“Başarılı ambalaj, üstündeki markayı attığınızda bile ürünün o markaya ait olduğunu anlamanız dır. Bir Coca Cola şişesini düşünün. Şişenin üzerinden grafik öğeleri çıkarsanız bile tanıyabilirsiniz. İşte bu başarılı bir tasarımdır.”
Eski Galata köprüsünde, denizin üzerinde bir etkinliğe katıldık bu hafta. İstanbul Design Week (İstanbul Tasarım Haftası). Bu yıl 3. düzenlenen etkinliğin girişinde profosyonel tasarımcıların çalışmalarını düzgün ve dekore edilmiş şekilde buluyorsunuz. Bu tasarımlar zarif bardaklar, şekilli çatal ve kaşıklarla küçük kanepelerden oluşuyor. Ama bu tasarımların arasında, üzerinde İstanbul yazan siyah bir kutu var ki, bu zarif kutu benim hayli dikkatimi çekti. Çünkü bu bir çaybardağı kutusuydu. Ancak bildiğimiz geleneksel bir çay bardağı değil onun modern olarak tasarlanmış hali. Orhan Irmak imzalı bu ambalajda, geleneksel bir objeyi, modern siyah bir kutuda görünce o zıtlığın uyumunu beğeniyorsunuz. Orhan Irmak bu ambalaj tasarımından Almanya'da ikili ödül almış genç bir Endüstri Ürünleri Tasarımcısı. Ambalaj tasarımları da ödüllendiriliyormuş diye biraz şaşırıp biraz da sevinerek Orhan Irmak'la bildiğimiz ince belli bardakların ödül alan siyah ambalajını, tasarımı, ve İstanbul Desing Week'i konuştuk.
Yaptığınız tasarımın hem göze hitap etmesi hem de doğru şekilde üretilip pazaralanıyor olması gerekiyor.. Titizlikle çalışarak daha sanatsal ve daha teknik konuları doğru bir şekilde harmanlıyabildiğinizde gerçekten iyi bir tasarıma ulaşabiliyorsunuz. İyi bir tasarıma ulaştığınızda da bu ödüllendiriliyor.
Evet var. Mesela bizim serimizin ismi İstanbul. Klasik çay bardaklarının modern bir versiyonu için yapılmış ambalaj tasarımı. Dolayısıyla bizim kültürümüzün izlerini taşıyor. Kültürümüzdeki o estetik değerlerin son derece modern bir yorumu var. Önemli olan kültürü nasıl yorumladığınız. Bu Avrupalıların dikkatini çekiyor.
Ambalajı var olan bir ürün için tasarlıyorsunuz ve ürünün nasıl bir tasarımı varsa, ambalajı da ondan ilham alarak tasarlıyorsunuz. Ambalajın her detayında ürünün ne olduğunu kullanıcı anlasın istedim. Çay bardaklarındaki iç bükey çizgiler ambalajda forma dönüştü. Yaptığınız tasarım hem içindeki ürünü darbelerden koruyor hemde içinden çıkan herhangi bir ürünün nasıl olacağına dair ipuçları veriyor tüketiciye. Ama bununla birlikte ambalaj içindeki ürüne saygı duymalı ve o ürünü desteklemeli.
Birçok şey belirler ama bunlardan en önemlisi, tasarımın kullanıcıyla olan ilişkisi. Çünkü bu ürünler birebir tüketiciyle temas halinde olan ürünlerdir. Bir tüketici ürünü satın alır kullanır yaşamının bir alanında o ürününe yer verir. Ambalaj ve tasarımlar bir ürünün satılması için yapılır. Esas başarılı ambalaj üstündeki markayı attığınızda da onun o markaya ait olduğunu anlamanız. Bir Coca Cola şişesini düşünün, üzerinden grafik öğeleri attığınızda hala tanırsınız. İşte bu başarılı bir tasarımdır.
Bu üründen ürüne değişen bir şey ama nihayetinde ambalaj sattırır. Bu tartışmasız bir konu. Çoğu üründe de ambalaj zaten ürün olur. Çünkü ambalajı açmadan tüketici ürünü göremez dolayısıyla onu ambalajı için alır ilk etapta. Sonra içindekini kullanır, güven duyar devam eder veya etmez.
Türkiye'de ambalaj tasarımı, endüstriyel tasarımcıların atladığı bir konudur. Ambalaj tasırımı Türkiye'de grafik öğe olarak algılanıyor. Ama ürün tasarımına yakın bir konu. Siz var olan bir ürünün konforuna göre ambalaj tasarlıyorsunuz. Bunların hepsini düşünmelisiniz. Endüstri ürünleri tasarımcılığı bu işin çok uzağında değil. Tabii ki grafik dili de yadsınamaz. Grafiği de bu sürecin içine dahil etmeniz gerekiyor.
Sadece ambalaj tasarım firması. Ekipte endüstiriyel tasarımcı, grafik tasarımcı, interaktif tasarımcılarımız var. Dünyada bu konuyu ciddiye alan ve ambalaj konusunda özelleşmiş firmalarda da bunu görüyoruz. Türkiye'de bu pek yaygın değil. Donanımlı, sadece ambalaj tasarlayan bir firma yok. Dünya standartları kalitesinde ambalaj üretmeyi hedefliyoruz.
