Hayat Tekstil atölyesinden şampiyonluğa

Tekstil atölyesinden şampiyonluğa

Tekstil atölyesinde çalışırken arkadaşlarına özenerek kick boksa başlayan ve hem işe hem antremanlara devam eden Emine Arslan, 70 ülkeden bin 250 sporcunun katıldığı turnuvada dünya şampiyonu oldu. Arslan, madalyasını Mehmetçiğe hediye etti.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Emine Arslan
Emine Arslan

Tekstil atölyesinde çalışırken, arkadaşlarına özenerek spora başlayan Emine Arslan dünya şampiyonu oldu. Antalya’da düzenlenen ve 70 ülkeden 1250 sporcunun katıldığı Dünya Büyükler Kick Boks Şampiyonası’nda rakiplerini bir bir eleyen Arslan, full contact 52 final maçında karşılaştığı Rus rakibi Alena Bashmakova’yı 2-1 yenerek dünya şampiyonu oldu. Ringde büyük sevinç yaşayan Emine, gözyaşlarına hakim olamadı. Birincilik başarısını salonda Türk bayrağıyla tur atarak kutlayan genç sporcu, madalyasını da Mehmetçiğe armağan etti.

Ödül töreni

HAYALİ İÇİN İŞSİZ BİLE KALDI

Spor yapan arkadaşlarına özenerek 23 yaşında kick boksa başlayan Arslan, kısa sürede pek çok başarıya imza atarak milli sporcu oldu. İş çıkışı antremanlara koşarak giden genç kadın, kimi zaman antremanlara izin vermeyen işverenler yüzünden işsiz kaldı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen spor yapmaktan vazgeçmeyen, büyük bir azimle antrenmanlarına devam eden başarılı sporcu Türkiye şampiyonlukları kazanıp birçok uluslararası müsabakada derece alarak Türk bayrağını dalgalandırmayı başardı.

ÇAĞIRICI’YA VERDİĞİ SÖZÜNÜ TUTTU

  • Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı’nın kendisine Bağcılar Gençlik Merkezi’nde antrenmanlarını daha rahat yapma imkanı olan bir iş sağladığını anlatan Arslan, “Yeni işim sayesinde çok rahatladım, hatta iki rekat şükür namazı kıldım” dedi. İş imkanı bulduğunda Başkan Çağırıcı’ya, ‘bir gün mutlaka dünya şampiyonu olacağım’ diyerek söz veren genç sporcu, Antalya’da yakaladığı başarıyla verdiği sözü de tutmuş oldu. Başkan Çağırıcı da yakaladığı başarıdan dolayı Emine Arslan’ı tebrik etti.

