Hayat Yerli yerinde şiirler İnsan doğduğu yere benzer

Yerli yerinde şiirler: İnsan doğduğu yere benzer

Şair yazar İrfan Çiftçi geçtiğimiz yıl geçirdiği kalp kriziyle genç yaşta aramızdan ayrıldı. Vefatının birinci yılı vesilesiyle dostları ve ailesi Çiftçi’nin çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirlerini toplayarak ilk şiir kitabını “İnsan Doğduğu Yere Benzer” adıyla okurla buluşturdu.

Hüseyin Akın Yeni Şafak
Yerli yerinde şiirler: İnsan doğduğu yere benzer
İrfan Çiftçi

İnsandan geriye kalırsa sadece gözlerinin içi kalır. Şiir giden insanın dünyaya bütüncül son bakışından kalan gözlerinin içidir. Bütün tanımların ötesinde ölüme hazırlıktır şiir. 2020’nin temmuz ayında yitirdiğimiz şair yazar İrfan Çiftçi’nin daha önce kitaplaşmamış şiirlerini içeren “İnsan Doğduğu Yere Benzer” kitabını okurken aklımdan geçen, hayat serüveni ve şiirsel duruşuyla birebir örtüşen satırlardı bunlar. Zaman içerisinde yazdıklarımız birbirine sürünerek geçmiş. Onunla yola çıkan şairlerin yayımlanmış birçok kitabı olmasına rağmen onun bu konuyu doğal akışına bırakıp geri durması hayat-sanat bağlamında anlaşılabilecek bir şeydir. Zira şiir İrfan Çiftçi’nin dünyasında hayatın akışından bağımsız olmadığı gibi ona eşlik eden bir hayatı ifadelendirme biçimidir. Buna “hayatı şiirle tercüme etmek” de diyebilirsiniz. Kitabın “Bir Nöbetçi Kulübesinden” başlıklı şiirinde şairin “son olarak” söylediklerine bir bakalım: “tam olarak şiire çevirmiyorum hayatı/ çünkü kalanları son nefesimle/” Hayatı son nefesiyle nasıl tercüme eder bir şair? Ölümün çevrim gücü diriminkinden daha kuvvetli olduğu için galiba şiire daha kolay uyarlanabiliyor.

‘ŞİİR ÇIKAGELİR AYAĞINA’

İnsan Doğduğu Yere Benzer, İrfan Çiftçi, Art Shop Temmuz 2021
İnsan Doğduğu Yere Benzer, İrfan Çiftçi, Art Shop Temmuz 2021

Ölüm kendini şiirde yaşanılır kılandır. Şiir bir nehrin akışı ise şiir kitabı suyun bir havuzda toplanmasıdır. Farklı zaman, farklı dergilerde yer alan şiirler iki kapak arasında kitaplaşınca biçim, biçem ve söz olarak bütünlük kazanmış. Yer imgesi İrfan Çiftçi şiirinde hem zamandan baskın hem de “mekân” kelimesinin gündelik anlamının üzerinde bir anlama sahiptir. “Durduğu yeri bilmek” cümlesinin işaret ettiği bir “yerli yerindelik”tir . Kitabın isminin çağrıştırdığı yöne baktığımızda bu yerin mekânın kültürel bir öğeye dönüştüğü atmosferden başka bir şey olmadığını görüyoruz. Nitekim kitabın ilk şiiri olan ve hocası Toktamış Ateş’e ithaf ettiği “Bir Şiirin Yeri Vardır Mutlaka Hayatınızda” başlıklı şiirde geçen “yer” de çok katmanlı dolaşıma sahip bir sözcüktür. Bu yer insanın zihninde inişe dönük yükselişler yaşadığı “Hira” olabileceği gibi (“İnsan bir varmaya dursun Hira’sında, / Şiir çıkagelir ayağına” (s.9) ) bir şairin oturduğu mahalleye dek uzanır. “Bir şiirin yeridir mutlaka durduğunuz da!” Şiir başlı başına mekân ötesi bir makam ve müstesna bir yerdir. Ona ulaşabilmek için ayakların yerden kesilmesi gerekir. Bunun yolu da hayatın sırrını çözmekten geçiyor. “Sadece şiirden gidilir kan pıhtısından insana.” (s.9)

