Birdenbire, Ansızın Hayat

İsmail
00:006/07/2014, Pazar
G: 6/07/2014, Pazar
Yeni Şafak
Birdenbire, Ansızın Hayat
Birdenbire, Ansızın Hayat

Necip Tosun, dokuz yıl aradan sonra üçüncü öykü kitabı Ansızın Hayat ile yeniden okuyucusunun karşısında. Tosun, Ansızın Hayat''ta yer alan öykülerinde birbirinden farklı hayatlara samimi, içten ve yalın bir üslupla ayna tutuyor.

''Ne kadar kaçarsan kaç hayat bir yerden sızıp bu odaya doluyor. Nefes alamıyorsun; jeepler, yalı esintilerinde savrulan başörtüleri, beş yıldızlı otellerdeki iftarlar, hepsi, hepsi… Unutma bir başka hayat akıyor şehrin damarlarında, sana yabancı, dilini bilmediğin bir hayat…''

Böyle diyor Necip Tosun Sessiz Konuşmalar adlı öyküsünde. Daha çok eleştirmen kimliğiyle tanınan yazarın, dokuz yıl aradan sonra çıkardığı Ansızın Hayat adlı üçüncü öykü kitabı, hayatın kenarına atılmış dipnotlardan oluşuyor. Beklentileri, özlemleri, yenilgileri ve zaferleri birbirine karışmış kasaba sakinleri; bir tarafta hayata, diğer tarafta düşlerine yürüyenlerin yaşadığı hayal kırıklıkları; yaşamın kıyısına savrulmuş, çaresizce ölümü bekleyenler; kitaplardan hayatı göremeyenler; hızlı yaşayıp genç ölenler… Kısaca yazar, hayattan umduğunu bulamayan küçük insanların yaşantısına davet ediyor bizi.

Pişmanlıklar, hayal kırıklıkları ve insanı kendisiyle yüzleşmek zorunda bırakan iç sıkıntısı, Ansızın Hayat''taki öykülerin ana konusu. Ancak bu pişmanlıklar ve iç sıkıntısını varoluşçuların hiçbir çıkışı olmayan iç sıkıntıları gibi anlamamak lazım. Bu kahramanların her zaman bir çıkış yolu vardır. ''Hikâyenin Çağrısı'' adlı öykünün finalinde söylendiği gibi kahramanlar sanki eski bedeninden sıyrılıp yeni bir bedene yol alan, onda biçimlenen, yeniden var olup genişleyen bir nitelik arz eder.

SAMİMİ DİL GERÇEK OLAY

Necip Tosun öyküye yıllarını vermiş bir isim. 1983 yılında Aylık Dergi''de Yangın adlı öyküsünün yayınlanmasıyla başlayan öykü yolculuğu, 1998''de Küller ve Uçurumlar adlı ilk kitabıyla meyvesini vermiş, ikinci öykü kitabı Otuzüçüncü Peron ise 2005''de okuyucusuyla buluşmuştur. Sonra öyküye biraz ara verip kuram yazılarına ağırlık vermiş, 2011''de Modern Öykü Kuramı, 2013''de ise Öykümüzün Kırk Kapısı adlı kitaplara imza atmıştır. Ayrıca Hayat ve Öykü, Türk Öykücülüğünde Rasim Özdenören, Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu yazarın bu alanda yazdığı diğer kitapları. Bunun yanında yazar sinema yazıları da yazmış, Film Defteri adlı kitabı bu alanda yazdığı yazılardan oluşmuştur. Bu geniş yelpazeli yolculuktan sonra, tekrar öyküye (asıl vatanına mı desek?) dönüş yapmıştır.

Necip Tosun''un öyküleri akıldan ziyade yüreğe hitap eder. Zaten kendisi de bir yerde ''Öyküde ihtiyacımız olan duygular, kuramsal yazılarda ise düşünceler'' diyerek bunu dile getirmiştir. Ancak, bu tip duygu yüklü öykülerin en büyük handikabı olan ''yapaylık'' Necip Tosun''un öykülerinde pek bulunmaz. Akıcı, sade, samimi dili ve sağlam, gerçekçi olay örgüsüyle yapaylığa düşmekten kurtulmaya çalışır.

