Sedef Ecer sponsor arıyor...

Osman Tanburacı
00:008/11/2008, Cumartesi
G: 7/11/2008, Cuma
Yeni Şafak
Sedef Ecer sponsor arıyor...
Sedef Ecer sponsor arıyor...

Aylardan mayıs... Bu sene başı... Göğsümüzü kabartan bir haber düşüyor ajanslara...

'Galatasaray Lisesi mezunu Sedef Ecer'in Fransızca olarak yazdığı "Sur le Seuil" 'Eşikte' adlı oyun Akdeniz Tiyatro Yazarları Buluşması kapsamında yapılan yarışmada Cannes Tiyatrosu tarafından birinciliğe değer görüldü.'

Bu haber bir Türk kızının Avrupa'da göğsümüzü kabartan başarısıydı...

Sonrasında “Akdeniz Tiyatro Yazarları” yarışmasında beş yazarla birlikte finale kalan bu oyun, 27 Eylül'de Cannes'ın en önemli tiyatrosu olan Alexandre III salonunda profesyonel bir jüri önünde okuma tiyatrosu şeklinde sunuldu ve Sedef Ecer bu eseriyle Fransız Ulusal Tiyatro Merkezi, CNT'den büyük ödülle birlikte, 3.000 Euro da teşvik ödülü aldı...

Oyunları bizim devlet tiyatrolarımızda da sergilenen, Tokyo'da adına bir tiyatro binası bulunan ünlü Fransız oyun yazarı Guy Foissy de bu okuma sırasında salondaydı. Foissy, oyundan sonra “çok etkilendiğini” söyleyerek Sedef Ecer'in oyununu önümüzdeki yıl Fransa'nın önemli tiyatro yazarlarının her yıl bir araya geldiği Chatillon Festivali'ne davet etti.

Sedef Ecer'in 'Eşikte' adlı eseri insanlarla ülkelerin 'kapı aralığında durduğu anları' anlatıyor. Piyes; karakterlerin iki hal, iki kapı, iki dünya arasında gidip geldikleri anları ve eşikte sıkışıp kalmışlığı vurguluyor... Oyunda, birbirleriyle görünürde bağlantısı olmayan 25 kadar karakter, altı oyuncu ve iki müzisyen olacak. Piyes, realist anlatımlardan tamamen uzak, en gerçekçi sahneleri bile soyutlaştıran, şiirsel ve fantastik bir biçimsellik içinde kurgulanacak....

Eşikte adlı oyun, yayımlanma bursu da kazandığı için, önümüzdeki aylarda kitap olarak da piyasaya çıkacak...


SANAT AŞKINA ARADIM

Bütün bu gelişmeler ilgimi çekti. Takipteydim...

Fransa'da yaşayan ve çok yönlü sanatsal bir yapıya sahip Sedef Ecer'in 'Eşikte' adlı eserini sahneye koyabilmek için çaba sarf ettiğini duydum. Maddi destek bulunması halinde, Eşikte adlı oyun; Serra Yılmaz, Tilbe Saran ve Emre Koyuncuoğlu'nun da rol alacağı seçkin sanatçılar tarafından Fransa'da sahnelenecekti.

Sedef, Galatasaray Liseli... Ağabeyi sayılırım... Derhal ona yardım etme duygusu benliğimi sardı... Centre National de Theatre'dan ödüllü bu Türk kızı için sanata gönül vermiş Türk iş adamları adına onu aramaya karar verdim. Nasıl bir iletişim kurabileceğimizi soracaktım... Sarıldım telefona... Sonra mailleşmeler... İşte aktarımı...

Sedef Ecer heyecanla anlatmaya başladı;

- Hayatımın ödülünü aldım diyebilirim... Anadilimin dışında ilk girişimimdi Eşikte... Gözümü kararttım ve Fransızca olarak bir eser yazdım. Fransa Ulusal Tiyatro Merkezi tarafından ödüllendirildim. İki dilin inceliklerini bira araya getirirken epey zorlandım. Türkçe; yaban otlarıyla nadide ve rengarenk çiçeklerin yedi veren güllerin bir araya geldiği bahçeydi, Fransızca ise sınırları cetvelle çizilmiş, çiçekleri labirentler içinde kaybolmuş bir 'jardin'di... İkisini harmanladım ve ilgi çekici bir eser çıktı ortaya... Ancak sahneye koymak için verdiğim çaba inanın yazımdan çok daha heyecan veriyor bana...


