Hayat Somuncu bababuğdayın peşinde

Somuncu baba buğdayın peşinde

Recep Somuncu, organik tarım için satın aldığı tarlasında ‘kavuzlu buğday’ olarak da bilinen genetiğiyle oynanmamış atalık buğday tohumları buldu. Somuncu, Tohum Gen Bankası’a da verilen tohumların 10 bin yıllık olduğunu söylüyor.

Merve Akbaş Yeni Şafak
Recep Somuncu
Recep Somuncu

Organik ürün, atalık tohum, ekşi maya.... Son yıllarda bu kavramlar hayatımızı bir hayli meşgul ediyor. Sağlıklı beslenmenin ve yaşamanın bir yolunun da buradan geçtiğini düşünüyoruz. Tabi bu alandaki gelişmeler de her geçen gün artıyor. 2010 yılında bu anlamda çok önemli adımlar atılmasını sağlayacak olan Türkiye Tohum Gen Bankası kuruldu. Tabi, bireysel olarak tohum peşinde koşan, organik tarım yapmaya, sağlıklı gıda üretmeye çabalayanlar da var. Recep Somuncu da onlardan biri... Somuncu, Anadolu’da Şeyh Hamîd-i Velî olarak da bilinen Somuncu Baba’nın 18. kuşaktan torunlarından. Büyük dedelerinin izinden giden Somuncu, ailesinin yıllar önce yerleştiği Karadeniz Ereğlisi’nde un, değrimen ve buğday üzerine araştırmalar yaparken atalık buğday tohumları buldu. O tohumları mahsul haline getirmek ise zahmetli bir süreyi aldı.

ISPİRTO ŞİŞESİNDE HAZİNE

Somuncu, birkaç yıldan bu yana tamamen organik ve atalık tohumdan buğday üretiyor. Ancak onun bu üretime başlamasının arkasında oldukça dikkat çekici bir hikâye var. Somuncu, gençlik yaşlarından bu yana doğup büyüdüğü Karadeniz Ereğli’sinde yerel tarih araştırmaları yapmış. Özellikle bölgedeki değirmenleri araştırmış. Bu çalışmalarından sonra da aile büyüklerinin yönlendirmesiyle organik tarım yapmak için arazi aramaya başlamış. Uzun süre, hiç ilaç kullanılmamış tarla arayarak geçirmiş. 2010 yılında ise yine Karadeniz Ereğlisi’ndeki Çevük Köyü yakınlarında onlarca yıldır tarım yapılmamış bir tarla bulmuş. Eşi Semiha Somuncu’yla beraber burada öncelikle kendileri ve çevrelerindeki insanlar için organik tarıma başlamış. Gerisini Somuncu’dan dinleyelim: “Bir süre sonra tarlanın içinde kalan yıkıntı halindeki kulübe tipli yapıyı da tadilattan geçirmek istedik. Buraya geldiğimiz zamanlarda bir ikâmetgah olarak kullanmak amacıyla bu tamirata başladık. Temizlik esnasında birkaç ispirto şişesi içinde tohumlar bulduk. Önce tohumları çoğaltmaya çalıştık. Ardından da il ve ilçe tarım müdürlerimizle görüştük. Onların tavsiyeleriyle bu tohumları Ankara’da bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü bünyesindeki Ulusal Gen Bankası’na gönderdik.”

REKLAM

KAVUZLU BUĞDAY

Somuncu ailesi bir süre sonra Gen Bankası’ndan gelen sonuçlar karşısında oldukça sevinmiş. Çünkü tahmin ettikleri gibi bu tohumlar atalık olarak da bilinen buğday tohumu olduğu tepit edilmiş. Bilimsel olarak Kavuzlu buğday ve triticum monococcum adıyla bilinen, siyez buğdayı da denilen bu tohumlardan Somuncu ailesi ilk yıllarda büyük bir verim alamamış. Ancak her yıl tohumları çoğaltarak devam etmişler. Gen Bankası’na da hediye ettikleri bu tohumlarla şimdi, her yıl biraz daha fazla buğday elde ediyorlar hatta farklı tarlalara da bu tohumu ekiyorlar. Somuncu, tohumun yaşının 10 bin yıl olduğunu söylüyor.

Somuncu ailesi, buldukları tohumlardan ürettikleri buğdayı kendi çabalarıyla un haline getiriyor. Hatta ekmek de yapıyorlar.

Zahmetli bir süreç

Somuncu, yetiştirdikleri buğdayın oldukça zahmetli süreçlerden geçtiğini de ifade ediyor. Buğdayın üretiminin ardından yine kendi çabalarıyla un haline getiriyorlar. Somuncu, “Bugün bilinen ekmekve makarna yapımında kullanılan buğday tohumlarının ülkemize 1970’lerde gelmeye başladığını söylüyorlar. Bizim bugün elimizde olan tohumlar ise muhtemelen 1940- 1950’lerde bu tarlayı işleten aile tarafından saklanmış. Bilirsiniz, ninelerimiz birkaç tohum bulduğunda bile onları bir bez parçasına sarıp evin bir köşesine bırakırlardı. Herhalde bu şekilde yıllarca saklanmış bu tohumlar da” diyor.

Köylü şimdi heveslendi

Somuncu’ya köylülerin onların bu uğraşını nasıl yorumladığını da soruyoruz. “Köylüler tohumları çoğalttığımız aşamayı bilmiyorlar. Buralarda 10 dönüm arazi büyük bir arazi sayılyor. Bölge dağlık ve tepelik de olduğundan bunun bir dezavantajı var. Biz kavuzlu buğdayı çoğaltmayı başardıktan sonra, aldığımız mahsulü de çuvallarla eve taşıdık. Köylüler bu durumu biraz yadırgıyordu. ‘İhtiyacınız yok ne diye tarımla uğraşıyorsunuz’ diyorlardı. Ancak bizim uğraşımızın kıymetini şimdi daha iyi anladılar. Hatta bu konuda çalışmaya heves etmeye başladılar. Bana kalırsa birkaç yıl içinde insanlar tamamen organik tarıma geçecekler.”

/**/

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.