Ahmet Arif'in şiirlerindeki aşkın kaynağını deşifre eden sürpriz bir kitap yayımlandı geçen ay. Leylim Leylim adıyla yayımlanan kitap, Ahmet Arif'in Leylâ Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Arif'in Erbil'e yazdığı mektuplar bir bakıma Ahmet Arif şiirinin eskizleri gibi.
'Cesareti söylüyor Ahmet Arif. Yiğitliği. Bir pınar gibi, bir yer altı suyu gibi, bir tipi gibi.' Cemal Süreya, Şapkam Dolu Çiçekle kitabında Ahmet Arif'ten bu cümlelerle bahseder. Kuşkusuz tek kitabıyla Türk şiirinde kendine özgü ayrıksı bir yer edinmiş birkaç şairden birisidir Ahmet Arif. Onun şiirleri Anadolu coğrafyasının otoriteye, feodal sömürü düzenlerine, zulüm ve haksızlıklara karşı geliştirdiği haklı isyanın incelikli izlerini taşır. Bir isyan ve öfke patlaması anında söyler gibidir şiirlerini Ahmet Arif. Hayatı boyunca kovuşturmalara uğraması, hapislerde yatması, kendince doğru bildiği şeyleri savunmaktan, söylemekten imtina etmemesi, Ahmet Arif şiirinin temel karakter özelliklerini de verir bize. İsyanın, kavganın, hasretin, prangaların ortasında bir yeryüzü ideali çizer bize Arif. Bu idealin şahdamarı ise aşktan başkası değildir.
Ahmet Arif'in şiirlerindeki aşkın kaynağını deşifre eden sürpriz bir kitap yayımlandı geçen ay. Leylim Leylim adıyla yayımlanan kitap, Ahmet Arif'in Leylâ Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Arif'in Erbil'e yazdığı mektuplar bir bakıma Ahmet Arif şiirinin eskizleri gibi. Ahmet Arif'in el yazısı şiir örnekleri, şiirlerin yazılış ve yayımlanma serüvenleri, Arif'in şiire, sanata, edebiyata dair düşünceleri mektupları özel, şahsî bir alandan çıkarıp bir belgesel kıvamına getiriyor. Bununla birlikte iki edebiyatçının birbirlerine yazdıkları sonuna dek mahrem yazışmaların bu kitapla gün yüzüne çıkması da ayrı bir bahis konusu. Edebiyat kamusunda kitap dolayımında son günlerde yapılan tartışmalar bu iki uç arasında gidip geliyor desek yeridir. Bununla birlikte şiiri üzerine çok fazla konuşmamış bir şair Ahmet Arif. Onun hakkında Refik Durbaş'ın yazdığı 'Ahmet Arif Anlatıyor Kalbim Dinamit Kuyusu' dışında başvurabileceğimiz bir kaynak kitap yoktu. Leylim Leylim'deki mektuplar Ahmet Arif bahsinde varolan bu boşluğu dolduran önemli bir kitap.
Ahmet Arif'in şiirlerinde Leylim diye seslendiği sevgilinin Leylâ Erbil olduğunu öğrenmek bu şiirlerin gizemini, gücünü bozar mı, doğrusu pek emin değilim. Yine de bu şiirlerin artık daha farklı bir gözle, duyarlıkla okunacağı bir gerçek. Mektupların yazıldığı tarihlerde Ahmet Arif 27 yaşında genç bir şairdir. Hakkında açılan davalar sebebiyle göz hapsindedir. Öte yandan dergilerde yayımlanan şiirleriyle sanat çevrelerinde epey yankı uyandırmıştır. Leylâ Erbil ise edebî hayatının baharında 23 yaşında yazmaya hevesli bir genç kızdır. Kitaptaki mektuplar 1954 -1957 tarihleri arasındaki yazışmalardan oluşuyor. Bu yazışmaların sonuna 1977 tarihli son mektup da eklenmiş.