FRANSIZCA DÜŞÜNMEK
'Sur le Seuil' Türkçe olarak da sahnelenecek mi?

- Devlet Tiyatroları'nın Türk eserlerini sahneleme diye bir gayret içinde olduğunu duyuyorum. Şu an için böyle bir girişim yok ama neden olmasın? Ben hazırım. Ancak Fransa'da bana verilen bu desteğe karşı eserimi öncelikle yüzümün akıyla yabancı dilde sahnelemeyi düşünüyorum.

Bunda bir terslik yok mu? Önce ana dilde yazım, sonra yabancı dillere çeviri dünya yazarlarının hedefi değil mi?

- Tabii ki ana dilini kullanmak büyük avantaj ama ben düşüncelerimi Fransızca olarak da anlatabildiğimi zannediyorum. NTC'nin bana verdiği ödül ve sağladığı imkan çalışma azmimi artırdı. Ama yetmiyor... Bir Türk kızının da dünyada anadilinin dışında başarılı eserler verebileceğini ispatladım. Gururluyum... Ayrıca ben ilk değilim; Elif Şafak da bazı romanlarını İngilizce yazmıştı... Samuel Beckett de hep ikinci dili olan Fransızca'yı kullandı eserlerinde...

Neden Fransızca?

- “Fransızcayı on yaşında Galatasaray Lisesi'nde öğrenmeye başladım ve çok sevdim. Uzun yıllarımı Paris'te geçirdim. Neredeyse ömrümün yarısı Fransa'da geçti... Fransızca'nın düşünce biçiminden gelen bir kesinliği var. Kendine has müzikalitesi, mantıklı ve süslü bir dili var... Eşikte oyununda kullandığım dile özellikle dikkat ettim. Her karakterin farklı bir dili var. Bazıları Paris aksanı kullanıyor, bazıları göçebe bir lisan kullanıyor, ağdalı bir Fransızca var. Oyunu şiirsel bir dille yazmaya çalıştım.”

Geçen yaz, İstanbul Modern'de 'Suyun bir arada tuttuğu' adlı sergide böyle bir film sahnesi görmüştüm, bir çok insan bir odaya girip çıkıyor ve sahneler art arda kompozisyonu bozmadan tekrarlanıyor, sizin eseriniz bana onu hatırlattı...

- Oyunda birbiriyle ilişkili olmayan ve devamlı sahneye girip çıkan yirmi kadar karakter var. Ortak noktaları hepsinin bir eşikte oluşları... Gitmekle kalmak, yaşamla ölüm, gerçekle yalan arası... Yani hayata dair her şey. İnsanın evreleri belki de... Ya da yaşamından kesitler. Örneğin; doğup doğmayacağı, doğarsa sevilip sevilmeyeceği bilinmeyen bir bebeği bekleyen hamile bir kadının karnı, gelişmiş ülkelerin konforlu salonlarından az gelişmiş topraklara dürbünle bakıldığında görülen ufuk çizgisi, savaş-barış, erkeklik-transseksüellik... Rejim değiştiren bir memlekette devrim gecesi, aşktaki delirme noktası... Siyaset kurbanı olmuş, kendisini alkolle uyuşturmayı seçen eski bir militanın sokağa düşmekle 'normalliğe dönmek' arasında seçim yapacağı ve son kapıyı da kapatıp çıkacağı gece... 'Sniper' kızın, tam; hem kendisini hem de düşmanını bir bombayla öldüreceği anda karşısındaki subaya tutuluşu... Düşmanıyla aşk yaşamak için meleklerle pazarlık yapışı... İki ayrı tipleme; Melek, ömrü boyunca açık bavullarla yaşamış bir 'göçebe' iken, Angelle doğduğundan beri hep aynı evde oturmuş, 'sabit' bir ruhtur. Ölümünü bile internet üzerinde bir katalogdan seçip, öyle gelmiştir öteki dünyaya.

