Doğadan kaçtılar liseye sığındılar

Aysel Yaşa
00:0016/10/2010, Cumartesi
G: 15/10/2010, Cuma
Yeni Şafak
Doğadan kaçtılar liseye sığındılar
Doğadan kaçtılar liseye sığındılar

Saint Joseph Lisesi açılalı 140 yıl olmuş. Kadıköy'de bulunan okul bünyesinde bir Doğa Bilimleri Merkezi kuruldu. Merkezde padişahın fermanıyla doğadan avlanan hayvanların yanı sıra egzotik bölgelerden getirilen kuşlar, böcekler de bulunuyor

Fransız Saint Joseph Lisesi, Kadıköy Moda'da açılalı tam 140 yıl oldu. Bugüne dek sayısız öğrencinin eğitim gördüğü, Fransa'dan gelen hocaların ders verdiği okul 140. Yılında bünyesinde Doğa Bilimleri Merkezi'ni kurdu. Türkiye'nin bu çaptaki ilk doğa bilimleri merkezi özelliğini taşıyan merkez 140 yıllık uzun bir çalışmanın ürünü. 1870 yılından bu yana okulda ders veren öğretmenler ve öğrenciler tarafından doğadan avlanan hayvanlar o zamanın teknikleriyle doldurularak bugüne dek getirilmiş. Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie'nin açılışını yaptığı merkezde frerlerin çabalarıyla tüm Türkiye topraklarından getirilen örnekler de bulunuyor. Merkez hem doğa meraklıları hem de öğrenciler için eşsiz bir pedagojik değer taşıyor. Elbette 140 yıl önce avlanmak ve bu hayvanları bir araya getirmek de kolay olmamış. İşte o zaman, adı tespit edilemeyen dönemin padişahı devreye girmiş. Türkiye'nin bu en zengin fauna koleksiyonu, Sultan'ın “Anadolu'da yaşayan her hayvan türünden 2'şer tane avlama” fermanı ile hayat bulmuş. Boğaz'dan, Belgrad Ormanı'ndan, Anadolu'dan avlanan bu hayvanlar dönemin teknikleriyle doldurulmuş. Merkezde yaklaşık 20 bin çeşit hayvan var. Büyük bir miras olarak saklanan bu hayvanlar merkezin açılma fikriyle saklandıkları dolaplardan çıkarılmış ve 2005-2010 yılları arasında renove edilmiş. Laurent ve Yaprak Chapdelaine'in yürüttüğü proje'de, koleksiyonların restorasyonunu Xavier Filoreau üstlenmiş. Onlara bu süreçte halen lisede eğitimine devam eden öğrenciler de yardım etmiş. Kimileri tüyleri dökülen hayvanlara yeni tüyler çizmiş, kimileri ise kangurulara, tilkilere, balıklara ve kuşlara yeniden gözler boyamış. Ama hepsi böyle bir çalışmada bulunduğu için çok mutlu.


SARAYDA HALIYDI KAPLAN OLDU

On binlerce hayvan çeşidinin farklı tekniklerle korunup, doldurulup sergilendiği merkezde günümüzde Anadolu'da ve dünyada tamamıyla soyu tükenmiş türler de mevcut. Merkezde tamamen soyu tükenen tek bir hayvan bulunuyor: Hazar Kaplanı. Dünyada en son 1950'lerde görülen bu kaplan, padişahın merkeze en büyük katkılarından biri olmuş. Çünkü bu kaplan sarayda bir halıyken bunu Saint Joseph'e bağışlayan padişah aslında en önemli parçayı da bahşetmiş. Merkezin girişinde fosiller koridoru bulunuyor. Koridorda, yaprak, kuş ve böceklerin fosillerini görmek mümkün. Bu koridoru geçtikten sonra merkezin tematik sergi salonlarına girmiş bulunuyorsunuz. Burada sizi iskeletler karşılıyor. İskeletlerin bazıları sergilenmek üzere Robert Kolej'den alınmış. Köpekbalığı çenesi, kanguru, tropikal bölgelerden farklı maymun çeşitleri bu bölümde göreceğiniz iskeletlerden birkaçı. Koleksiyon, her bölüme has ilginç müzikler eşliğinde sergileniyor.


