Hem insan sarrafı hem kuyumcu oldum

Merve Sena Kılıç
00:0016/09/2012, Pazar
G: 16/09/2012, Pazar
Yeni Şafak
Hem insan sarrafı hem kuyumcu oldum
Hem insan sarrafı hem kuyumcu oldum

Baba mesleğini küçük yaştan itibaren sürdüren Ariş Pırlanta''nın sahibi Kerim Güzeliş, iş hayatının hoşgörü ve insanlara tekrar şans verme üzerine kurulu olduğunu söylüyor. Eşler arasında yaşanan tüm sorunların alınan tek taş pırlanta bir yüzükle çözüleceğine inanıyor.

Kerim Güzeliş hem alaylı hem mektepli bir sarraf. İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünden mezun. Ariş pırlantanın üçüncü kuşak yöneticisi. Mardin''de telkâri ve kuyumcu ustası babası İlyas Güzeliş''in yanında 6 yaşında çıraklığa başlayıp kuyumculuk mesleğini öğrenmiş. İlkokuldan beri hem çalışıp hem okuduğunu söyleyen Güzeliş bunun hayatını disiplinize ettiğini söylüyor. 1952 Mardin doğumlu Kerim Güzeliş, "Babam bizi kolumuzdan tutar işe götürürdü. Mardin''de o zamanki meslek kültürü buydu. Çocuk önce meslek sahibi olmalı, sonra mesleğini icra eden babasına yardım edebilmeli. Biz de bu yoldan geçtik. Babam çok iyi bir ustaydı. Telkâriyi mükemmel yapardı" diyor. Koleksiyonlarla arasında manevi bir bağ olduğunu anlatan Kerim Bey, taşların insan üzerinden olumlu etkileri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Eşinizi psikoloğa götüreceğinize ona pırlanta alın. Bir kere alın sonra doktor parası vermekten kurtulun."

6 YAŞIMDAN BERİ ÇALIŞIYORUM

Kerim Güzeliş 106 yıllık bir firma olan Ariş''in üçüncü kuşak yöneticisi. Dede Abdülkerim Güzeliş Diyarbakır''da kuyumculuk hayatına küçük bir atölyede telkâri işi yaparak başlar. Babası da dedesiyle birlikte... Dedesinin vefatından sonra işleri devralan babası bir süre daha Diyarbakır''da iş hayatına devam eder. 1959''da Kerim Güzeliş 7 yaşındayken Diyarbakır''dan İstanbul''a göç ederler. 6 yaşından beri babasıyla işe gelip gittiğini söyleyen Güzeliş "İstanbul'a gelince Babam Çuhacı Han''da da en aranan usta haline geldi. Mardin''de olduğu gibi burada da en zor işler yine ona gelmeye başladı. Müşterimiz hızla çoğaldı. O zamanlar Halep çok iyi kuyumculuk sanatına sahipti ve oradan gelen bazı ürünleri yapardık." diyor. Kerim Bey 1972''de 20 yaşındayken Güzeliş Kuyumculuk olarak kendi işletmesini kurmuş, bu sefer babasını yanına almış. 1984''de kurumsallaşan Güzeliş''in ismi Ariş olarak değiştirilmiş. Ariş''in anlamının ne olduğunu merak ediyorum, Kerim Bey Güzeliş ile özdeş kelime olduğunu; Türkçe''de temiz, pak iş anlamına, Arapça''da gelin anlamına geldiğini söylüyor.

EN DEĞERLİ ELMASLAR SAMATYA''YA GELİRDİ

Kerim Güzeliş ticari hayatındaki ilk hatasını perakendeyi bırakıp toptan satışa ağırlık vermekle yaptığını söylüyor. 1985''te Nişantaşı''nda çok güzel bir yerde mağazaları varmış. Fakat o günün iş hayatında dünyada tanınmış bir marka olmak, oralara ürün satmak daha cazip gelince ihracata ve toptan satışa ağırlık vermişler. Kerim Bey altında değil ama mücevhercilikte dünyanın dikkatini üzerimize çektiklerini ve Türkiye''yi yurtdışında çok güzel temsil ettiklerini anlatıyor. Aklıma o zamanların Kapalıçarşı''sı geliyor. Hep çok fazla kuyumcunun bir arada çalıştığı ama her kuyumcunun bir alanda uzmanlaştığı anlatılır. Kerim Bey''e özel ürünlerinin olup olmadığını soruyorum, Habbe adı verilen üründe çok iyi olduklarını anlatıyor: "Eskinin tek taşı, 25 toptan meydana gelen kolyelerdi. Bunlara Habbe adı verilirdi. Özellikle Anadolu''da çok tutulurdu. Ancak bir süre sonra ona talep kayboldu ve bu defa da Kişnişli Kolye denilen, çok emek ve işçilik gerektiren bir kolyeyi yapmaya başladık. Yaklaşık 2 bin parçanın bir araya getirilmesiyle yapılan bir üründü ve bununla da çok tanındık. O tarihlerde bir ürün 10 sene gündemde kalabiliyordu. Sonra zincir furyası başladı ve biz de bu dönemde Halep işini öne sürdük." El işçiliğinin artık değer görmediğini söyleyen Kerim Bey eski zanaatkârların bir bir Nuri Osmaniye''den silindiğinden yakınıyor. Hatta 1940''larda dünyanın taş traşlama merkezinin Türkiye olduğunu, dünyanın en değerli elmaslarının Samatya ve Çuhacı Han''da traşlandığını anlatıyor. Şuan Hindistan''da 1 milyon kişi taş traşlama sektöründe çalışıyor. Ne büyük bir mesleği kaybettiğimizi siz düşünün artık...