Eşikte adlı oyunum; bir yola baş koymuş insanlarla, birey olmak gibi eşiklerde duranların tam kapıdan geçme sürecini anlatıyor. Bu düşüncemi Doğu ile Batı arasındaki en 'muhteşem eşik' olan İstanbul kentinde doğmuş olmama' bağladım. Dışardayız ama bir adım daha atarsak 'içerde' olacağız. Tam kapı aralığındayız. Eşikte durduğumuz anlardayız. Piyesin genel tonu bu. Belki de yazar, yani ben; iflah olmaz bir 'seferi' olduğumdan; ne içeri girebilen, ne dışarıda kalabilen, göçmen bir kuş olduğumdandır. Her daim iki arada bir derede, göçebe gibi durduğumdan, yazımı eşikte yazdığımdandır.

Türkçe olarak 'Hercai Fişek' adlı bir de romanın yayımlanmadı, sonra sinemaya yöneldin ....

- Türkçe bir roman ve öykülerim var. Vakit bulup onları yayımlanacak hale getirmek istiyorum ama araya hep başka işler giriyor. Tabii maddi imkanları aramak da çok zorluyor beni... Elimde yazı aşaması bitmiş dört ayrı film projesi var. Fransızca bir roman için de notlarım var. Bu kış vaktim olmayacak gibi, belki seneye yaza.


ALKIŞ İSTEMİYORUM
Çok mu çalışıyorsun?

Fransız yönetmenler Joel Farges ve Alexandre Mehring'in çektiği filmlerin senaryo ekiplerinde çalışıyorum. Ayrıca iki uzun metraj filmin senaryo ve reji ekibindeyim. Jacques Deschamps ile İstanbul'da çektiğimiz Osmanlı-Fransız ilişkilerinde çok önemli bir dönemi anlatan filmle de ilgiliyim. Bir dakika boş vaktim yok. Joel Farges ile hazırladığımız proje gölge tiyatrolarını konu alıyor. Fransa'da önemli bir yapımcımız var, Türkiye'de ise Nuri Bilge Ceylan'ın yapımcısı Zeynep Özbatur ile birlikteyiz. Film işleri roman yazmaya benzemiyor, çok pahalı bir iş olduğundan yazarın dışında gelişiyor, hangisine önce para bulursak onu öne alacağız... Senaryo ve reji ekibinde bulunduğum 'Dinle Neyden'de Lale Mansur, Ahu Turkpence, Alican Yucesoy gibi oyuncularla beraber çalıştık...

Türk insanından senin bu başarına nasıl alkış tutmalarını istiyorsun?

Ben alkış istemiyorum. Türk iş adamlarının bana 'Eşikte' adlı oyunumun sahnelenmesi için destek vermesini arzuluyorum ki Fransızlar bir Türk kızını Fransa'da alkışlasınlar...


TÜRK KIZI SPONSOR ARIYOR

Eşikte'nin sahnelenmesi konusunda 250.000 euroya ihtiyaç var... Metnin kazandığı ödüller sayesinde Fransa'dan bazı devlet yardımları ve sübvansiyonlar da alınacak... Oyun, ayrıca Fransa'daki Türk kültürü mevsiminin resmi programına da alınmış bulunuyor. Ancak karşılıklılık ilkesi gereği, Türkiye'den de destek gerek... Fransa'dan tam destek gören proje için henüz Türkiye'den hiç bir partner yok. Küçük ölçekte bile olsa, Türkiye'den bir yardım alınması, Fransız kurumlarına karşı, yazarın kendi ülkesinden de ilgi gördüğünün bir kanıtı olacak.

Arzulanan şey; sponsorun 2008 yılı Kasım ayı içinde bir niyet mektubuyla oyunu destekleyebileceğini belirtmesi. 2009 yılı sonunda da maddi destekte bulunması.

Uluslararası arenada tanınan sanatçılar çıkartmaya başladığımız bir dönemde, Fransız Kültür Bakanlığı tarafından resmi bir şekilde “devlet destekli yazar” statüsüne geçmiş bir Türk kızının Fransızca yazarak elde ettiği başarıyı destekleyecek kurumlarımızın varlığını hissetmek çok önemli... Sedef Ecer ilgilenenlere Türkçe ve Fransızca proje dosyasını gönderebileceğini de söylüyor. Türk'ün adını sınırlarımızın dışına taşıyan bu safkan Türk kızına sponsor olmak da sanırım Türk işadamlarının görevi...

Sedef Ecer, 42, rue des vinaigriers

75010 Paris