Beyşehir Gölü'nde korkutan görüntü: Derinlik 26 metreden 5.5 metreye düştü
FOTOĞRAF 8
Title
TTKD'nin bu yıl yaptığı bilimsel araştırmalarda Isparta'daki Eğirdir Gölü'nün son 10 yılda 520 kilometrekare olan göl yüzeyinin 84 kilometrekare kayıpla 436 kilometrekareye düştüğü, su seviyesinin de ortalama 16 metreden 6 metreye düştüğü belirlendi. TTKD bilim danışmanı ve göl uzmanı Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölü ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar ve uyarıların ardından Beyşehir Gölü'nün de aynı sorunlar nedeniyle hızla yok olduğuna dikkat çekti. Dr. Kesici, iki göl için de tamamen kuruyan Aral Gölü'nü örnek gösterdi.
Title
Eğirdir Gölü'nün tabandan yani yeraltından Beyşehir Gölü ile bağlantılı olduğunu belirten Dr. Erol Kesici, aşırı tarımsal sulama ve etrafındaki binlerce su kuyusu ve göletler nedeniyle beslenmesi engellenen Eğirdir Gölü gibi, Beyşehir Gölü'nün de aynı sorunları yaşadığı uyarısında bulundu. Tabandan bağlantılı olması nedeniyle de iki gölün yaşadığı su kaybının birbirini bileşik kaplar hesabıyla olumsuz etkilediğini kaydetti.
Title
ORTALAMA DERİNLİK 26 METREDEN 5.5 METREYE DÜŞTÜ En son araştırmalara göre Beyşehir Gölü'nün 20 yıl önce 26 metre olan su derinliğinin son yıllarda 5,5 metreye kadar düştüğünü açıklayan Dr. Kesici, Geçen yıllarda Beyşehir çevresinde oluşan obruk yani göçüklerin temel nedeni gölü besleyen ve yastık görevi gören yer altı sularının çekilmesidir. Ülkemizin en büyük havzası Konya'da hala aşırı su isteyen pancar üretimi en büyük etkendir. Yapılan araştırmalarda da belirtilmektedir ki, Konya havzasında ruhsatlı veya ruhsatsız on binlerce kuyu bulunmaktadır dedi.
Title
BEYŞEHİR'DEKİ YÜZEY KAYBI 112 KİLOMETREKARE Dr. Erol Kesici, bölgede oluşan obrukların, Meke Gölü'nün kuruması ve Beyşehir Gölü'ndeki aşırı su kaybının temel nedeninin, yer altı sularının kuyular aracılığıyla çekilmesi olduğunu söyledi. Göllerin yer altı sularından ve kaynaklardan beslenemediğini vurgulayan Dr. Kesici, Ayrıca göller biliminde temel bir ilke olan, eğer bir doğal gölün su seviyesi giderek azalırsa artan en büyük doğal olay buharlaşmadır. Yani göllerimizin derinliği ne kadar yüksekse buharlaşma o kadar az olur. Bir zamanlar 650 kilometrekare göl yüzeyine sahip Beyşehir Gölü'nün şu an az 112 kilometrekaresi kurumuş. Çekilme nedeniyle gölün bazı kesimlerinin bataklık haline geldiğini gösteren kayıtlar mevcuttur. Üzücü olan tarafı ise kuruyan alanlar işgal ediliyor ve pancar üretimi yapılıyor dedi.
Title
ARAL GÖLÜ'NÜN BAŞINA GELENLER Dünyanın en büyük göllerinden biriyken kuruyan Aral Gölü'nün başına gelenlerin Eğirdir ve Beyşehir göllerinin de başına geldiğine dikkat çeken Dr. Kesici, “Beyşehir ve Eğirdir'den 15 kat daha büyük olan Aral Gölü de 60'lı yıllarda ülkemizde olduğu gibi ilkel ve bilim dışı tarımsal su alımları sonucunda neredeyse tamamen kurumuş durumda. Ülkemizin en büyük iki doğal gölü Eğirdir ve Beyşehir de kuruma tehlikesiyle karşı karşıya. Aral Gölü'nün kuruma nedeni ise tarımsal amaçlı aşırı sulama. Eğirdir- Beyşehir göllerinin kurumaya başlamasının da nedeni tarımsal amaçlı aşırı sulama diye konuştu.
Title
SU BÜTÇELERİ AŞIRI ORANDA AÇIK VERİYOR Aral Gölü'nün etrafındaki pamuk üretimi ve aşırı su tüketimiyle yok olduğuna dikkati çeken Dr. Kesici, Eğirdir'in elma, Beyşehir'in ise pancar üretimleri için, gölün su akışını kontrol altına alan regülatör, gölleri besleyen çok sayıda dere ve çaylar üzerine gölet, HES yapımı ve pompajla aşırı su alımları sonucu beslenemediğini söyledi. Bu nedenlerle de su bütçelerinin her yıl aşırı oranda açık verdiğini belirten Dr. Kesici, “Aral Gölü'nde benzer şeyler yaşandı. Aşı su kaybı nedeniyle bir süre sonra alınan tedbirler işe yaramadı. Neticede Aral Gölü yok bugünkü haline geldi dedi.
Title
İKİ GÖLDEKİ KURUMA ORANI YÜZDE 40'A YAKIN Açık kanallarla, vahşi sulamayla tarıma devam edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Kesici, “Yüzde 90'ı kuruyan Aral Gölü'nde artık fotoğrafçılar karaya oturmuş gemilerin fotoğrafını çekiyor. Develer, uçsuz bucaksız çölleşen arazide yol alıyor. Gölün çekilmesiyle bölge, dünyanın geri kalanından uzak, ıssız bir hayalet kasabaya dönüştü. Eğirdir ve Beyşehir göllerinin kuruyan alanları neredeyse yüzde 40'a yaklaştı. Kuruyan alanlar tarım için ya da çeşitli amaçlarla kullanılan yapılarla işgal edilmektedir. Havzada göllerin su kalitesindeki olumsuzluklar ve aşırı kimyasal kullanımı, toprağı verimsizleştirdi. Gübrenin yanı sıra aşırı sulamayla yöredeki klasik elma türlerinin verim ve kalitesi de düştü dedi.
Title
GERİ DÖNÜŞÜMÜ MÜMKÜN DEĞİL Eğirdir ve Beyşehir göllerinde de tıpkı dünyanın en büyük göllerinden Aral Gölü ile aynı sorunların yaşandığını ifade eden Dr. Kesici, şöyle dedi: Aral Gölü'nde olduğu gibi doğal kaynakların geri dönüşümü 100 yılda mümkün değildir. Tıpkı Dipsiz Göl'de de olduğu gibi. Artık aynı Amik, Avlan, Meke, Akşehir gibi kuruyankurutulan diğer doğal göllerimiz gibi Dipsiz Göl de Türkiye'mizin coğrafyasında yer almamaktadır. Buralara dünyanın suyunu taşısanız bile artık birer su birikintisidir. Çünkü bu doğal gölleri göl yapan sadece su değil içerisinde yaşayan canlılardır. Yıllarca adeta demlenerek, mücadele ederek oluşturmuş olduğu doğal ekolojik, hidrolojik dengesidir. Yaşanmış bu felaketlerden, dersler alarak göllerimizi korumalıyız.
Beyşehir Gölü'nde korkutan görüntü: Derinlik 26 metreden 5.5 metreye düştü
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı ve göl uzmanı Dr. Erol Kesici, göl yüzeyinde son 10 yılda 84 kilometrekare su kaybı yaşanan Eğirdir Gölü'nün tabandan bağlı olduğu Beyşehir Gölü'nün yüzeyinde ise son 20 yılda 112 kilometrekare su kaybı yaşandığını ve ortalama derinliğin 26 metreden 5,5 metreye düştüğünü açıkladı. Dr. Kesici, Eğirdir ve Beyşehir'in, vahşi tarımsal sulama yüzünden tamamen kuruyan Aral Gölü'nün kaderini yaşadığını söyledi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.