kural ve âdetleri kaldırmak isteyenlere, hatta yeni bir hakikat, yeni bir tabiat kanunu veya yeni bir kuvvet keşf ve icat edenlere âdeta düşman oluyorlar.'

İSLAM DÜŞÜNCESİNİN ZİRVESİ

Evet, sevgisizlikleriyle muhabbet deryasına kir bulaştırmaya çalışanların çabaları beyhudedir. İlim yolcularının sevgilerini ve heyecanlarını kaybetmeden bu denizden inci toplamaya devam etmeleri, buralardan elde ettiklerini insanlığın istifadesine sunmaları gerekiyor. İbn Arabî, bu muhabbet deryasının en önemli simalarından birisidir. Yazdığı eserlerle İslam düşüncesinin zirvesine oturmuştur ve herkes kendi nasibi ölçüsünde bu eserlerden istifade etmektedir.

İlim yolcularına düşen bu büyük âlime teşekkür etmek, hayır duada bulunmaktır. Mehmet Ali Aynî bu kadirşinaslığı göstermiş ve Şeyh-i Ebker'i Niçin Severim? diye müstakil bir eser kaleme almıştır. Aynî, İbn Arabî'de gördüğü özellikleri şu satırlarla dile getiriyor: '(…) uzun süren bu tetkik ve araştırmalarımın sonucu iddia ederim ki, ne eski hikmet abidelerinden Sokrat ve Eflâtun, ne Meşşaiyyun felsefesinin kurucusu Aristoteles ve ne de son asırlarda yetişmiş olan Descartes, Leibnitz, Malebranche ve Kant'tan hiçbiri insan haysiyetini, şeyhimiz kadar yüksek bir bakış ve kavrayışla anlamamış ve anlatamamıştır.'

Bilginin ve iletişimin çok hızlı dolaşımda olduğu günümüzde, insanın dünyayla ve eşyayla olan imtihanı düşünüldüğünde bizi selamete çıkaran arınmış, durulmuş fikirlere olan ihtiyaç izahtan varestedir. Bu bakımdan İbn Arabî'nin eserlerine müracaat ederek insanî varoluşun hikmetlerini akıl ve kalp gözüyle okuyup içselleştirmek çok faydalı olacaktır.

Kitabın Künyesi:

Şeyh-i Ekber'i Niçin Severim

Mehmed Ali Aynî

(Haz.) H.R.

Yananlı / İ.Dervişoğlu /E. H.Yiğit

Büyüyenay Yayınları

2012

176 sayfa