MARMARA'DA AKDENİZ FOKU

Orman alanının canlandırıldığı bölümde doğanın sesini dinlerken, Boğaz kuşları bölümünde İstanbul'un martıları sesleriyle karşılıyor sizi. Merkezin ikinci bölümü Akdeniz balıklarına ayrılmış. Bu bölümün kuşkusuz en fazla dikkat çeken hayvanı 100 yıl önce Sarayburnu'nda avlanan Akdeniz foku. Akdeniz foku Marmara'da ne arıyor diye sormayın. Bugün sadece Foça'da görülen bu fok Marmara'ya nasıl gelmiş bilen yok! Akdeniz balıkları bölümünde ayrıca testere balığı, köpek balığının doldurulmuş hallerini de görmeniz mümkün. Bu bölümde yer alan Saint Joseph Balık Market'i de dikkat çekici. Burada bir dönem Boğaz'dan avlanabilen türlü çeşitte balık bulunuyor. Maalesef günümüzde bu balıkların büyük bir kısmı Marmara'da yaşamıyor. Merkezin kuşları ağırlayan bölümünde kanatlılar sağda, göçmen kuşlar solda, bataklık kuşları ise arkanızda kalıyor. Orta havuzda göl ve bataklık hayatı anlatılıyor. Kuğu, siyah kuğu, balaban, tarakdiş ve hatta siğilli kurbağa da Marmara'nın türleri olarak buradalar. Kuşlar bölümünde İstanbul'da gördüğümüz kuşların yanı sıra Anadolu'dan avlanan yırtıcı çeşitleri de bulunuyor. Çoğu doğada, dalında avlanan kuşlar o anda doldurulduğu için olanca canlılığıyla gözünüzün önünde duruyor. Ormandan bir sahnenin dondurulduğu diğer odada Belgrad Ormanı'ndan avlanan 90 yıllık geyikler, yaban domuzu, angora keçisi, baykuşlar var. Bu salonda tiyatral bir mizansen oluşturulmuş. Gece ortaya çıkan hayvanların bölümü karanlık, gündüz ortalarda dolaşanların ise aydınlık. Bir gün bütün ışık halleriyle hayvanların üzerine yansıtılıyor yani. Bu bölümde en sevilen hayvan ise bir dönem okula canlı olarak getirilen ve öğrencilerin teneffüslerde oynadıkları arkadaşları ayı. Merkezde, öldükten sonra doldurulan bu boz ayının yeri bir başka.


BEŞ AYAKLI YAVRU KEDİ

Merkezin Egzotik Salonu'nda ise dünyanın çeşitli yerlerinden avlanılmış olan hint şebeği, tavus kuşu, ipek maymunu bulunuyor. Egzotik salonda dünyada türünden altı tane kalan kuşlar da sergileniyor. Kavanoz içerisinde muhafaza edilen beş ayaklı kediyi görmek içinse frere'lerin çalışma odasının canlandırdığı bölüme geçmeniz gerekiyor. Merkezin en son bölümünde ise bir kısmı doğada görülmeyen böcekler, kelebekler yer alıyor. Boyutlarına göre sıralanan böceklerin bir çoğu kıymetli taşları andırıyor. Kelebeklerin sergilediği görsel şöleni anlatmaya gerek yok sanırım. 230 metrekarelik alana kurulu merkez ücretsiz olarak gezilebiliyor. Fakat ziyaretçilerin önceden okulu arayarak randevu almaları gerekli. 15-20 kişilik gruplara, haftada bir gün rehberli gezilerin düzenleneceği merkezin devamında ise yine okulun öğretmenleri tarafından saklanan bitki türleri sergilenecek.