SEMBOLLER KOLEKSİYONU FAVORİMDİR

Ariş''te tasarımcılar bir odaya kapanıp tasarım yapmıyorlar. Dünyayı gezip, fuarları dolaşarak fikir ediniyorlar. 10 kişiden oluşan bir beyin takımı var, pazarlamacısından tutun da tasarımcısına kadar herkes fikrini ortaya koyuyor. Takı tasarım ekibinde Kerim Bey ve kızı da var. Kendisi de koleksiyon tasarlıyor hatta koleksiyonları ile arasında manevi bir bağ olduğunu söylüyor. En etkilendiği koleksiyonun Semboller koleksiyonu olduğunu söyleyen Kerim Güzeliş; " Mesela elimdeki bileklikte Kayra sembolü / Nsoromma var. Bu sembolün göklerin koruyucu tılsımıyla tüm ilişkileri koruduğuna, güç, bir olma duygusu ve kararlılık verdiğine, canlandırıcı etkide bulunduğuna inanılıyor. Harflerin ve sembollerin muazzam bir gücü var. Süleyman Peygamber''in ilmi harfler ve semboller üzerineydi. " diyor.

Elmas anneanne işi değildir

Elmas anneannelere yakıştırılan bir takıydı. Gelin temizliğin simgesi olduğu için elmas gibi kirli bir taş yakıştırılmazdı. Şimdilerde düğünlerde gelinlere takılan bir takı oldu. Vücut ve ruhun dayanıklılığını arttırır. Kudret ve dayanıklılığın sembolüdür. Eski zamanlarda aşklarını arttırması için eşler tarafından kocalarına hediye edilirmiş. Aşkı kötü gözlerden koruduğu düşünülürmüş. Saflık ve masumiyeti simgeler. Hindistan''da elmas, ayrıcalıklı özellikleri ve sertliği nedeniyle geleneksel bir tılsım olarak büyük bir üne sahip, cesaret ve iktidar sembolü olarak kullanılır. Romalılar, taşın onları zehirden ve belalardan koruduğuna inanmışlardır.

Ailede anayasamız sağlam

"Dedem ve babam bize herkesin yaptığı işi yapmayın, herkesin gittiği yöne doğru gitmeyin derdi. Çocukken bisiklete binemedim, arkadaşlarımla çok oyun oynayamadım içimde uhde kaldı. Üniversitede de öyle oldu. İstesem giderdim ama biraz da prensibime aykırıydı. Gitsem aklım işimde kalırdı. Üniversitede sadece sınav sorularını almak için okula giderdim. Derse girmeye bile vaktim olmazdı. Ticaretteki başarımı çok erken yaşta insanlarla hemhal olmama bağlıyorum. Çok zaman çocukluğumu yaşayamadım ama insan sarrafı oldum. Ailede anayasamız sağlam, şuan dördüncü kuşak işin başında. Aile şirketiyiz ama dağılmadık. Dedem bir liderdi, öncüydü, zanaatkârdı."

HOŞGÖRÜRÜM VE ÇOK ŞANS TANIRIM

"Risk almayı severim. 130 kişilik bir çalışma ekibim var. En çok, fazla hoşgörülü olmamı eleştiriyorlar. Ben de onlara "Biz kimiz ki affetmeyeceğiz. Allah bizi tekrar tekrar affediyor." diyorum. İş hayatım hoşgörü ve insanlara tekrar şans verme üzerine kurulu. Yeni bir sayfa açmamın, ticarette kayıpları çok fazla oldu. Ama çok ders aldık. İşletmemizin anayasasında 5 temel özellik vardır; iyilik, doğruluk, çalışmak, bilgi ve sevmek... Sevgi, huzur sağlık, başarı, para vs. bu saydıklarımla gelir. Zamana göre değil, zamanla beraber hareket etmek gerekiyor. "

Tek kelime
Tek yorum

Risk: Heyecan

Para: Güç

Girişim: Adrenalin

Gelecek: Şimdi

Eğitim: Bilgi

Reklam: Etkileşim

Kriz: Fırsat

Globalizm: Birlik

Yönetim: Düzen

Lider: Karizma

Otomobil: Aile

Evlilik: Sadakat

Çocuk: Zenginlik

Kalite: Ariş

Pırlanta, psikologdan daha etkili

Pırlanta çok özel bir üründür. Çünkü 1 ila 3 milyar yılda oluşur. Renklerine ve boyutlarına göre fiyatı değişir. Türkiye''ye D color renkteki taşı getirdik. Pırlanta saf karbondur ve ışığı en iyi yansıtan madendir. Sol ikinci parmağa takılır ki buradan kalbe giden bir damar olduğu kabul edilir ve o yoldan kalbe sağlık ve mutluluk verdiğine inanılır. Eşinizi psikoloğa götüreceğinize ona pırlanta alın. Bir kere alın sonra doktor parası vermekten kurtulun. Taşların insan psikolojisi üzerinde olumlu etkisi vardır.