Endüstiri ürünleri tasarımı 5 yıl önce çok tartışılan bir konu değildi. Bu aslında sanayi ile alakalı bir durum. Sanayi tasarımcıya ihtiyaç duymuyorsa, ürün üretmiyorsa ya da rekabete açık değilse firmalar orijinal tasarlanmış ürüne ihtiyaç duymuyor. Ambalaj tasarımı da 5 yıl içerisinde endüstiri ürünleri tasarımı kadar yükselişe geçecek. Kişi başına düşen ambalaj tüketim miktarı aslında o ülkenin gelişmişlik seviyesini gösterir. Küzey ve Batı Avrupa ülkelerinde kişi başına düşen ambalaj tüketimi Türkiye'ye göre çok fazla. Türkiye'de de firmalarda ambalajın rekabeti nasıl etkilediğini anlayacaklar.
Türkiye bu konuda çok avantajlı bir ülke. Bir çok ülkeyle komşu olması o kültürleri tanıması ve iletişim içinde olması kültürel bir zenginlik katıyor. Bir yandan da geleneksellerin uluslar arası yorumları değer kazanıyor. Doğu'da ve Batı'daki ülkeleri geziyoruz. Oraların kültürlerini tanıyoruz. Marketlerini dolaşıyoruz. İnsanların nasıl davrandığı, raflarda neler olduğuna kadar hepsine bakıyoruz. Bizden ilerde olan ülkeleri, bize yaklaşan ülkeleri iyi takip etmek gerekiyor. Türkiye'nin o köprü görevini tekrar üstlenmesi gerekli.
Henüz şekillenmiş bir Türk tasarım imajı yok. Ama kötü bir Türk tasarımı imajı da yok. Yani bir şeyi yıkmaya çalışmıyoruz ama yeni yeni bir şeyler yapıyoruz.
Aslında ilginç köklü bir tasarım geçmişimiz yok ama köklü bir tasarım eğitimi geçmişimiz var. ODTÜ'de bundan 40 yıl önce Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü vardı. Bugünde kaliteli hocalarımız var. Aynı şekilde okullarımız da yavaş yavaş endüstriyle tanışmaya başladı. Tasarımı ilgilendiren bölümler arttı. Bu anlamda eğitimimizin iyi olduğunu düşünüyorum.
Bu ürünü almanın yanısıra daha çok başkalarının o ürünü alması veya bakması beni daha çok heyecanlandırıyor. Bizim tasarladığımız bir ürünü raflarda görmek keyifli ama bir tüketicinin rafa gelip diğer rakiplerinin içinden onu tercih edip alması daha önemli. Her hafta düzenli olarak mağaza gezerim. Çalıştığımız firmanın ürününü merak edip kullanıyoruz.
Bu yıl 3'üncüsü düzenleniyor. Ortam diğer senelere göre daha renkli. Katılımcıların sayısı gittikçe artıyor. Bu da olumlu bir şey. Buradaki birkaç ürünü seçin, Avrupa'daki tasarım haftasından da ürün seçin bana göre yarışabilirler. Tasarım kalitesi anlamında bir eksiklik göremiyorum. Ama katılımcı sayımızda bir hayli eksiğimiz var. Daha çok tasarlanan ürün sergilenmesi lazım.
Aslında bu sizin işiniz olduğunda ve bunu öyle algıladığınızda yapmak durumda kalıyorsunuz ve reddetme lüksünüz yok. Kişisel kaygıları bir kenara bırakıp bunun işiniz olduğunu kabul etmeniz gerekiyor. Tabi bu süreçte tıkanabilirsiniz. Ama kendinizi beslemeniz gerekiyor.
Çeşitli sanat etkinlikleriyle, market gezileri, vizyona girmiş fimler, başka ülkeler görmek, başka insanların alışkanlıklarına ve yaşayışına tanık olmak. Müzik bunun için iyi bir yöntem olabilir. Herkes kişisel isteğine göre kendini geliştirmeli.
İnsanların daha kolay iletişim kurmalarına, daha kolay beraber olmalarına imkan veren bir şey icad etmek isterdim. Telefon, e- mail, intenet bu işlevi görüyor gibi ama bence iki kişiyi bir araya getiremiyor. Ya ses eksik oluyor, ya da görüntü. Ben bunu daha fiziksel olarak mümkün kılmak isterdim.
ODTÜ Endüstri Ürünüleri Tasarımı Bölümün'den birincilikle mezun oldu.
Bilkent Üniversitesinde yüksek lisansını tamamladı ve “ Değişen Tasırım Anlayışları
Ve Tasarımda Geleceğe Yönelmeler” başlıklı tezini hazırladı.
İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümün'de Ambalaj tasarımı üzerine doktorasını yapıyor.
“ Orhan Irmak Tasarım” adında bri tasarım şirketi var.