Şiir, kan pıhtısı ve insan birbirine sırrını açan üç kelime. Kan pıhtısı bir insanı, insan kan pıhtısını ve şiiri saklar özünde: “Mutlaka bir şiir vardır sakladıklarınızda” (s.10) İrfan Çiftçi şiirinin mekânı makama dönüştürüp yükselten nefesi ve eli tasavvuftur. O hikemi ve irfanî sözün ağızdan ağıza değil kalpten kalbe intikal ettiğine inanır. Ali Günvar’a ithafen yazdığı “İstanbul’dan Âleme” başlıklı şiirinde bu el alıp el vermenin şiire dönük yüzünü okuyoruz: “Bana bir dil üfleyin efendim/ Varıp gideyim onun sesiyle” (s.73) Bu şiirin âmâk ve âfakında tasavvufi terminolojinin bütün yoğunluğunu görebiliyoruz. “Dil üflemek” şiir-tasavvuf ilişkisinde alınacak mesafeye bir atıf olsa gerektir. “Menzil”, “huzur”, “gönül”, göynümek”, “üryan”, “simya”, “azık”, “hayvan”, “seyr”, “şifa”, “gül”, “nefes”, “ateş” … gibi sembol ve remizler insanın doğduğu yere dair makamın tuğlalarıdır. Şiirinde kelime seçimi noktasında özgün bir yere sahip olan Çiftçi’nin Öz Türkçe sözcüklerin yanı sıra mahalli ağızlardan Türkçe’nin medeniyet dairesine dahil olan kelimeleri rahatça kullandığını görüyoruz. Soku, yekinmek, taşıl, yapıntı, çisenti, avunç, yalaz, anıştırmak, çıngı, bağıl, soğurulmak, duygunluk, göçeri, gönençlenmek, erdenlik, yoğalmak, çıkak, burgaç, koyak, sunak, almaşık, acarı, duralmak, tümülüs…anlam dünyamıza çok nadir çiseleyen sözcükler şairimizin dilinde can buluyor.

İÇSEL BİR YOLCULUKTUR

Bunun yanı sıra müşterek medeniyet sözcüklerimiz olarak kabul gören devasa, feryat, teşne, musalla, aşina, silsile, hayy huy, zikir, levha, ecza, hüsnü aşk…gibi daha birçok kelime tinsel labirentleri olan bir şiire gelenekle modern arasında bir geçişlilik imkânı sunuyor. Sanki adı Yunus olan bir şair mahallenizde oturuyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Dostlarının aktardığına göre İrfan Çiftçi müntesip bir şairdi. Bu rabıta onun sadece mürşidi ile arasındaki mukareneti değil kelimelerin birbiriyle ünsiyetini de sağlayan bir özelliğe sahip. Öze dönük, ait olduğu yere avdet etmeye çağrı olan bu münasebetin mistik karşılığı şudur: “şimdi! durmalı, durulmalı ve akmalı bu yerlerde.” Şairin insanın içsel yolculuk ve kemali için önerdiği bu üç aşama (durmak, durulmak ve akmak) bir yönden de şiirin hareket kabiliyetine, şiirin insanda, insanın şiirde demlenmesine dair ince bir mesajdır. Zira “İnsan Doğduğu Yere Benzer” kitabındaki şiirlerin tersine akan serüveni ifade edilmiş gibi. Durmak safhası şiirlerin bir çatı ya da iki kapak arasında okunmayı bekleme safhasıdır. Durulma kitap olma aşamasından bir önceki aşamadır ki yazılan şiirlerin arasından yayımlanma ile okuyucusunu bulma noktasında makul bir zaman aralığının geçme sürecidir. Tersine doğru üçüncü aşama, “akmak” aşamasıdır ki şair serüveninin ilk ve en uzun aşaması budur.

Kitaptaki şiirlerin yayımlandığı dergilerin çeşitliliği kadar şairin hayat serüveninde kalemiyle çok farklı mecralarda yer alması onun bir başka özelliğini göstermektedir. Aynı yaklaşım biçimini kendilerine şiir ithaf ettiği kişilerin çeşitliliğinde de görüyoruz. Şairin 18 yaşından vefatına kadar yazdığı 34 şiirin okuyucuya kazandırılmasında başta ailesi olmak üzere dostları şair Osman Hakan A. ve Ali Günvar’ın katkılarını da ifade etmeden geçmeyelim. Bu vesile ile şairimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.