Göğe bakma durağı: Kuala Lumpur

Nesrin Aksu
00:0018/08/2013, Pazar
G: 17/08/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Göğe bakma durağı: Kuala Lumpur
Göğe bakma durağı: Kuala Lumpur

Kuala Lumpur Malezya'nın başkenti. Eski ve yeni şehrin içiçe girdiği başkette gökdelenler ve gökyüzüne doğru uzanan kuleler dikkatimizi çekiyor. Dünyayı gökyüzünden seyretmek, Uzak Asya'dan insan manzaraları görmek isteyenlerin sokaklarında kaybolacağı bir şehir.

Tatil deyince herkesin aklına farklı şeyler yapmak gelir. Kimi köyünde vakit geçirmeyi sever, kimisi beş yıldızlı otellerde,kimi yollarda yaylalarda,kimi de başka coğrafyalarda…Hiçbir zaman tatil benim için beş yıldızlı bir otel olmadı.Hoşlanmıyorum ve bunun bir tatil olduğunu da düşünmüyorum. Yeni deneyimler, yeni yerler her zaman beni çok heyecanlandırmıştır. Geçen yıl Kaçkarlarda trekking yaparak geçirmiştim. Bu sene farklı bir şey yapmaya karar vermiş ve ocak ayında bir planlama yapmıştım. Malezya, Singapur ve Tayland'da geçirecektim tatilimi. Beraber gideceğimiz arkadaşım Budist olduğu için o yaklaşık yirmi gün öncesinden Kuala Lumpur'a gidecek ve bir tapınakta inzivaya çekilecekti. Zorlu bir meditasyon ve arınma süreci sonrasında ben Kuala Lumpur'a gidecek ve beraber planladığımız yerleri gezecektik. Ocak ayından beri artık gidelim, çok az kaldı, gel artık dediğimiz zaman gelmişti ve son gün benim uçak biletimin ertesi gün değil de aynı akşam olduğunu öğrenip şokla ve apartopar hazırlanmamla beraber yola koyulmuştum. Bir gün sonra gitmeyi planlarken bir gün önce hem de hiçbir hazırlık yapmadan bir sırt çantasıyla beraber başlamıştı yolcuğum. Sırt çantalarına alışığım. Hatta bavul kullanmayı da pek sevmiyorum. Bütün yol boyunca da hiçbir problem yaşamadım. Az ve yeteri kadar eşya alıyorsunuz. Sırt çantası bana daha çok özgürlük veriyor gibi gelir. Arkadaşım bavul tercih etmiş ve zaman zaman aktarmalı uçuşlarda problem yaşamıştı.

ESKİ VE YENİNİN İÇ İÇE OLDUĞU BİR ŞEHİR

İşte bütün bu düşüncelerle başlayan yolculuğumuzun İlk durağı Kuala Lumpur. Yaklaşık on saatlik bir uçak yolculuğu sonrasında Kuala Lumpur'da oluyorsunuz.Uçak biletinizi erken almanızı tavsiye ederim. Ne kadar erken alırsanız o kadar ekonomik oluyor. Biz ocak ayında biletlerimizi aldığımız için sizlere de erken rezervasyonu tavsiye ederim.Türk Hava Yollarının direk uçuşları var ve oldukça da rahat.

Kuala Lumpur, eski ile yeninin iç içe olduğu bir şehir. Metroda sohbet ettiğimiz bir Çinli buranın asıl halkının Müslüman, Hint ve Çinlilerden oluştuğunu diğer halkların sonradan buraya geldiklerini söylüyor.Kuala Lumpur'a geldiğinizde ilk olarak şehir içi hatlarda kullanmanız için bizdeki akbile benzer seyahat kartlarından almanız gerekiyor. Buradaki ismi 'Touch in go'. Bu kart için yaklaşık 10 Ringit ücret alıyorlar. Sonrasında istediğiniz kadar doldurup seyahat edebiliyorsunuz. Otelimizin bulunduğu yer Chow Kit. Burdan bir iki durak sonrasında şehrin ünlü ve görülmeye değer yerlerini rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Menara Kulesi'nden şehri seyretmek