DOKUNAN ÖYKÜLER

Yine yazarın öykülerinde, üzerinde durulması gereken noktalardan biri de samimi anlatımdır. Öykülerini duygularıyla yazan yazar, bu duyguların okuyucuda karşılık bulması için samimiyete sarılır. Yer yer aforizmal bir dille de okuyucuyu, kendi duygularına ortak etmeye çalışır. Şiirsellik ve ritim Necip Tosun''un öykülerinde göze çarpan bir diğer önemli özellik. Öykülerde, bütün kelimeler adeta bir zincirin halkaları gibi birbiriyle uyum halindedir. Ayrıca bu şiirsellik ve ritim, bir takım imge ve göndermeler vasıtasıyla çok sesli bir yapı haline getirilir.

Bu anlamda, harfleri kelimelere ilmek ilmek dokuyarak kendi sözlüğünü oluşturmak isteyen kahramanın, öykü sonunda aradan çekilerek alfabenin yirmi dokuz harfiyle okuyucuyu baş başa bırakması konusunu ele alan ve kitabın ilk öyküsü olan Sözcükler, güzel bir örnek.

''Şimdi anladın mı: bir sözcüğü cümle içinde kullanmak farklı, onu yaşamak, onunla içselleşmek, iliklerinde hissetmek farklıymış. İşte gördün; insan bir sözcüğün anlamını sözlüğe bakarak değil, ancak yaşayarak öğrenirmiş'' diyen kahraman, okuyucunun kendi sözlüğünü nasıl kuracağına dair ipuçları veriyor.

NECİP TOSUN''UN HAYATLARI

İkinci öykü olan Taşra Fragmanları ise kendi küçük sularında boğulan, kendilerinin bile inanmadığı bir hayatı süslemeye çalışan taşra insanının ve sürekli aynı zamanın yaşandığı, herkesin aynı kaderi yaşadığı taşranın anlatıldığı bir öykü. Bir diğer öykü Genç Ölmekte ise kahramanın çocukluk idolü, genç ölmeye yazgılı Nihat''ın hikâyesi; Karanlıkta Bir Nokta''da ise yüzü günden güne ölümün yüzüne evrilen, en yakın dost ve akrabalarının bile yüz çevirdiği ihtiyar bir kadın anlatılıyor.

Kitabın bir başka öyküsü olan Bu Gün Geçti Mi ise kitaba kurgu yönüyle farklı bir hava getiren öykülerden… Öykü, kahramanın gittiği doktordan hoşuna gitmeyen bir haber almasıyla başlıyor. Kahraman bir süre sokaklarda dolaştıktan sonra sinemaya gidiyor. Sonra sinemadan çıkıp yine sokaklarda dolaşıyor. O sırada eşi uyandırıyor kahramanı. Ve biraz önce rüyasında (mı?), sinemada gördüğü filmin önündeki televizyonda oynadığını görüyor.

Bekleyiş Fragmanları sinemasal tarzda yazılmış bir öykü. Kızını bekleyen kadının, annesini bekleyen çocuğun ve huzurevinde bir yakınını bekleyen adamın bekleyişleri resmedilmiş.

Kitaptaki öyküler bu minvalde sürüp gidiyor. Anlaşılan yazar bu dokuz senelik zaman içinde, bir hayli hayat biriktirmiş kaleminin ucunda ve zihninde. Çoğu zaman göremediğimiz veya görüp de dikkat etmediğimiz hayatlar…

Tüm bu özellikleriyle Ansızın Hayat, ansızın hayatına girebilmek için okuyucusunu bekliyor.

Kitabın künyesi:

Ansızın Hayat

Necip Tosun

Hece Yayınları

124 sayfa

Haziran 2014