Mektupların ana mihveri tam da Ahmet Arif'in Yalnız Değiliz şiirindeki 'Dostuna yarasını gösterir gibi' dizesiyle kol kola gidiyor. Mâşuk, sevgili, can, kardeş ve -hepsinden öte- dost kelimeleriyle sesleniyor Ahmet Arif. Umudunu, aşkını, geleceğini, geçmişini, sahip olduğu bütün insanî güzellikleri Leylim diye seslendiği Leylâ Erbil'e borçlu olduğunu söylemeyi ihmal etmiyor. Bu yüzden onda sahiplendiği duygu biraz da kendi kişisel özgürlüğüne olan tutkusuyla birlikte dışlaşıyor Ahmet Arif'te. Bu noktada ödünsüz ve korkusuz: 'İsterlerse sinirlerimi, etlerimi, kemiklerimi, adımı, sanımı, cımbızlarla tek tek alsınlar. Unuttum. Korkmayı, sakınmayı. Seni alamazlar benden. Tılsım bu işte. Ayakta, fırtına gibi beni tutan bu.'
Mektupların nasıl ortaya çıktığı, tarafların mektupların yayımlanması noktasında aldıkları kararlar, kısacası Leylim Leylim'deki mektupların yayımlanma süreci, aynı zamanda kitabın da editörü olan Rûken Kızıler tarafından yazılan sunuş yazısında ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Bu süreçte Leylâ Erbil'in mektuplardaki bu hadsiz hesapsız aşka karşılık ne yaptığı sorusuna verdiği cevap oldukça anlamlı olsa gerek: 'Hayır, benim tarafımda aşk yoktu, yalnızca dostluk vardı.'Leylâ Erbil'in Ahmet Arif'e yazdığı mektupların akıbeti ise meçhul. Bu mektuplar bulunamamıştır.
Ahmet Arif'in şiirlerini kitaplaştırma sürecinde Leylâ Erbil'le birlikte ortak hareket etmek istemesi bir anlamda birlikte yapacakları ortak kitap çalışması mektuplardaki ilginç ayrıntılardan birisi. Hatta kitabın adı bile bellidir: Suskun. Daha sonra çeşitli nedenlerle bu istek gerçekleşmemiştir. Bununla birlikte Ahmet Arif, ilk şiir kitabını Leylâ Erbil'e ithaf edeceğini mektuplarından birinde söyler: 'Sevgili canım, olağanüstü bir aksilik olursa, kitabım sana kalsın. Adını 'Uy Havar' yahut 'Suskun' koymakta serbestsin. Asıl demek istediğim bir şey var, ama mecburum artık. Her hal ve şartta kitabımı sana ithaf ediyorum.'
Ahmet Arif'in mektuplarında şiirlerindeki aşkın, inancın, sadakatin, bağlanışın izlerini görürüz. Bu bakımdan Arif, riyasız ve gösterişsiz bir özlem anıtı gibi durur kelimelerinin dünyasında. Satır aralarında yaşadığı kırgınlıkları, hınçları, öfkeleri dile getirir. Öfkesini dile getirirken küfre başvurması biraz da içinde bulunduğu çaresizlikle ilintili olsa gerek. Çağı, toplumu, insanları eleştirirken sakınmasızdır, ağzını bozmaktan çekinmez. Olduğu gibi görünmek istemesinin insanca kaygısı olsa gerek bu ama yine de mektupları okurken üç noktalarla kapatılmaya çalışan bu anlık öfke patlamalarına geldiğinizde öfkenin asil damarı az da olsa sızlamıyor değil. Bunu insanî bir tavır olarak söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Art niyetsiz, tıpkı Ahmet Arif gibi sahici ve samimi bir kaygıyla. Hem ne diyordu Cemal Süreya: 'Küfür diyorum bir saldırmama eylemidir'
Mektuplardan öğrendiğimize göre Ahmet Arif, Kürdün Gelini adını verdiği bir roman çalışmasından bahseder. Daha sonra beğenmeyip yırtıp atmıştır. Yeniden daha bir aydınlık anlatıma varınca yazacağını söylemiştir ama bu roman yazılmadan kalmıştır. Ahmet Arif'in sanat hayatında çokça uğradığı sansür belası da mektupların ilginç ayrıntılarından biri olsa gerek. Yazılarına uygulanan sansürlerden bahsettiği satırlar bir dönemin zihniyetini deşifre eder. Farklı, ayrıksı düşüncelere tahammül edemeyen sanat ortamlarındaki hazımsızlık hâli, Ahmet Arif'in taşıdığı fikir öfkesinin kaynağıdır desek yeridir.
Leylim Leylim (Ahmet Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar)
İş Bankası Kültür Yayınları
Editör: Ruken Kızıler
2013
240 sayfa