qİlk olarak 423 metre yükseklikteki Menara Kulesine gidiyoruz. Burası Kuala Lumpur'un ikinci en uzun kulesi. Size kuleye çıkmadan önce kendinizi buradan aşağı atmayacağınıza dair bir kağıt imzalatıyorlar. Kuleye çıkmak için bilet alıyorsunuz ve oldukça yüksek bir giriş ücreti (99 Ringit yaklaşık 60 TL) ödüyorsunuz. Kuleyi en fazla beş kişi gezebiliyorsunuz ve yanınızda bir güvenlik görevlisi oluyor. Burada şehri kuşbakışı izleyip fotoğraf çektikten sonra yemek yemek için Bakery Cafe'nin yolunu tutuyoruz.Burası ünlü bir fırın ayı zamanda. Sabah kahvaltımız, limonlu kek, krovasan,peynirli, yumurtalı, balıklı poğaça. Malezyalılar deniz ürünlerini çok fazla kullanıyorlar. Herşeyin içinde bir deniz ürünü var. Yemeğimizi yedikten sonra Central Market'in yolunu tutuyoruz. Burası bizdeki kapalı çarşıyı andıran Çin malı ürünlerin satıldığı bir yer. Tam Central Market'ten çıkmaya hazırlanırken aniden bastıran Muson yağmurlarına yakalandığımız için çıkamıyoruz ve yağmurun dinmesini bekliyoruz.

SU VE IŞIK DANSI

Akşam yaklaşırken Petronas Kuleleri'nin olduğu Suria alışveriş merkezine doğru yol alıyoruz.Burda su ile ışığın dansını izleyebilir günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Ayrıca akşam sekizde bu su ve ışığın dansına müzik de eşlik ediyor ve size doyulmaz bir şölen sunuyor. Bazen bu görüntüye yağmur ve gökkuşağı da eşlik edebiliyor.

Mağarada, zifiri karanlıkta yolculuk

Dark Caves (karanlık Mağara) gezilmeye değer yerler arasında.Koruma altına alınan bu mağaranın bir özelliği de Liphistius Batvensis denilen örümcek türünün hala var olduğu dünyadaki tek yer.Burayı gezerken rehber el fenerlerimizi söndürmemizi istiyor. Sakin olmamızı ve burada bu zifiri karanlıkta yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu deneyimlememizi istiyor. Sanırım böcek gibi düşünmeye başladım ve antenlerimi açtım.Sonra hemen beraber geldiğimiz arkadaşıma sesleniyorum iletişim için ikinci kullandığım yöntem sesim ve sonrasında tenime değen rüzgarı hissedip o tarafa doğru yürümek istiyorum. Sonra tekrar rehberimiz bize el fenerlerimizi açmamızı söylüyor ve mağarayı keşfetmeye devam ediyoruz. Bu tur bize 35 Ringit'e yani 20 TL'ye mal oluyor.Yaklaşık 35 dakika sürüyor.

Altın boyalı dev heykel

Ertesi gün erkenden uyanıyoruz. İkimiz de erken uyanmayı seviyoruz. Bugün Batu Caves'e gidiyoruz. Dünyanın en yüksek heykelinin bulunduğu (42.7 metre olan Murugan Kuala Lumpur'a yaklaşık 45 dakika mesafede bulunan) Batu Caves'deyiz. Biz trenle gitmeyi tercih ediyoruz. 24 milyon dolara mal olmuş heykelin yapımında,1550 metreküp beton, 250 ton çelik ve Tayland'dan getirilen altın boya kullanılmış. Tapınağı gezerken burada serbestçe dolaşan maymunlar bazen çok hırçın olabiliyorlar ve gelen turistleri ısırabiliyorlar.Tapınağa ulaşmanız için 272 adım merdiveni tırmanmanız gerekiyor. Burası her yıl mayıs ayında milyonlarca Budist tarafından ziyaret edilen ve hacı olunan bir yer. Tapınak 113 yıllık. Rab Murugan heykeli Hintlilerin hacı olmak için geldikleri özel ve kutsal bir yer. Tapınak 1873 yılında inşa edilmiş.Yılda bir milyona yakın kişi ibadet için geliyor. Burayı günlük 5000 ile 3000 kişi arasında ziyaretçi geziyor. Her ülkeden turist ile karşılaşmak mümkün.Tapınakta tanıştığımız İran ve Hong Kong Yeni Zelenda ve İngilizlerin yoğun olduğunu görmek mümkün.